Kaynak, “Kendi Güvenliğimiz için mücadele ediyoruz”

Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak, “Şehitlerimizin yapmış oldukları mücadele bize vatan topraklarında bir metre daha yer kazanmamızın mücadelesi değil, Suriye’den bize gelen tehlikeyi bertaraf etme mücadelesidir” dedi.

Kaynak, “Kendi Güvenliğimiz için mücadele ediyoruz”

AK Parti Kahramanmaraş İl Teşkilatı tarafından düzenlenen Şubat ayı İl Danışma Meclis Toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, gündeme dair birbirinden önemli açıklamalarda bulundu. 97 yıl önce Maraş’ın kendini kurtardığı gibi bugün Suriye’de de vatan, millet için şehitler verdiklerini ifade eden Kaynak, sınır güvenliğini Suriye’de başlatmak istediklerini kaydetti. “Amerika Birleşik Devletleri’ne yeni seçilen Başkan Donald Trump cumhurbaşkanımızdan tam 6 yıl sonra güvenlik bölgesi teyakkuz ediyor” diyen Kaynak, güvenli bölgenin temel şartının bir terör örgütüne karşı bir başka terör örgütünü kullanmamak olduğunu söyledi. Kaynak, “Cumhurbaşkanımız bu bölgenin çocuğu olarak bu bölge insanının tarihine, kültürüne vakıf biri olarak ikazda bulunuyor. Asla bu bölgeye insanların meselelerine dayanarak insanların ırklarıyla bir boyut geliştirmedik. Çünkü insanların inançlarını, ırklarını değiştiremezsiniz. O zaman bir savaşı başlatabilirsiniz ama durduramazsınız. O yüzden burada yaşanan sorunlar yarın başka ülkelerde yaşanmasın diye bu mücadeleyi ortaya koyuyoruz” şeklinde konuştu.

BİZ 15 TEMMUZ’DA DEDELERİMİZİN GİTTİĞİ YOLDAN GİTTİK”

12 şubat Kurtuluş Bayramı sadece tek başına bir Kurtuluş Bayramı olmadığını dile getiren Kaynak, “12 Şubat Kurtuluş Bayramımızın 97. Yılını idrak ettik. 12 şubat Kurtuluş Bayramı sadece tek başına bir Kurtuluş Bayramı değil. 12 Şubat Maraşlının bağımsızlığı inancı için bir kıyam günüdür. 12 Şubat günü Maraşlının sokaktaki bacısının başörtüsüne uzanan eli inanç özgürlüğüne uzanmış el olarak kabul edip ayaklandığı bir gündür aslında o mücadelenin zafer günüdür. Aynen 15 Temmuz gibi milletin iradesine gasp etmeye çalışanlara, milletin egemenliğini gasp etmeye çalışanlara milletin özgürlüğünü gasp etmeye çalışanlara nasıl bir dirençle karşı koyulmuşsa 12 Şubat günü de aynen öyledir. Biz 15 Temmuz’da dedelerimizin gittiği yoldan gittik” şeklinde konuştu.

HERKES KENDİ BAĞIMSIZLIKLARI VE KENDİ İSTİKBALLERİ İÇİN AYAKLANDI”

Kaynak, “Şehit Çakmakçı Sait’in yaşı 18 değil miydi? Senem Ayşe, Çerkez Aslan Bey, Şeyh Ali Sezai Efendi, Mıllış Nuri ve daha nice kahraman kadınıyla erkeğiyle genciyle yaşlısıyla herkes kendi bağımsızlıkları ve kendi istikballeri için ayaklandı. Ülkemize saldıran teröristler çok sayıda vatandaşımızı şehit etti. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin desteklediği özgür Suriye ordusuyla birlikte El-Bab’da terör unsurlarından temizlenecektir. Tüm bunlar kolay değil. Aynen 97 yıl önce Maraş’ın kendini kurtardığı gibi bugün Suriye’de de vatanı için Suriye için değil kendi vatanımız için topraklarımıza o topraklardan gelen terör örgütlerini yok etmek için kendi insanımızın ve kendi milletimizin güvenliği için şehitler veriyoruz. Bütün Şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum onların yaptığı mücadele bize vatan topraklarında bir metre daha yer kazanmamızın mücadelesi değil, yaptığımız mücadele Suriye’den bize gelen tehlikeyi bertaraf etmektir. Sınırımızın güvenliğini oradan başlatmak istiyoruz. Hedefimiz insanımızın geleceğini güvenliğini o bölgeden başlatmaktır. Hayat bize göstermiştir ki 15 Temmuz sonrası içindeki hain unsurlardan temizlenen Türk Silahlı Kuvvetleri o şerefli üniformayla hangi kahramanlıkları yapabiliyorlar. Allah’a hamt olsun önemli sayıda haini tasfiye eden Türk Silahlı Kuvvetleri şimdi orada bu coğrafyanın en güçlü ordusu olarak milletimizin en önemli güvencesi, sigortası olarak mücadeleye ediyor. Bizim mücadelemizin sonunda ise Cumhurbaşkanımızın, Başbakan iken 2011’de bu göç hareketi ilk başladığında ifade ve çözümün ne kadar doğru olduğunu dünya 6 sene sonra anlayabiliyor” ifadelerini kullandı.

İNSANLAR SAVAŞTAN, ÖLÜMDEN, YOKLUKTAN KAÇIYOR”

Dünya’nın göçlerle, mültecilerle uğraşmasın diye çalıştıklarını söyleyen Kaynak, şunları kaydetti: “İnsanlar savaştan, ölümden, yokluktan kaçıyor. Orada güvenli bölgeler oluşturalım ve o güvenli bölgeleri uçuşa yasak bir hale getirelim ve kendi insanlarını eğitip donatacağımız birliklerle de kendi güvenliklerini kendilerinin sağlamasına olanak sağlayacağız. İşte teyakkuz ise bunun en son örneğidir. Bizim müttefiklerimiz, bizim dostlarımız bölgede başka terör örgütleriyle iş kurmayı hesap edeceklerine hedefi kendilerine tetik yapmaya çalışacaklarına, bir başka terör örgütünü kendilerine müttefik yapmaya çalışacaklarına 6 yıl önce bu teklifi dinlemiş olsalardı ne dünya bu kadar büyük bir göç dramını yaşayacaktı ne de bu kadar kan dökülecekti. Amerika Birleşik Devletleri’ne yeni seçilen Başkan Donald Trump cumhurbaşkanımızdan tam 6 yıl sonra güvenlik bölgesi teyakkuz ediyor. Güvenli bölgenin temel şartı bir terör örgütüne karşı bir başka terör örgütünü kullanmamaktır. Bir caniye karşı bir başka caniyi desteklememektir. Çünkü bilemezsiniz terörün ne zaman nerede kime döneceğini kimse kestiremez. Cumhurbaşkanımız bu bölgenin çocuğu olarak bu bölge insanının tarihine, kültürüne vakıf biri olarak ikazda bulunuyor. Asla bu bölgeye insanların meselelerine dayanarak insanların ırklarıyla bir boyut geliştirmedik. Çünkü insanların inançlarını, ırklarını değiştiremezsiniz. O zaman bir savaşı başlatabilirsiniz ama durduramazsınız. O yüzden burada yaşanan sorunlar yarın başka ülkelerde yaşanmasın diye bu mücadeleyi ortaya koyuyoruz.”

DEMOKRATİK, LAİK, SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİNDEYİZ”

Kaynak, 15 Temmuz travmalarını atlatmaya çalışırken, diğer yandan da sınırlardan ülkeye gelecek bütün tehlikelerle mücadele ettiklerini vurguladı. Kaynak, “Bir yandan da bundan 97 yıl önce bağımsızlığını kazanan ülkemizin ekonomik bağımsızlığını kazanması içinde çalışmalar yapıyoruz. Türkiye’nin 23 Nisan 1920’den beri ve Cumhuriyetimizin ilan edildiği 29 Ekim 1923’den beri asla milletini sorgulamamıştır. Rejim dediğimiz millet adına egemenlik kullananların daha doğrusu milleti yönetenlerin bu yetkilerinin kaynağını nereden aldıklarıdır. Hangi rejimi yönetildiğimiz sorulsa cevabı ondandır. Yetkiyi Padişah, Kral’dan alıyorsa monarşi vardır. Yetkiyi milletten alıyorsa Cumhuriyet vardır. Türkiye 23 Nisan 1920’de ve 29 Ekim 1923’te tescil etmiştir. Bizim rejimimiz Cumhuriyettir. Bizim rejimimiz 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulurken o ülke etrafında kurulan ecdadımızın, o ülke etrafında toplanan ecdadımızın hedefleri millet egemenliğinin tam hakimiyetidir. Milletin egemenliğini asla parçalatmamaktadır. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletindeyiz. Ay yıldızlı bayrağımız bizim bayrağımız, üstad Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı İstiklal Marşı bizim marşımız ve bizim zenginliğimiz budur. Türkiye’nin bir rejim karşılaşması asla mümkün değildir. Bizim böyle bir şeye hakkımız yok. Bu devleti, bu cumhuriyeti kuranlar bizim ecdadımız. Bugün gerçekten böyledir” şeklinde konuştu.

BU MEMLEKETİN KAHRAMANLARI HİÇBİR ZAMAN BİTMİYOR”

Kahramanmaraş AK Parti İl Başkanı Ahmet Özdemir ise, Türkiye’nin yeni bir dönemden geçtiğini söyleyerek, bu dönemin ilk aşamasında mecliste yeni çalışmalar olduğunu ifade etti. Özdemir, “Bu memleketin kahramanları hiçbir zaman bitmiyor, bunu çok iyi biliyoruz. 15 Temmuzunda kahramanları var, şehit olanları var, gazi olanları var. Bir de canla başla mücadele edip bugün bizimle olanlar var. Türkiye yeni bir dönemden geçiyor. Bu yeni dönemde, yeni dönemin ilk aşamasında meclis içerisinde yeni bir çalışma oldu. Bu çalışmada tabii ki Ak Partili bütün milletvekillerimiz çok büyük mücadeleler verdiler. Şehrimizin ismiyle müsemma kahraman milletvekillerimiz de orada uzun sürede anayasa değişikliğinin geçmesiyle ile ilgili çok çaba sarf ettiler.”

VATANDAŞLARIMIZIN BUNLARLA İLGİLİ ENDİŞELERİ VAR MI?”

Özdemir, “Biz bu değişikliği neden istedik? Şartlar bunu gerektiriyor muydu? Ama 15 Temmuz sürecini yaşadıktan sonra güçlü bir liderin ne kadar önemli olduğunu, güçlü iktidarın ne kadar önemli olduğunu yakinen hepimiz şahit olduk. Bu sürecin devamında da artık bunun bir sistem haline gelmesini gerektiğini yani bunun karizmatik liderlerle, anlık durumlarla mücadele etmek şeklinde değil de, hükümet sistemi olması gibi bir zorunluluk ortaya çıktı ve sonunda da meclis bu çalışmayı yaparak yeni hükümet sistemi olan Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile ilgili bir değişiklik geldi. Zaman zaman teşkilatlarımız içerisinde de kamuoyunda da bazı çalışmalar yapıyoruz. Vatandaşlarımızın bunlarla ilgili endişeleri var mı? Diye araştırma yapıyoruz ve her söyleneni kenara not ediyoruz. Buradan anladığım bir şey var. Vatanını milletini sevenler ve Recep Tayyip Erdoğan’ı 15 Temmuz günü orada yaptığı şeyin bu vatan, millet için olduğuna inananlar işin doğrusuna çokta bakmadan evet vermemiz lazım diyorlar. Bir de 15 Temmuza inanmayanlar kafasında vatan millet sevdası olmayanlar hiçbir şeye bakmadan hayır diyorlar. Ama bunu söylerken şunu ayırıyorum; konuya hâkim olmayarak endişelenen vatandaşlarımızın ayırarak söylüyorum. Önceki akşam hem bu dönem hem de önceki dönem ki milletvekili arkadaşlarımızla 7 saat süren bir istişare toplantısı yaptık. Referandum öncesi nasıl bir hazırlık yapabiliriz? Sorusu gündeme geldi. 50 milyon seçmen var, 18 milyonda genç seçmen var. Bir de 15 Temmuz günü sokağa dökülen genç kardeşlerimiz var. Hiçbir şeyi sorgulamadan başlarını ne geleceğini düşünmeden sokağa dökülen kardeşlerimiz var. Demek ki 18-20 yaşında olmak fark etmiyor. Söz konusu vatan olunca herkes sokağa dökülebiliyormuş. Bunun da bir karşılığı olmalı. Hem 18 milyon genç kardeşimin hem de kahramanlığın yaşı olmadığını gösteren genç kardeşlerimizin de mecliste temsil edilmesi gerekiyordu. Doğal olarak ta bu düzenleme çıktı” dedi.

CUMHURBAŞKANIMIZ ÇOK GÜÇLÜ BİR LİDER”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aslında böyle bir sisteme ihtiyacı olmadığını vurgulayan Özdemir, şunları kaydetti: “Cumhurbaşkanımızın aslında bu sisteme ihtiyacı yoktu. Çünkü liderlik karizması o kadar yüksek ki biz AK Parti olarak yüzde 47 oy aldık ama o tek başına yüzde 52 oy aldı. Cumhurbaşkanımız 2023, 2053, 2071’i söyledi. Bu ülkenin önünü ileri de nasıl açılacağına dair bir açılım getirdi. Bu sistemin güzel tarafı aslında cumhurbaşkanımızdan sonra. Çünkü zaten cumhurbaşkanımız çok güçlü bir lider. Ama cumhurbaşkanımızdan sonra gelecek kişi mutlaka hepiniz bir yere oturduğunuz da televizyonda izlerken yâda konuşmasını dinlerken “Bu iyi bir adam bu düzgün bir adam, bu adam milletini seven bir adam” diyeceksiniz. Ancak öyle bir kişi bundan sonra cumhurbaşkanı olacak.”

Haber : Meliha Şeyma Akçakale

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.