“Anayasa oyuncak olamaz, anayasa devletin kendisidir”

 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) 25. dönem milletvekili Sefer Aycan, anayasa değişikliğine ilişkin devlette istikrar olması gerektiğini savunarak, “Anayasa oyuncak olamaz, anayasa devletin kendisidir” dedi.

“Anayasa oyuncak olamaz, anayasa devletin kendisidir”

MHP 25. Dönem Milletvekili Sefer Aycan gazetemizi ziyarette bulundu. Ziyarette gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Mahmut Beyaz ile gündeme ilişkin görüş alışverişinde bulunan Aycan, Manşet Gazetesi’nin yayın politikasını takdir ettiğini söyledi. Konuşmasında Yeni anayasa değişikliğinden de bahseden Aycan, 82 anayasası hakkında ki karışıklıkları anlattı. 82 anayasanın dominant bir sistem olduğunu niteleyen Aycan, “MHP tavrını ortaya koydu. Çizgisi belli, gerekçeleri belli neden referandumda bu anayasa değişikliğini kabul ettiğini ya da evet dediğini genel başkanımız sürekli açıklıyor. Bunu birkaç madde ile özetlemek gerekir. Aslında defalarca da genel başkanımız bunu anlattı. Bizim şu anki yürüttüğümüz 82 anayasası cumhurbaşkanını çok kuvvetli kılan bir anayasadır. 80 öncesinde ki anayasamızda cumhurbaşkanı bu kadar kuvvetli değildi ama 82 anayasasında direk diyor ki cumhurbaşkanı idarenin başıdır diyor. Yani hükümete başkanlık yapabilir, bakanlar kurulunu toplayabilir ve direk yönetime müdahale edebilir anlamına geliyor. Yapmasında da hiçbir engel yoktur aslında 82 anayasası Kenan Evren döneminde hazırlanan bir anayasadır hatta 82 anayasası Kenan Evren’in kendisini cumhurbaşkanı olacağını bildiği için ya da öngördüğü için ona göre ayarlanmış bir anayasadır” diye konuştu.

BİZ LİDER SEVEN BİR MİLLETİZ

Parlamenter sistemde yaşanan sıkıntıları anlatmaya devam eden Aycan, şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanı Türkiye’de her şeyi yapan kişidir aslında atayan başbakanı değiştirebilen bir sistemdir. Daha önceki cumhurbaşkanlığı da aslında böyle dominant tiplerdi. Bir Özal bir Demirel onlarda başbakan değiştirdiler ve partinin sürekli olarak iç işlerine de karışıyorlardı. Özal sürekli başbakan değiştirdi ve sonunda ben partinin başına geçeceğim dedi ve partinin başına geçti. Doğruyol’da Demirel Çiller’i atadı ama memnun kalmadı ve herhangi bir milletvekilini başbakan atadı. Olmadı Cindoruk’u bir taraftan tahrik etti ve Cindoruk parti içi muhalefetlere başladı. Şimdi en partili görünmeyen Ahmet Nejdet Sezer var fakat kendisi en siyasi adamdı. Kendi istediği politikası olan bu yüzdende bütün atamaları Rektör atamaları ve bakan atamalarına hatta AK Parti’nin atamalarına da müdahale etti. İstediği kişiler olmayınca imza atmıyordu. Hal böyle iken Recep Tayyip Erdoğan ise daha da dominant birisi, kendisi de söylüyor zaten ben daha farklı olacağım diye. Başbakan iken de aslında ülkeyi o yönetiyordu. Cumhurbaşkanımız vardı ama başbakan iken de ülkeyi yönetiyordu. Türkiye’yi bir kişi yönetiyor ve Türkiye’nin de genel kültürü buna uygun. Öyle bir cumhurbaşkanı başbakan ikili yönetime uygun bir yapımız yok. Biz lider seven bir milletiz. Böyle iken 2007 seçimlerinde cumhurbaşkanlığının direk halk tarafından seçilmesi ile ilgili anayasa değişikliğimiz oldu. Aslında bu işin o zaman olması gerekiyordu. Cumhurbaşkanını direk halka seçtiriyorsunuz ama bununla ilgili düzenlemeleri de yapmıyorsunuz. Yani zaten cumhurbaşkanını direk halk seçtikten sonra haklı olarak Recep Tayyip Erdoğan, ‘Ben halka hesap veririm’ diyor. Anayasa yetkilerini de kullanırım diyor. Anayasa da zaten var orada bir değişiklik olmamıştı. Orada bir eksiklik yaptık ve keşke bunu o zaman düzenleseydik biraz aceleye geldi. O zaman cumhurbaşkanının yetkileri tanımlanabilirdi ve başbakanlık ortadan kalkabilirdi. Aceleye getirildi ya da adım adım yapma düşüncesi vardı. Ve ya AK Parti daha farklı bir şey istiyordu ve farklı bir sistem düşünüyordu biraz daha federatif yapıdan Kürt kökenli insanlara da sıcak gelecek bir şeyler düşünüyordu. Uzun vadede tümüyle anayasayı değiştirmek istiyordu ya da gerekçesini bilemiyoruz. O zaman cumhurbaşkanının direk millet tarafından seçilmesini oy verildi ve yüzde 68 olarak geçti. Biz o zaman hayır dedik buna ama millet evet dediğine göre söyleyecek bir laf yok.”

KENDİ İÇERİSİNDE ÇELİŞKİLERİ OLAN BİR ANAYASAMIZ MEVCUT’

MHP olarak yapılacak olan referandumda Evet oyu verme nedenlerini de anlatan Aycan, “Sonraki dönemlerde genel başkanımız ise, cumhurbaşkanının anayasa aykırı davranıyor diye söyledi ve bunun böyle gitmeyeceğini, Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmadığı ifade etti. Sonuç olarak ta bu sorunun çözülmesi kararını aldık ve genel başkanımızda birkaç hafta böyle mesaj verdi. Kimsede ortaya çıkıp ta Devlet Bey haklı bu sorunu çözelim demedi. Devlet Bey birkaç defa söyledi ancak cevap gelmedi. Hatta uyardı da ‘Ben söylüyorum, muhataplarından ses gelmiyor’ dedi. Evet, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan anayasaya aykırı davranıyor. Partisinden yana davranıyor bu açık ve nettir. Bu durumu anayasa mahkemesine de götürdük ve anayasa mahkemesi haklı olduğumuzu söyleyerek fakat tanımlanmış bir suçun bulunmadığını ifade etti. Cumhurbaşkanı buna uymakla yükümlü uymazsa da şöyle yargılanır şöyle olur diye bir ceza yok. 82 anayasası diyor ki “Cumhurbaşkanı vatana ihanetten yargılanabilir onunda ne olduğu belli değildir.” Diyor ki cumhurbaşkanının parti ile ilişkisi kesilir. Kesilmezse ne olur ya da kesilir ama ilişkisi devam ederse, ya da partizan dalgalarla ilgili bir şey tanımlanmamış. Anayasa iyi hazırlanmamış ve kendi içerisinde çelişkileri olan bir anayasadır. Bu ülkede 4 defa anayasa değiştirdik. En son olan 82’de ki anayasanın da 115 maddesi değiştirilmiş. Anayasa oyuncak olmaz, anayasa devlettir kendisidir. Onun için uzlaşma ile sıfır hata ile yargılanması gerekir diye düşündük ”şeklinde konuştu.

DEVLET STABİL OLMALIDIR’

Devletin istikrarlı olması gerektiğini savunan Aycan, şunları kaydetti: “Amerika Birleşik Devletleri’nin 250 yıllık bir anayasası var ve sadece 16 maddesi değişmiş. Bürokratlık, müsteşarlık ve genel müdürlük yaptım çok çeşitli görevlerde bulundum yönetmelik değiştirirken bile utanıyorum. Personelimi ise defalarca fırçaladım. Devletin bir ciddiyeti olur. Bir yönetmelik çıkartılıyor insanlar ona göre pozisyon arıyor. Bir kısım insanlar onunla ilgili planlama ve harcama yapıyor. Sonra ise değiştirdim diyor. Bu yapılanlar haksızlıktır devlette istikrar olmalıdır. Devlet stabil olmalıdır. Devlet budur net olmalıdır. Bizim anayasamızda böyle sıkıntılar vardır. Böyle bir madde koyulmuş ve karşılığı yok. Tayyip Erdoğan’ın, Özal’ın, Demirel’in partisi ile ilişkisi kesilmişiydi. Anayasa nedir ona da bakmak gerekir. İngiltere’de yazılı anayasa yoktur. Bizim ise ilk anayasamız olarak Peygamber Efendimizin yaptığı anayasadır. Yahudilerle oturup yaptığı anlaşma vardır. O zaman da birlikte yaşadığımız için birbirimize karşı davranışlarımızı düzenlemişiz. Şimdi anayasa temel hak ve hürriyetleri ile devletin yapısını tamamlar. Anayasa başka bir şey değildir. İnsan hakları evrensel kararnamesi 1946’da yayımlanmış ve belirtilmiş. Her ülkede aslında ona uyacağını söylüyor. Temel insan hakları zaten bellidir. Birde devletimizin sistemi ve kurumları bellidir ama Türkiye Cumhuriyeti’nin de anayasanın başlangıç hükümleri vardır ve devletin şeklini tanımlamıştır. Türkiye’de devletin vatandaşla sorunu vardır. Aynı toprakta aynı bayrakta yaşıyoruz ama hala devleti hazmedememiştir. Hala cumhuriyet ile hesaplaşıyoruz. Bizim aslında 140 yıllık parlamenter sistemimiz vardır. Fakat açmışız kapamışız. Bir kısım insan Osmanlıca bir kısım insan yenilikçi olmuş.”

SON KARARI MİLLET SÖYLEYECEK’

15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye’de değişiklikler yaşandığına dikkat çeken Aycan, “15 Temmuz olayından sonra Türkiye’de bazı şeyler değişti. Tabi ki bu 15 Temmuz bana göre AK Parti’nin hatasıdır. Bu bir sızma hareketi değil, yıllardır gelen bir hareket var ve 2002’den sonra AK Parti’nin döneminde daha da güçlendi. 15 Temmuz’dan sonra AK Parti daha milli çizgilerde olmaya başladı. Ülkenin birliğinden bütünlüğünden yana taraf olmaya başladı. Devlet Bey’de bu durumu o zaman dile getirip bu böyle gitmez dediğinde Cumhurbaşkanımız ise o zamanlar nasıl bir teklif istiyorsanız gelin meclise görüşelim dedi. Olmadı referanduma gideriz dedi. Bunun üzerine Başbakan Binali Yıldırım, Devlet Bey ne istiyorsa o olsun diyerek üzerine paket sundular. Bizim görüşlerimizi alarak siz neye evet diyorsanız olur dediler. Aslında AK Parti’nin bunula ilgili bir paketi vardı ve MHP’ye geniş bir paket sundular. Uzlaştığımız ise 7 paket olmuştu. Çalışmalar sonrasında anlaşma sonucu 18 maddeye çıktı. Sonrasında da birkaç ekleme oldu ve bu paket ortaya çıktı. Bu Türkiye’de sadece cumhurbaşkanlığı başkanlığında kurulacak bir hükümet portföyünü tanımlayan bir anayasa değişikliğidir. Bize göre de olabilir bir şey ama son kararı millet söyleyecektir. Milletin kararına da saygı duyarız. Yoksa anayasa değişikliği ile bu ülke bölünmeyecek. Evet dersek te bölünmez hayır dersek te bölünmez. Yapılacak olan cumhurbaşkanının ve başbakanın yetkilerini tanımlayan bir anayasa değişikliği olacaktır. Bu bir ölüm kalım meselesi, iç savaş meselesi değildir. Gruplaşma ve cumhuriyetin yıkılması meselesi değildir. Hayır diyenleri de PKK’lı ve FETÖ’cü diye itam etmekte doğru değildir” ifadelerini kullandı.

CUMHURBAŞKANI DEVLETİ TEMSİL EDER’

Cumhurbaşkanına yapılan hakaretin aslında devlete yapıldığını dile getiren Aycan, şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanı aslında devletimizin hepimizin başkanıdır. Ona karşı söylenen bir söz devlete karşı söylenmiş bir sözdür. 3 araba da bayrak vardır. Başbakanın arabasında bayrak yoktur. Cumhurbaşkanının, valinin ve cumhuriyetinin elçisinin de bulunduğu ülkede ki arasında bayrak vardır. Sonuç olarak devleti temsil edecek olan kişilerin arabasında bayrak vardır. Başbakan devleti temsil etmez, başbakan siyasi polemiklere girer. Birbirlerine hakarette ediliyor fakat muhalefetin bir gereği olarak anılıyor. Ancak cumhurbaşkanına bir laf söylediğimiz zaman devlete söylemiş oluyoruz. Cumhurbaşkanı da polemiklere girmemelidir bence ben bu durumu hoş bir davranış olarak görmüyorum.”

Haber: Kübra Dilbirliği

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.