"KOALİSYONLAR ÜLKEYİ KRİZLERE GÖTÜRDÜ"

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç, Referandum sürecine ilişkin, “Bu seçim A partisinin, B partisinin, C partisinin seçimi değil, bu seçim geleceğimizin seçimidir” dedi.

"KOALİSYONLAR ÜLKEYİ KRİZLERE GÖTÜRDÜ"

16 Nisan’da gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi halk oylaması için yaklaşık bir buçuk aydan bu yana çalışmalara ara vermeden devam eden AK Parti Kahramanmaraş İl Teşkilatı, referandum için sahada vatandaştan ‘Evet’ desteği istemeye devam ediyor. Kahramanmaraş’ın hemen hemen tüm ilçe ve mahallerine giderek, vatandaşların nabzını yoklayan ve sisteme dair akıllardaki soru işaretlerini gideren AK Parti heyetinin bu seferki durağı Ekinözü ilçesi oldu. Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç öncülüğünde Ekinözü ilçesine giden AK Parti heyeti burada vatandaşları ziyaret ederek, neden ‘evet’ denilmesi gerektiğini anlatarak vatandaşlardan destek istedi. Başkan Erkoç, Ekinözü ilçesinde gittiği her yerde vatandaşlar tarafından büyük bir sevgi seli ile karşılaşırken Ekinözü halkı ise oylarını Evet’ten yana kullanacaklarını söyledi. Başkan Erkoç’a burada İl Başkan Yardımcısı İdris Tezcan, Ekinözü İlçe Başkanı Bünyamin Şakalar, Ekinözü Belediye Başkanı Nursi Çeleğen ve meclis üyeleri eşlik etti. Burada vatandaşlara yeni sistemi anlatan Başkan Erkoç, yaptığı açıklamada yapılacak olan referandumun gelecek için önemli olduğuna dikkat çekti.

HUZURLU BİR GELECEK İÇİN EVET

Türkiye’nin çok önemli bir süreçte olduğuna işaret eden ve 16 Nisan’da yapılacak olan halk oylamasının telafisinin olmayacağının altını çizen Başkan Erkoç, geleceğe daha huzurlu ve mutlu gitmek isteyenleri 16 Nisan’da ‘Evet’ demeye davet etti. Başkan Erkoç, “Türkiye’miz çok önemli bir süreçte. 16 Nisan herhangi bir seçim değil. Seçimlerin 5 yılda telafisi olur. Bu son 50-60 yılda özlenen, en önemli bir kamuoyunun halk oylamasıdır. Gelecek yüzlerce yılında seçimidir bu. Bu normal seçimlerde ki gibi seçim değil. A patisinin, B partisinin, C partisinin seçimi değil. Bir adaylık söz konusu değil. Burada bir sistem oylaması var. Bir tercih meselesidir. Bundan sonra bizi geleceğe taşıyacak sistemi seçmedir. Bunun amblemi AK Partinin, MHP’nin, CHP’nin amblemi değil. Bu sistemin üzerinde al yıldız al bayrak olacak. Türkiye Cumhuriyetinin sistemidir. Türk milletini geleceğe götürecek sistem budur. O yüzden bu sistem çok önemlidir. Geleceğe daha güçlü daha huzurlu gitmek istiyorsak 16 Nisan’da ki halk oylamasında bu sistemi değiştirip yeni sistemi oylamamız lazım” ifadelerini kullandı.

EKİNÖZÜ GÜÇLENECEK’

Konuşmasında Ekinözü ilçesinin sorunlarına da değinen Başkan Erkoç, yapılan tüm hizmetlerin son 15 yıl içerisinde yapıldığına dikkat çekti. Sözlerinde Türkiye’nin büyüdüğüne dikkat çeken Başkan Erkoç, “Ekinözü’nde işsizliği, sanayileşmeyi, imkânları biliyoruz. Bakın bu Türkiye’nin geleceği ile ilgili olay. Türkiye büyücek, Ekinözü büyücek, istikrar güçlenecek Ekinözü güçlenecek. 50-60 yıldan bu yana konuşulan Kandil Barajları vardı. Ama kimse yapmazdı. Hatta ilk ölçümünü yapanlarda hakkı rahmetine kavuştular. Bu son 15 yılda yapıldı. Rahmetli Adnan Menderes planlamış bunları ama yapmakta Recep Tayyip Erdoğan dönemine nasip oldu. İstikrar huzur ortamı olmasa, Türkiye büyümese elektriğe ihtiyacı olmasa bu santraller yapılmazdı. Yüzlerce kardeşimiz ekmek yiyor. Ülkenin büyümesi o açıdan çok önemli” şeklinde konuştu.

İRADESİZLİK KOALİSYONLARI BERABERİNDE GETİRDİ’

Sistem değişikliğine gitme kararlarının nedenini anlatan Başkan Erkoç, koalisyonların ülkeye verdiği zararlardan sıklıkla bahsetti. “İradesizlik yüzüne o zamanki parlamenter sistemde koalisyon oluştu” koalisyonların iradesizlikten geldiğinin altını çizen Başkan Erkoç konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Niye sistem değişikliğine ihtiyaç duyuldu? Niye bu mevcut sistemi değiştirmek istiyoruz? Türkiye’nin enerjinin büyük bir kısmı bu parlamenter sistemden kaynaklanan kavgalardan kaybedildi. Bu parlamenter sistemin çıkarttığı krizlerle biz fakirleştik. Yokluğa kıtlığa gittik. Hastanelerimiz çalışmaz oldu. Yağ kuyrukları, benzin mazot bulamadık.1980’li dönemlerde ekmeği karne ile aldığımız, şeker çay bulamadığımız günleri hatırlayın. Türkiye de o yıllarda deprem mi olmuştu? Salgın mı olmuştu? Ya da yağmur yapmayıp kuraklıkla tarlalar mı kurudu? Bunların hiç biri olmadı. İradesizlik yüzüne o zamanki parlamenter sistemde koalisyon oluştu. Koalisyonda etik olmayan kurallarla oluştu. O dönemde milletvekilleri istifa etti, başka partilere dağılımı değiştirdiler, mecliste millete dayanmayan bir sistem oluştu. Milletin seçtiği gibi değil. Hükümet kurdular, o hükümet ülkeyi idare edemedi. Kararlı, cesur duramadı. Birileri ülkenin sokaklarını yakarken o elleri kıramadı. Kardeşi kardeşe düşürürken onu durduramadı. Ne istiyorsunuz birbirinizden deyip çıkıp konuşamadı. Çünkü cesaretleri yoktu. Milletten aldıkları bir güven yoktu. Her taraf kan revan içinde kalmıştı. İnsanlar sokağa çıkmaz olmuştu. Binlerce yıldan bu yana bu ülkede, bu topraklarda kardeşçe yaşayan insanlar aynı evde baba, oğul, amca, dayı birbirinin gırtlağına sarılmıştı. Kaos vardı, Türkiye her şeyini kaybetmişti. Türkiye’nin geleceği açısından felaket oldu. Fakirlik, yokluk, sağlık sistem yok, sosyal güvence yok, hiç bir şey yok. Durup dururken oldu. Bir yel girdi Türkiye’ye Türkiye’yi bu hale getirdi.

YAŞANANLAR TEKRARLANDI

Yöneticiler ve bu sistem yüzünden Türkiye ekmek bulamaz hale geldi. Arkasından Fahri Korutürk’ün süresi doldu ve oturup ta cumhurbaşkanının çözemediler. 115 defa toplandılar ama bir türlü cumhurbaşkanını seçemediler. Her şeyin itibarını sıfırladılar. Ülke itibarını, milletin itibarını, meclisin itibarını zedelediler ve 12 Eylül gününde darbe oldu. Türkiye zaten o günde de iflas etti gitti. 90’lı yıllarda istikrar ve huzur ortamı olmayınca yine aynı şeyler yaşandı. Terör örgütünün adamları şehre kadar geldi terörle mücadele edilemedi, kararlı duramadılar. 5 Nisan kararları geldi Türkiye iflas etti ve battı. 2000’li yıllarda yine aynı şeyler yaşandı cumhurbaşkanı başbakanın kafasına anayasa kitapçığını fırlattı, çift başlılık asıl budur. Türkiye o gün yandı bitti ve yüzde 300 fakirleşti. Kim fakirleşti, alın teriyle gidip inşaatlarda, tarlalarda çalışan garibanlar, esnaflar fakirleşti. Kaynaklarımız bir anda bitti. İnsanlar hastane parasını ödeyemediği için cenazeleri hastanelerde esir kaldı. İnsanların yakınlarına senet imzalattırıldı. Türkiye hep bu parlamenter sistemin çıkarttığı krizlerle felaketle karşı karşıya geldi. 2007 yılı cumhurbaşkanlığı sisteminde de bir cumhurbaşkanı seçeceğiz 363 vekilimiz varken bu sayının 367 olması gerektiğini söylediler. Vekillerimiz istifa etti bu sayı 340’ düştü ve bu da 1980 yılının tekrarı gibi bir şey oldu. E-muhtıra verdiler ve Türkiye’yi kaosa götürmeye çalıştılar ama güçlü idareci Recep Tayyip Erdoğan, kararlı durdu milletin hakemliğine seçime gitti onların oyunlarını bozdu.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN KARARLI DURUŞU

Bir yer vesayet parlamenter sistemi kontrol etmiş tuzaklar koymuş içine suni krizler oluşturarak altı astarı olmadan ülkenin kaynaklarını bir yere akıtıyorlar. Tüm bunlardan bir an önce kurtularak yeni sisteme geçmemiz gerekir. 6 Haziran günü Türkiye’de güçlü bir hükümet vardı Türkiye güçlü bir şekilde seçime girdi 7 Haziran seçim oldu ve 8 Haziran günü hep birlikte hükümet kurulacak mı kaygısı içerisine girdik. Ülkede huzurlu ve mutlu yaşamak isteyen insanlar büyük bir endişe içerisine kapıldılar. Kimse güçlü bir iktidar olacak mı kaygısına düşmez çünkü sistemi kurmuşlar sadece kimin olacağını merak ederler. Adamlar çok güçlü hale gelmişler peki biz neden suni krizlerde enerjimizi kaybedelim. Allah’a hamt olsun 16 yıldan bu yana Recep Tayyip Erdoğan bu ülkeyi yönetiyor. Bu ülkeyi yakmaya, kaos oluşturmaya çalışanlara karşı kararlı bir duruş sergiliyor. Dimdik duruyor ve olumsuz oluşabilecek tüm davranışlara karşı kararlı bir duruş sergiliyor. Geçmişte bu duruşu sergileyebilen bir liderimiz olmadığı için geçmişte o kötü olaylar yaşandı. Geçmişte eğer bu duruş olsaydı bu ülkeyi yakmaya çalışan kötü niyetli insanlara adaletin, güvenliğin, hakkaniyetin, cesaretini göstererek yumruklarını ortaya koysalardı kötü niyetli insanlara karşı Türkiye’de huzursuzluk oluşmazdı. Onun için güçlü iktidarlara, güçlü idarecilere ihtiyaç vardır. Dimdik duran milleti adına hangi görüşte olursa olsun binlerce yıldan bu yana bu ülkede kardeşçe yaşayan herkesin huzuru bizim için önemlidir. Biz bunu sağlamaya çalışıyoruz vatandaşımızı huzuru ve mutluluğu, refahı için bu sistem bunun için önemlidir. Yoksa cumhurbaşkanımız şimdi cumhurbaşkanıdır ve 2019’a kadar görev süresi var 2019’dan sonrada bu millet kendisini Allah’ın izni ile yine seçecek. Şimdi bu sistemde düşünelim orada seçilme hakkı bittikten sonra yeniden başbakanlığa aday olsa bu millet kendisini 50 defa daha seçer ama bu sistemde cumhurbaşkanımız görev süresini 2 dönemle sınırlıyor. Başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı birleşiyor ve bunu 2 dönemde sınırlıyorlar. Neden, çünkü diğer insanlara da fırsat verilmeli bir adam 2 dönem yapacağını yapsın daha sonrada başkalarına fırsat versin isteniliyor. Siyasetin yeniden yenilenmesi isteniyor. AK Parti’ye de yine 3 dönem şartı getirdi. Bir adam 3dönem üst üste görev yaparsa görevinden ayrılıyor. Türk siyasetinde bazı partilerde 50 yıldır mecliste olan kişiler var. Onun için bu sisteme sahip çıkalım gelecek açısından bu sistem çok önemlidir. Bunu parti meselesi ya da diğer meselelerin üzerinde tutalım. Gelecekle ilgili anahtar sizin cebinizde olacak. 5 yılda bir kimi isterseniz sistemi ona emanet edeceksiniz. Güçlü duran bir yürütme hükümet çıkaracak. Birinci turda yüzde 50’yi sağlayamazsa ikinci turda en çok oy alan kişi kalıyor bu sistemde. 2 hafta sonrada ikinci tur gerçekleştiriliyor. İkinci turda en güçlü olan seçiliyor. 7 Haziran seçimlerinden sonra gezdiğimiz zaman vatandaşlar hemen Türkiye koalisyonlarla yürütülmesin hemen başka bir seçim kararı alalım dediler. Başka partilerden vatandaşlar istikrar ve huzur için biz AK Partiye oy vereceğiz dediler.”

DİKTATÖRLER SEÇİMSİZ GELİR BABADAN OĞULA BIRAKILIR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aleyhinde söylenen sözlerin doğru olmadığını ve diktatörün kimlere söylenilmesi gerektiğini anlatan Başkan Erkoç, sözlerine şöyle devam etti: “Birçok yalan yanlış şeyler söylüyorlar diktatör diyorlar ama diktatörler seçimle gelmez seçimle gitmez diktatörlerde sandık olmaz. Diktatörler seçimsiz gelir babadan oğula bırakırlar. Ya da kardeşe bırakılır. Kılıçdaroğlu’nın Osmanlı ile ilgili de Küba ile ilgile de görüşleri ortada. Sonrada vatan mücadelesi veren insana iftiralar atıyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan var ya alnının akıyla milletin oyu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu ve İstanbul’un tüm sorunlarını çözdü. Birileri dedi ki bunlar çok başarılı bunlara yarın bir gün ülkeyi de teslim ederler önlerini keselim diye Siirt’te Talim Terbiyeyi anlatan ve okullarda ders kitabında okutulan bir şiiri okudu diye Cumhurbaşkanımızı müebbet hapisle yargıladılar. Altı astarı olmayan dosyalarla hapse attılar görevinden düşürdüler ama o yılmadı milletine güvendi. Daha sonra bu yolda yürümeye devam etti ve AK Parti’yi kurdu. Kurar kurmaz kapatma davası açtılar sonra seçime girdi ve hem genel başkanlığını hem de genel başkanlığı adaylığını düşürdüler. Recep Tayyip Erdoğan yine yılmadı. Dünyada ki en büyük demokrasi mücadelelerinden birini verdi. Yılmadı Allah’ın izni ile Allah onu düştüğü yerden kaldırdı ve Siirt’ten milletvekili oldu. Sonra AK Parti’ye yeni bir kapatma davası açtılar. Bir ya da iki oyla kapatma davası reddedildi. Sonra yeniden önünü kapattılar cumhurbaşkanı seçmek istediğimizde siz seçemezsiniz dediler. Haksızlığa ve her türle engellemelere rağmen hep birlikte yürüyoruz.

CEVAP 16 NİSAN’DA VERİLECEK

15 Temmuz gecesi bu ülkeyi yakmaya çalıştılar. Helikopterle asker kılığına bürünmüş Fetullahçı Teröristler bu millete sivillere saldırdılar. Ama bu millet Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ayağa kalktı. Bu demokrasi mücadelesi için canının ortaya koyan gerçekten kendini demokrasi ve millet için feda eden cumhurbaşkanımızın o gece çok cesur bir duruşu vardı ve bizleri daha da cesaretlendirdi. Bu milletin özgürlüğü için kendi canını ortaya koydu. Meclisi bombaladılar ve mecliste her görüşten insanlar vardı. Seçilmiş herkes meclisteydi. Sivil insanları, polisleri bombaladılar. Kadın, erkek, çocuk demeden canice katlettiler. Bunlara karşı biz hep demokratik bir şekilde mücadele ettik. 15 Temmuz gecesi elimizde bir tane silahı olan kimse yoktu. İman dolu göğsümüzle ve inancımızla demokrasiye olan bağlılığımızla hep birlikte yürüdük. İşte Recep Tayyip Erdoğan dünyada ki en büyük demokrasi kahramanlarından biridir. Nasıl bu adama bu şekilde iftirada bulunabilirler. Bunlara cevabı hep birlikte 16 Nisan’da vereceğiz. Bunlar bir duruş göstermediler. Ülkeyi birbirine düşürmek isteyenlere karşı tavır koyamadılar. Bunlarda bir duruş yok bunlar ancak birbirleri ile kavga ederler.”

Hizmetlerin kendilerinin boynunun borcu olduğuna işaret eden Ekinözü Belediye Başkanı Nursi Çeleğen, “Şundan emin olun 3 yıl oldu. Belki arzu ettiğimiz hizmetleri yapamadık biz inşallah Büyükşehir Belediye Başkanımız, Başbakan Yardımcımız, Eski Kültür ve Turizm Bakanımızla, İl Başkanımız, Milletvekillerimiz ile inşallah Ekinözü’nden güçlü bir evet istiyoruz. Ondan sonra bu memleketin çocuğu hem Büyükşehir Belediye Başkanından hem Başbakan Yardımcımızdan hem de bizde istihdam konusunda da hizmet konusunda da bizim boynumuzun borcu. Biz buna söz veriyoruz. 13-14 gün içerisinde kapı kapı dolaşacağız. Biz inşallah gerekirse Fen işlerine, mezarlıklarımıza her konu istihdam sağlayacağız. Ekinözü’ne Kültür Merkezi, düğün salonu, 4-5 tane halı saha, bilgi ve kültür evi, kadın yaşam merkezi bunları 2018 Ekim’ine kadar Ekinözü’ne Belediye Başkanımızla 21 mahalle 77 mezraya yapacağız. Biz sizin her türlü ihtiyaçlarınızı karşılayacağız. Ülkemiz için, milletimiz için bize destek olun” diye konuştu.

Desteklerin günden güne büyüdüğüne işaret eden AK Parti İlçe Başkanı Bünyamin Şakalar, şunları kaydetti: “Bu millet aziz, asil bir millet. Bu millet arif bir millet. Arife tarif gerekmez. Hedefe 13 gün gibi bir günümüz kaldı. Günden güne destekler büyüyor. Sizlerle gurur duyuyor, iftihar ediyoruz. Gerek İlçe Merkezimize gerekse ülkemize bu sandıkları patlatacağız. Ayın 16’sında farklı bir Türkiye inşa edeceksiniz. Hepinize teşekkür ediyorum.”

MEVCUT SİSTEM İHTİYAÇLARA CEVAP VEREMİYOR’

İl Başkan Yardımcısı İdris Tezcan ise,Yeni bir referandumun arifesindeyiz. Referandum deyince vatandaşın beynine başvuruluyor. Vatandaşın beynine başvurulduğunda demokrasi var demektir. Yani 93, 94 yılında kurduğumuz demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet olduğuna göre rejim değişikliği söz konusu değil. Peki, bu sistem değişikliğine neden gidiyoruz? Bildiğiniz gibi demokrasilerde vatandaşın talebi söz konusudur. Siyasette bu vatandaşın talebine cevap vermek durumundadır. Mevcut sistem vatandaşın talebine cevap veremediği için sistem değişikliğine gidiyoruz. Vatandaş’ın talebi demokrasi, bağımsız yargı, milli irade, istikrar, güçlü Türkiye’dir. Mevcut sistem bunlara cevap veremiyor. Demokrasi, mevcut sistemle 93,94 yıldır devamlı darbelerle demokrasi açısından herhangi bir iyi olduğu diyebileceğimiz döneme rastlayamadık. En iyi olduğu dönemi de 2002’den günümüze kadar AK Parti’nin istikrarı dönemidir. Burada dahi 2015 genel seçimleri mevcut sistemle istikrarın sağlanamayacağını göstermiştir. 7 Haziran sonrasını hükümet kurulamadı. Yeni sistem değişikliği ile istikrar sürekli haline gelecek, istikrar partilerin inisiyatife çıkmış olacak. Yine aynı şekilde bağımsız yargı mevcut sistemle yargılanamaz. Yeni gelecek sistemle bunların hepsini sağlamış olacağız” şeklinde konuştu.

Haber: Kübra Dilbirliği

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Rıza - 7 ay önce
İngiltere’de 13.asırda (1215 de MAGNA CARTA LİBERTATUM ile) BÜYÜK FERMANLA kralın yetkileri sınırlandırılmıştır. Biz ise sekiz asır sonra bir kişiye (C.Başa) büyük ,olmadı daha büyük yetkiler veriyoruz. Demek ki hürriyet, demokrasi ve cumhuriyet değerlerini hazmedememişiz. Fark burada.