banner117

“AK PARTİ TARİH İÇERİSİNDEKİ YÜRÜYÜŞÜN BUGÜNKÜ ADIDIR”

Gerek yerelde gerekse ülke gündeminde önemli konuları ele alarak değerlendirmeleriyle dikkatleri üzerine çeken Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, AK Parti’nin yerel seçim manifestosuna ilişkin, “AK Parti 2001 yılında kurulmuş bir parti değil, AK Parti tarihin içerisindeki yürüyüşün bugünkü adıdır” dedi.

“AK PARTİ TARİH İÇERİSİNDEKİ YÜRÜYÜŞÜN BUGÜNKÜ ADIDIR”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, yerel seçim ile ilgili yoğun çalışmalarını sürdürürken, ulusal televizyonların canlı yayınlarına katılarak ülke gündemine ilişkin sıcak konuları değerlendirmeye devam ediyor. Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Ünal, yerel seçim manifestosunun açıklanmasının hemen ardından Akit TV’de yayınlanan ve Muharrem Coşkun’un hazırlayıp sunduğu ‘Asıl Mesele’ programının konuğu oldu. Katıldığı programda 94 Belediyeciliğine, Cumhur ittifakına, Ana muhalefet partisinin İYİ Parti ile yapmış olduğu millet ittifakına ve çeşitli toplumsal konulara değinen Ünal, “Bizim şehirlerimiz tüm canlılar için belde-i emindir. Bu manifestonun ruhu bütün canlıların kendisini emin hissettiği bir şehir tasavvuru ile başlıyor” dedi.

AK Parti tarihin içerisindeki yürüyüşün bugünkü adıdır”

31 Ocak’ta sadece manifestomuzu değil kampanyalarımızı, kampanya müziklerimizi ve sloganlarımızı bir de adaylarımızı tanıttık” diyen Ünal, sözlerinin devamında şu ifadelere yer verdi; “Manifesto kelimesi genel siyaset ya da yerel siyasetle ilgili duruşunuzu, tavrınızı, çizginizi, kırmızı çizgilerinizi özetleyen bir içeriği yansıtıyor. AK Parti 2001 yılında kurulmuş bir parti değil, AK Parti tarihin içerisindeki yürüyüşün bugünkü adıdır. İnsanların yol, köprü, hastane ya da okul gibi birçok hizmetlerin yanı sıra asıl ihtiyaç duydukları şeyin gönle girmek, gönül kazanmak ve gönüldaş olmak olduğunu biliyoruz. Eskilerin bir sözü vardır, gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül sohbet ister kahve bahane derler. Bizim kültürümüzde asıl olan muhabbettir, yardımlaşmadır, iyiliktir. Bizim şehirlerimiz tüm canlılar için belde-i emindir. Bu manifestonun ruhu bütün canlıların kendisini emin hissettiği bir şehir tasavvuru ile başlıyor aslında. Bu şehir tasavvurunda öncelikli olarak şehrin üzerine kurulduğu çevre, çevreyi korumak, çevreyi yaşatmak ve çevrenin katı atıktan atık suya varıncaya kadar korunması. Bunlardan sonra gelen ise o şehrin üzerine kurulan çevrenin planlaması, o şehrin yönetimi, o şehrin sakinlerinin ürettiği değerler. Bu şekilde dört başlık altında manifestoyu özetleyebiliriz ve biz bu dört başlığı 11 madde de işledik.

SEÇİMLER BİR BEKA MESELESİNE DÖNÜŞTÜ”

Bu seçimlerin bir beka meselesine dönüştüğü doğrudur bunu Cumhurbaşkanımız da ifade etti, Devlet Bey de ifade etti. Yerel seçimleri yerel seçim olmaktan çıkarıp bir meşruiyet krizine dönüştüren kimdir? 2011 yılından ben Grup Başkan Vekili oldum ve ilk o zaman fark edip bu konuyu dile getirdim. Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan olduğu günden bu yana Türkiye’nin bütün kurumlarının meşruiyetini tartışmaya açıyor. Altını çizerek söylüyorum bunu bilinçli ve sistematik olarak yapıyor. Deniz Baykal’ın ve önceki CHP’nin bir özelliği vardı. Deniz Baykal ve CHP devletin kurumlarına toz kondurmazlardı ve asla meşruiyetini tartışmazlardı. Ne zamanki Kemal Kılıçdaroğlu 2010 yılında bir kaset operasyonu ile CHP’ye Genel Başkan oldu hemen ardından yine 2011’de bir yemin krizi çıkardılar. Kemal Kılıçdaroğlu o dönemde tutuklu olan bazı kişileri milletvekili adayı gösterdi ve kendisine bir televizyon programında soruldu, milletvekili adayı gösterdiğiniz kişiler ile ilgili yargı kararı olursa ne olur dendi. Buna yanıt olarak, biz yargı kararına saygılıyız dediler ama 2011 seçimlerinden hemen sonra biz yemin etmiyoruz çünkü meclis meşru değil. Bizim seçilmiş milletvekillerimiz şu an tutuklu ve içerideler dediler. İşte o gün başlattıkları meşruiyet tartışmasını seçilmiş cumhurbaşkanının gayrimeşru olduğundan tutunda Anayasanın gayrimeşru olduğuna, Anayasa referandumunun gayrimeşru olduğuna, Yüksek Seçim kurulunun ve yapılmış seçimlerin gayrimeşru olduğuna varıncaya kadar götürdüler bu işi. Siz eğer bir meşruiyet krizi oluşturup toplumu ortadan ikiye çatlatmak için bir gayret sarf ediyorsanız seçimler kaçınılmaz olarak bir beka meselesine dönüşür. Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylemi, Türkiye karşıtı bütün lobilerin Türkiye’ye dönük yürüttüğü kara propagandaya, dezenformasyona hizmet ediyor. Millet bunu görüyor. Kemal Kılıçdaroğlu’da zaten iktidar olmayacağını biliyor. Millet 31 Mart’ta sandıkta yine gerekli cevabı verecek. Cumhurbaşkanımızın ifade ile, 31 Mart seçimleri marjinalleşen CHP’nin tasfiyesi anlamına geliyor. 31 Marttan sonra Türkiye’de muhalefet anlamında yeni bir siyaset olacak, yeni bir anlayış olacak.

HDP İRADESİNİ TERÖR ÖRGÜTLERİNE TESLİM ETMİŞTİR”

Diğer partilere dönüp baktığımızda, HDP’nin bir siyasi parti olduğunu söyleyebilmemiz için şu gerekiyor; siyaset irade ile yapılan bir şeydir eğer iradeniz yoksa siyaset yapamazsınız. Biz yıllarca HDP’ye silahla, terörle arana mesafe koy. Demokratik siyaset ile terör bir arada olmaz dememize rağmen bir iradeye sahip olmadıkları için dilleriyle, söylemleriyle terör örgütünün bir uzantısı olarak davrandılar ve iradelerinde terör örgütüne rehin verdiler. Bundan dolayıdır ki biz HDP’nin siyaset yapmasına karşı değiliz, HDP’nin iradesini terör örgütüne teslim etmesinden dolayı biz burada itirazımızı yüksek sesle dile getiriyoruz. HDP ile CHP’nin dirsek teması çok açık bir şekilde görülüyor. Bu dirsek temasını HDP, İstanbul ve Adana gibi belirli birkaç il de aday çıkarmayacağını açıklayarak doğrulamış oldu.

CHP VE İYİ PARTİ’NİN İTTİFAKI BİR PAZARLIK İTTİFAKIDIR”

Öbür tarafa baktığımız da bir de İYİ Parti var. İYİ Parti bir taraftan CHP’nin HDP ile bir ittifakı yokmuş gibi davranarak bir ittifak sürdürmeye çalışıyor. Bu arada parantez içerisinde şunu belirtmek istiyorum cumhur ittifakı ile Cumhurbaşkanımızın ‘illet’ diyerek Devlet Bey’in ise ‘zillet’ diyerek adlandırdığı ittifakı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Çünkü Cumhur İttifakı bir siyasi ittifak değil, 15 Temmuz gecesi bu milletin devletine sahip çıkarken, geleceğine, bayrağına mukaddesatına sahip çıkarken ortaya çıkmış bir millet mutabakatıdır. Ama bunların ittifakı bir masa başı, pazarlık ittifakıdır. Bu pazarlık ittifakında da İYİ Parti CHP’nin HDP ile olan dirsek temasını görmemeye çalışıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ne kadar demokratik bir devlet olduğunun burada altını çizmek istiyorum. Biz parti kapatmalara başından bu yana karşıyız. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yasaları çerçevesinde HDP siyaset yapan ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen bir partidir. Burada ben bir siyasi olarak şunu söylüyorum, hukuki olarak böyle bir durum söz konusu ama siyasi olarak iradesi olmayan, iradesini terör örgütüne teslim etmiş ve 2 gün önce bir törenlerinde yine askerimizi, polisimizi yaşlı, genç, çocuk demeden el yapımı patlayıcılar ile şehirlerimizi adeta harabeye çeviren teröristlere saygı duruşunda bulundular. Burada ben işin hukuki tarafını değil siyasi tarafını değerlendiriyorum.

AK PARTİ GÜNDEMİNE ALDIĞI HER KONUYU HAYATA GEÇİRMİŞTİR”

AK Parti’nin en temel özelliklerinden biri de şudur, AK Parti bugüne kadar gündemine aldığı her konuyu hayata geçirmiştir. Özellikle 2004 yılından bu yana kadar yaptıklarımızı şöyle açıklıyorum. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi vardır. İnsanın ihtiyaçlar hiyerarşisinde en temel ihtiyaçları yemek uyku gibi temel şeylerdir. İnsanlar bu ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra bir üst ihtiyaç olan güvende hissetme ihtiyacını isterler. Tüm bunlardan sonra başka bir üst ihtiyaç olan sevgi, sevilmek ve kabul edilmek ihtiyacı doğar. Tüm bu ihtiyaçlarını gerçekleştiren bir insan kendisini gerçekleştirme ihtiyacı hisseder. Şimdi biz bu anlamda şehirlerimizin ulaşım, altyapı, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını çözdük. Temel ihtiyaçlarımızı gönülden çalışarak, büyük bir aşkla çalışarak tamamladık. Şimdi daha temel bir ihtiyaç olan insanların yardımlaşması, dayanışması, mahalle kültürü duygusunu daha da geliştirebilmek için yatay mimari üzerinde çalışıyoruz. Şehirlerin trafiğinden başlayarak ulaşımını ve diğer bütün alanlarda yüksek koordinasyonla şehir yaşamını daha kolaylaştıran akıllı çözümlerin olduğu şehirlerin ortaya çıkarılması için çalışacağız. AK Partinin belediyecilik konusunda çok yüksek bir deneyimi ve becerisi var. Her büyükşehir de ve il de Belediye Başkanlarımız kendi projelerini açıklayacaklar. Yerel yönetimler genel seçimler gibi değil. Her ilin kendine has özellikleri var ve bu yüzden 30 il ve 51 büyükşehirde adaylarımız kendi projelerini kamuoyu ile paylaşacaklar.

CUMHUR İTTİFAKI MİTİNGLERİNİ LİDERLERİMİZ BELİRLEYECEK”

Geçtiğimiz günlerde Adana’da ortak Cumhur İttifakı olarak AK Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi ortak bir miting gerçekleştirildi. Bu mitinge toplamda 46 bin 500 kişi katıldı, sadece Türk Bayrakları kullanıldı ve siyasi parti sloganları atılmadı. Bu süreç içerisinde ortak mitinglerimiz devam edecek mi onu liderlerimiz belirleyecek. Cumhur ittifakı kapsamında ittifaklar sadece büyükşehirlerde yapıldı.

ERKEN YAŞTA EVLİLİK KANAYAN BİR YARADIR”

Gündem meşgul eden konular dışında birkaç toplumsal konuya da değinen Ünal, konuşmalarında şunlara yer verdi; Erken yaşta evlilik konusu bildiğiniz üzere kanayan bir yaradır. Son bir ayda yaklaşık olarak 13 tane ile gittim. Gittiğimiz illerde bu konu bizim önümüze çok çıkıyor. Bu konuda AK Parti çalışmalarını sürdürüyor. Diğer siyasi partilerle ile de mutabakat yapıldıktan sonra gerekli siyasal düzenlemeler yapılacaktır.

BU HASSAS VE ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN BİR KONUDUR”

Ömür boyu nafaka konusu geçmişte MYK’da gündeme gelmişti. Bu konuda oluşturulacak olan çözümün yeni mağduriyetlere de zemin hazırlamaması gerekiyor. Çok hassas ve üzerinde durulması gereken bir konu. Yapılacak lan düzenleme ile bir taraftan kadınların haklarının da herhangi bir zarara ve istismara uğramaması gerekiyor. Her iki tarafın haklarını koruyacak adil bir düzenleme gerekiyor. İnşallah önümüzdeki zamanlarda bu konuda bir düzenleme gerçekleşir.

28 ŞUBAT MAĞDURİYETLERİNİ YÜZDE 90 ORANINDA GİDERDİK”

28 Şubat mağduriyeti çok devasa bir mağduriyetti. AK Parti hükumetleri 28 şubata dönük mağduriyetleri nerdeyse yüzde 90 oranında giderdi. Şu an da 28 Şubat döneminde kalan ve hala cezaevinde olanlarla ilgili Adalet bakanlığımızın bir çalışması olmuştu ama çalışmanın akıbeti ne oldu, nasıl oldu, Cumhurbaşkanımıza bu konuda bir bilgi verildi mi? Bu soruya, hâlihazırda manifesto toplantısını yapmış ve bir aydan bu yana yoğun bir şekilde kampanya hazırlığından dolayı fazla başını kaldırıp sağa sola bakamamış bir siyasetçi olarak güncel bir cevap veremeyeceğim.”

HABER:TUĞÇE KAYAR

Güncelleme Tarihi: 02 Şubat 2019, 02:05
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner121

banner123

banner122