Vakkas Çelik milli takım sürecini anlattı

Vakkas Çelik milli takım sürecini anlattı

Kahramanmaraş’a çim hokeyini tanıtan ve burada elde ettiği başarılar sonucunda A milli takımın başına geçen Vakkas Çelik, milli takım sürecini Manşet Gazetesi Spor Servisi’ne anlattı.

Kahramanmaraş Kanuni İlkokulunda Beden Eğitimi Öğretmenliği yapan Vakkas Çelik, 23 kez çim hokeyi milli takımında forma giydikten sonra Kahramanmaraş’ta da bu sporu başlatarak Türkiye genelinde birçok başarıya imza attı. Bu başarılarının sonucunda ilk olarak 18 yaş altı milli takımın başına geçen Çelik, daha sonra ise A milli takımın başına getirildi. Bu başarıları ile Kahramanmaraş’ta adından sıkça söz ettirmeye başlayan Çelik, milli takım sürecini, burada edindiği tecrübeleri ve gelecek yıllara yönelik milli takım planlarını Manşet Gazetesi Spor Sevisine anlattı.

İşte Vakkas Çelik’le yaptığımız röportaj:

Hem milli takımda oynamak hem de milli takımın başında antrenör olarak gitmek nasıl bir duygu?
Milli takımın başına antrenör olarak ilk defa gittim. Daha öncesinde 23 kez sporcu olarak milli takıma gitmiştim. Şu andan itibaren Türk milli takımına hem sporcu olarak hem de antrenör olarak hizmet etmiş bulunuyorum. Bu milli bir görev olduğu için hem gurur verici hem onur verici bir durum ve bunun bize ciddi bir şeyler kattığını düşünüyorum.

Milli takımda ileriye yönelik planlarınız nelerdir?
Tabi ki gittiğimiz zaman ilerleyen süreçte çok daha iyi başarılar elde edeceğiz. Bunu yapmak içinde sağlam bir temel oluşturmamız gerekiyor. Şu an için ilk amacımız bu. Çocuklarımızın hem ahlaki yönden hem de millilik bilinci olarak en iyi duruma gelmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bunlar için sık sık toplantılar yaptık. İlk gittiğimiz milli takımda 18 sporcunun 14’ü ilk defa milli takıma gitmiş olması bizim için bir dezavantajdı ama biz bunu avantaja çevirdik. Bundan sonraki milli takımlar için çok güzel bir alt yapı çalışması oldu.

Milli takımın Fransa’daki durumu nasıldı?
Ben Fransa’daki çalışmaların başarılı geçtiğini düşünüyorum. Çünkü İtalya gibi büyük takımlara karşı çok güzel maçlar çıkardık. Tabi sonuç olarak bu maçlarda tecrübeli olan takımları kazanıyor. Tecrübeniz yoksa belli bir süreden sonra oyundan kopuyorsunuz. Hem taktiksel olarak çocukları bunu kaldıramayabiliyor hem de fiziksel olarak.


Şu an Türkiye’de çim hokeyi ne durumda?
Şu an Türkiye’de 35 takım Osmaniye’de kurulacak olan 16 yaş birinci ve ikinci ligine katılacak. 16 tane kız takım 35 tane erkek takımının kurulacağı bir lig olacak. Bu tabi Türkiye için ciddi anlamda bir alt yapı demek. Bu alt yapıdan seneye 16 yaş Avrupa Şampiyonası ve buna benzer şampiyonalar için çok güzel bir çalışma oldu bu sene. 


A milli takıma yönelik planlarınız nelerdir?
Biz özellikle A milli takım nezdinde yeni bir yapılanmaya gideceğiz. Çünkü A milli takımda bir değişimin olması gerektiğini düşünüyoruz. Zaten bu konuda Hokey Federasyonu’da bizi destekliyor. Biz hem hokeyin içinden gelen birileri olarak hem de antrenör olarak federasyona da bunu ilettik. İnşallah zaman içerisinde çok daha güçlü, hem ülkesi için hem milleti için ciddi anlamda çalışacak iyi sporcular yetişecek. 


Milli takıma sporcu yetiştirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Şu an bunun alt yapısının oluştuğun gördük. Seneye çok daha iyi başarılar olacak. Özellikle alt yaş grubunda Türkiye şu an ciddi anlamda güçlü geliyor. Çim hokeyi hem okul sporları arasına girdi takım sayısı arttı. Özellikle okul sporları bunun alt yapısı olacak. Şu an aşağı yakarı 200-300 okulun katılımı ile bir okul sporları oluyor ve bunun finallerinde Kahramanmaraş 3 yıldır adından söz ettiriyor. İnşallah Osmaniye’deki maçlarda da aynısını sergileyeceğimizi düşünüyoruz. Çünkü hem milli takıma gönderdiğimiz sporcular var. Onların deneyimi burada arkadaşlarını katkı sağlayacaktır. Hem de bizim milli takım antrenörü olmamızın da verdiği yeni bir çalışma sistemini takımımıza aktardığımız zaman çok daha başarılara imza atacağımız düşünüyoruz.

Sizden sonra bu sporu devam ettirecek antrenörler yetiştiriyor musunuz?
Şu an kendi yetiştirdiğim 16 tane öğrencim var. Bunlar şu an üniversite okuyor ve birkaç tanesine de biz antrenörlük belgesini aldırdığımız arkadaşımız var. Ben takımın başında bu arkadaşlarımı göndereceğim çünkü biz milli takım hocası olduğumuz için adil olmalıyız. Biz oyuncuları izleyeceğiz ve geleceğin milli takım oyuncularını belirleyeceğiz. İnşallah seneye Avrupa Şampiyonası’da çok daha iyi başarılara imza atacağız.

Bu spora ne zaman başladınız?
Biz bu spora Türkiye’de ilk başlayanlardanız. Yani bunun bize birçok avantajı oldu. Hiç kimsenin bilmediği yeni bir sporcu öğrenmek farklı bir şey. Sporculuk dönemimizde bir şekilde sporculuğun biteceğini düşünüyorduk. Biz sporculuk yaşamımızda hep şunu düşündük. Eğer bizleri yetiştiren birisi varsa bizde birisini yetiştirmeliyiz. Bu niyetle biz bu işe başladık ve bu konuda Gençlik Spor İl Müdürümüz bize çok destek oldu ve şu an bu noktalara kadar geldik.

Şu an çim hokeyi olarak Kahramanmaraş ne durumda?
Şu an Kahramanmaraş’ta 160 tane sporcumuz var. Bunun yanında üç tane aktif bir şekilde liglere katılan kulübümüz var. Bunlar Kahramanmaraş Gençlikspor, Kahramanmaraş Bölgespor ve Kahramanmaraş Hokey Kulübü. Biz bu kulüpleri şahıslara değil de Kahramanmaraş’a mal ettik. İnşallah bu böyle olmaya devam edecek. 


Kahramanmaraş’ta bu sporun gelişmesini neye bağlıyorsunuz?
Bu sporcularımızı hemen hemen hepsi maddi durumu iyi olmayan sporcular. Belki böyle olmasaydı bu sporcularımızdan bu kadar başarılı takımları çıkmazdı. Bu durum bizi daha da sevindiriyor. Çünkü bu sporcularımız böyle şeylere çok daha fazla ihtiyaç duyuyorlar. Tabi bu konuda bize desteklerinden dolayı tekrar Ali İhsan müdürümüze tekrar teşekkür ediyorum.

Çim hokeyi sporundan biraz bahseder misiniz?
Tek başına bir şeyi yapabilmek çok zor biz bu işi ekiple daha iyi hale getirebileceğimizi biliyoruz. En güzeli Kahramanmaraş’ta sadece hokey değil de diğer sporlarda da güzel adımlar atılıyor. Ama hokeyde ilerlemesi bizi ayrıca mutlu ediyor. Bu branş gerçekten zevkli bir branş belki ilk bakıldığında insanların çok da hoşuna gitmeyebilir. Ama zevkli bir spor. Buz hokeyi salonda yapılan bir salon sporu hokeyde hem salonda yapılan hem de açık alanda yapılan bir spor. En büyük avantaj aslında şu 1896’dan beri olimpiyatlarda var olan bir branş ve bu branşı yapan insanların üniversiteye girişlerinde milli takıma girişlerinde ciddi anlamda bir avantaj sağlıyor. Biz teorik ve taktik çalışmalarda çocuklara dünya ve Avrupa şampiyonlarını izletiyoruz. Kendi yaptığımız maçlardan çektiğimiz vidoları ve diğer takımın yaptığı maç videolarını izliyorlar. Yani artık sporcularımız bilinçlenmeye başladı. Kendiliğinden antrenman yapabilecek sporcularımız var. İnşallah bu süreç daha iyi olacak.

Milli takımın başına geçmek size neler kattı?
Milli takım boyutu tabi ki farklı bir boyut. Hem Fransa’da hem Portekiz’de hem de A milli takımda olsun, 18 yaş milli takımında olsun, genç milli takımda olsun farklı ülkelerin orada ki çalışmalarına şahit oldum. Antrenman dilimlerine olsun, oyun tarzlarına olsun hocaların sahada ki hâkimiyeti bunları da az çok onlardan öğrendik. Sonuçta bir şeyi birileri daha iyi biliyorsa bundan kesinlikle bir şeyler almak lazım. Neredeyse her gittiğimiz ülkede hokey sahası var. Hem kulüpler bünyesinde hem milli takım bünyesinde güzel çalışmalar yapılıyor. Biz oradan bu izlenimleri aldık. O takımların çalışma videolarını aldık. İnşallah bunu kendi takımlarımızda da uygulayacağız. Önce kendimizi geliştirip takımlarımıza faydalı olacağız. Özellikle kendi sporculuğum zamanında ki edindiğimiz tecrübe antrenörlük de ki tecrübe tabii ki bizim zamanımızda ki antrenörlük yeni bir branşa adım attığımız için eksiklikler vardı. Şu an biz bunun önüne geçmeye başladık daha bilinçli daha profesyonel işte kamp yapılacak.

Milli takımdaki kazanımlarınızı buradaki takımlara nasıl aktarıyorsunuz?
Hem fiziksel olarak hem taktiksel olarak çalışmalar yapıyoruz. Türkiye’de Hollandalı bir antrenör vardı. Teknik kurul koordinatörü gibi bir vasfı olan bir kişiydi. Onun tecrübelerinden faydalandık kampta. Konya’da iyi bir kamp dönemi geçirdik. Bu kampın sonucunda biz Fransa’da çok güzel maçlar çıkarttık. Orada edindiğimiz bilgileri yaptığımız çalışmaların kaymağını yiyoruz. Belki sonuçsal olarak almaksak da taktiksel olarak çocuklarımız bunu yansıttı. Tek bir sıkıntı vardı o da çocukların tecrübe eksikliği tabii ki bu da şunla alakalı; bir çocuğun milli takıma gitme yaşının 18 olmaması lazım. En önemlisi biz millilik duygusunu vererek onu aşılayarak milli takımın her şeyin üstünde olduğunu ve vatanı, bayrağı temsilen gittiği için bunu bilincinde sporcular olması gerekir. Çünkü ne uğruna orada olduğunu bilmesi lazım.

Haber: Serkan Ardıç

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner103