‘MEYDANLARIN DİLİ CUMHUR İTTİFAKI DİYOR’

Gündemi değerlendiren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, “Meydanların diline baktığımızda, meydanlar çok açık bir şekilde Cumhur İttifakı ve AK Parti diyor. Geriye dönüp baktığımızda her anlamda 2013 gezi olayları, 17-25 Aralık yargı darbesi, 6-7-8 Ekim olayları, Fetöcü kalkışma, 15 Temmuz bunların hepsi bertaraf edilmiş. Şimdi vatandaş kim sorun çözer dertlerimi kim çözer diye baktığında dönüp yine AK Parti'yi görüyor. Bu sorunları Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti çözer” dedi.

‘MEYDANLARIN DİLİ CUMHUR İTTİFAKI DİYOR’

2004’ten bu yana gerçekleşen tüm seçimlerde AK Parti’nin seçim kampanyasını hazırlayan strateji ekiplerinde yer almasının yanı sıra 2011 Genel Seçimleri’nde Kahramanmaraş Milletvekili seçilerek kent siyasetine hızlı bir giriş yapan AK Parti Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, üstlendiği birbirinden önemli görevlerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Hem Türkiye hem de Kahramanmaraş siyasetinin önemli isimlerinden biri olan Ünal, yerel ve ulusal televizyonlarda gündemin sıcak konularını kendine has üslubuyla yorumluyor. Ünal, son olarak ise TVNET'te Seçim Özel Programı’nda gündemi değerlendirdi. 31 Mart’ta gerçekleştirilecek olan yerel seçimler gündemin en önemli konu başlıklarından biri olurken, Ünal, birbirinden önemli açıklamalarda bulundu.

Mahir Ünal’ın açıklamalarının satır başları şu şekilde;

“ARTIK KAMPANYALAR DİJİTAL ORTAMLARDA”

“Aslında biz 1 Şubat'ta kampanyamızı başlatırken her şehir kendi sesiyle güzeldir çevreye duyarlı kampanyamız başlamıştır diye başladık. Cumhurbaşkanımızda kampanyamızın çevreye duyarlı olacağını ses ve görüntü kirliliği oluşturmayacağını ifade etmişti. Artık klasik kampanyalar dönemi de kapanıyor. Daha çok dijital kampanyalar dönemine geçiyoruz. Çünkü artık dijital platformlarda iletişim daha akışkan. İnsanlar sosyal alanda gündemi takip ediyorlar.  Geçmişte gündemi gazeteler ve televizyonlar belirliyordu artık gündemi sosyal ağlar belirliyor. Türkiye'de 55 milyon sosyal medya kullanıcısı var ve bunlar ortalama 3 saat sosyal medyada kalıyorlar. Her bir birey ellerindeki tekil cep telefonlarından internet üzerinden bu dünyaya bağlılar. Yani gazetenin, televizyonun verdiği haberlerden ziyade bugün Twitter, Facebook, Instagram, Youtube gibi çok yüksek kullanıcısı olan ağlar biraz gündemi belirliyor. Bir de biz bunu çok önceden gördüğümüz için yaklaşık 6 ay çalışma yürüttük. Öncelikli olarak genel merkezimizi dijital platforma taşıdık. 1,5 milyon teşkilat mensubumuz dijital platformlardan anlık haberleşebiliyor. Gerçek kişilikler olarak sosyal ağlarda siyasal kampanyayı yürütüyorlar. O yüzden sokaklardan ziyade artık kampanyalar dijital ortamlarda. Gerilim artık sokakta değil de tartışmalarla ve daha çok yorumlar, paylaşımlar, 30 saniyelik videolar bunlar üzerinden daha çok kampanya yürüdüğü için sokaklar biraz daha sakin.

“KAMPANYAMIZI STRATEJİ HEYETİ YÖNETİYOR”

Bu kampanyanın farklı bir tarafı da var. AK Parti'nin genel merkezde bir strateji heyeti var ve kampanyayı bu strateji heyeti yönetiyor. Biz daha önce kampanyaları ajanslara verirdik ve ajanslar kampanyayı yönetirdi. Bu defa genel merkezde tecrübeli, birikimli yıllarca AK Parti'nin kampanyalarında çalışmış değerli genel başkan yardımcıları, genel başkan vekilimizin başkanlığında bir strateji heyetimiz var ve bu heyet kampanyayı yürütüyor. Her bir arkadaşımızın da sorumluluk alanları var. Dijital platformların en temel özelliği anlık veri akışını izleyebiliyorsunuz. Yani bunlar hızla günlük raporlanıyor. Erişimlerinizi, erişimlerinizin etki analizlerini hızla alabiliyorsunuz. O yüzden biz günlük, haftalık raporlarla bu geri bildirimlere bakıyoruz. Bu veri akışı içerisinde artık anket firmalarından ziyade insanların önceliklerini, duyarlılıklarını, psikolojilerini tercihlerini daha net bir şekilde görebiliyorsunuz. Çünkü anket firmaları geçmişte sorular hazırlanır, saha firması anket için çıkar 3 günle 5 gün arasında anketörler sahada anketlerini yaparlar örneklemler bunlar alınır. Sonra o saha firması sahada çalışırken manipülasyon oldu mu olmadı, sonra bilgisayara girişi yapılır sonra onların analizleri yapılır ve 10-12 gün içerisinde sizin elinize bir sonuç gelir.

“DEĞİŞİMİ İYİ OKUYABİLMEK GEREKİYOR”

Dolayısıyla aslında sizin elinize gelen sonuç bu verimin sahadan çekildiği andaki algıyı ve seçmen davranışına etki eden faktörleri yansıtır. Oysa bugün artık saha son derece dinamik ve son derece değişken. Seçmen davranışına etki eden faktörlerde bu akışkanlığının bir gereği olarak sürekli olarak bir değişim gösteriyor. Bu değişimi okuyabilmeniz için bu değişimi sizin dijital platformlardan takip etmeniz gerekiyor. Artık dünyada bunu yapan birçok firma var. Bu Trump'un seçiminde Cambridge Analytica 46 milyon Facebook kullanıcısının verilerini kullandığı için Facebook'un sahibi Zuckerberg senetoda çağrıldı ve sorgulandı. Bunu biz yapmıyor ama biz analizlerden raporlamalardan iletişiminizin etkisini, etki analizini, erişimini bu sosyal ağlar bir rapor olarak sunuyor. Bugün tam da kampanyaların akışkanlığını ve gündemin hızla değişmesini sağlayan iletişimin bu noktadaki hızıdır.

“İLETİŞİM STRATEJİSİNE DÖNÜŞMÜYORSA EKSİK VARDIR”

Artık günümüzde 2 tane coğrafya var. Yani bir fiziki gerçeklik fiziki coğrafya, bir de internet coğrafyası var. Şimdi bu 2'sini beraber yüksek bir koordinasyon içerisinde yürütmeniz gerekiyor. Aslında bu gerçeklikteki etkinliklerinizin erişiminizi buradan arttırabiliyorsunuz. Yani bu dijital kampanya dediğimiz sadece sanal ortamda yürütülen bir kampanya değil. Nihayetinde siz bir yaşlıyı ziyaret ettiğinizde, çocuklarla birlikte olduğunuzda, çevreye bir duyarlılık sergilediğinizde, bir mesaj verdiğinizde mesela çevreyi korumak ve yaşatmak için yeni bir politika geliştirdiğinizde bir önlem aldığınızda aslında orada yaptığınızı burada bir taraftan da yaygınlaştırıyorsunuz. Çünkü eğer dijital platform gerçeklikten beslenmiyorsa bu defa burada bir kopuş ortaya çıkıyor. Yani bu öyle bir hale geldi ki artık sizin gerçeklikte yaptıklarınız eğer dijital ortamlarda bir iletişim stratejisine dönüşmüyorsa eksik vardır. Ama dijital platformlarda yaptığınızın fiziksel gerçeklikle karşılığı yoksa yine eksik. O yüzden bu 2'sini birlikte planlamanız ve yürütmeniz gerekiyor.

“GERÇEKLİKTEN KOPTUĞUNUZ ZAMAN...”

Bu birliktelik kaçınılmaz olarak sizin meydanda sesinizi duyurmak için yaptığınız gürültüyü sosyal medyada oluşturduğunuz erişim ve iletişim ortadan kaldırıyor. Artık burada sesinizi duyurmak için, iletişiminizi arttırmak için, görünürlüğünüzü arttırmak için, daha çok insana ulaşmak için burada yaptığınız görüntülü etkinliği sosyal medyaya taşıdığınızda burada sessiz sedasız bir anda Facebook'tan 5 milyon kişiye ulaşabiliyorsunuz. Ya da Twitter'dan 1,5 milyon erişime ulaşabiliyorsunuz. Gerçeklikten koptuğunuz zaman artık siz zemininizi kaybediyorsunuz. Şu anda bizde bir stüdyo ortamında tüm bunları konuşuyoruz. Ama şu anda stüdyo ortamında konuştuğumuz bütün bu mesajlar aynı zamanda şu anda sosyal medyada hızlı bir şekilde canlı olarak paylaşılıyor. Siz yine televizyon ortamında bunu kitlelere ulaştırıyorsunuz. Yani televizyon teknolojisinin de aslında biraz geride kaldığı ama televizyon teknolojisinin de artık bir parçası haline geldiği bir iletişim biçimini konuşuyoruz. Yani iletişim biçiminde ortaya çıkan niteliksel değişiminin yani dijital dönüşümün sonuçlarını konuşuyoruz aslında.

“MEYDANLAR CUMHUR İTTİFAKI DİYOR”

Şimdi burada ben sokağın diline bakıyorum. Tam da duygunun üretildiği, insanların tercihlerinin, beklentilerinin, taleplerinin üretildiği sokak ve meydanların dili. Cumhurbaşkanımız ısrarla mitingler yapıyor. Bu çok önemli çünkü sosyal bir etkinlik aslında. İnsanların o miting meydanlarında bir araya gelmesi, liderle buluşması, kendi siyasi görüşleri ve kendi siyasal hedeflerini orada paylaşmaları ve o mitingin oluşturduğu duyguyu biz sosyal medyada yaygınlaştırıyoruz. Meydanların diline baktığımızda çok açık bir şekilde cumhur ittifakı ve AK Parti diyor. Sokağın diline baktığımızda ben şu ana kadar 20 ile gittim. Şimdi çok net gördüğümüz bir şey var. Eskiden hükümetler değişir dertler değişmezdi. Şimdi 1960 ile 2002 arasında 42 yılda bu ülkede 36 tane hükümet değişmiş. Ortalama görev süreleri 1,5 yıl. Bunların bir kısmı darbeyle, muhtırayla, gazete ilanıyla hükümetler değiştirilmiş. Siyaset gücünü kaybetmiş, siyaset verdiği sözleri yerine getirememiş. Türkiye'nin dışa bağımlılıktan kaynaklanan hem ekonomide dışa bağımlılıkta hem dış politikada dışa bağımlılıkta hem savunma sanayide dışa bağımlılıktan kaynaklanan çözümsüzlükler yaşanmış ve siyasetçi topluma verdiği sözleri yerine getirememiş, toplumsal talepleri karşılayamamış.

“AK PARTİ'NİN GÜÇLÜ BİR SORUN ÇÖZME KAPASİTESİ OLUŞTU”

2002'den önceki Türkiye'ye baktığınızda bu ülkenin doğalgazı, petrolü yok. Topladığı 100 TL'lik verginin de 86 TL'si faize gitmiş. Ama 2002'den sonraki sürece baktığınızda AK Partili yıllarda sorunlar çözülmeye başlamış ve siyasetin sorun çözme kapasitesi ciddi anlamda artmış. Vesayet ortadan kalkmış, dışa bağımlılık ortadan kalkmış, IMF'ye olan 26 milyon dolar borç ödenmiş, IMF ülkeden gönderilmiş. Çünkü IMF dediğimiz yapı gelip sizin bütün ekonomi politikalarınızı ve bütçenizi belirlemiş. Öğretmen alımlarınıza, doktor alımlarınıza varıncaya kadar yıllarca IMF bunu belirlemiş. Şimdi Türkiye 17 yılda sorunlarını büyük oranda çözmüş, temel ihtiyaçları karşılamış ve AK Parti'nin güçlü bir sorun çözme kapasitesi oluşmuş. Geriye dönüp baktığımızda her anlamda 2013 gezi olayları, 17-25 Aralık yargı darbesi, 6-7-8 Ekim olayları, Fetöcü kalkışma, 15 Temmuz bunların hepsi bertaraf edilmiş. Şimdi vatandaş kim sorun çözer dertlerimi kim çözer diye baktığında dönüp yine AK Parti'yi görüyor. Bu sorunları Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti çözer.

CHP KADROLARININ SORUN ÇÖZEMEYECEĞİNİ GÖRENLER”

Muhalefete baktığında yani Kemal Kılıçdaroğlu'na ve Cumhuriyet Halk Partisi'ne baktığında kendi iç sorunlarını çözemeyen kendi krizlerini yönetemeyen bir siyasi partinin sorunları çözemeyeceğini görüyor. Zaten oyunu CHP'ye veren ama CHP'nin iktidar olmasını istemeyen bir kitle var. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve CHP kadrolarının sorun çözemeyeceğini gören bugün hala CHP'Lİ belediyelerde olup bitenleri gördüğünde İstanbul'un göbeğinde CHP'li bir belediye 2019 yılında Nişantaşı, Şişli, Mecidiyeköy'de çöp dağlarıyla karşılaşıyor. 19 aydan beri maaşları ödenmeyen personel varsa bugün İzmir'de körfeze kokudan yaklaşılmıyor ve 1990'ların belediye anlayışında gördüğümüz çöp, çukur, çamur, susuzluk, hava kirliliği, kokular, çevreye karşı duyarsızlık hala bir belediye yönetimi anlayışı olarak devam ediyor. Vatandaş bütün bunları gördüğünde 17 yıldan beri sağlıkta, eğitimde, ulaşımda ve birçok alanda sorunları çözen AK Parti bundan sonraki sorunları da çözer.”

(Haber: Mehmet Can Tekdöş-Abdullah Hançer)

Güncelleme Tarihi: 12 Mart 2019, 17:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner96

banner98

banner103