banner117

Salgın Halinde Bir Hastalık…

Bilgi üretiminin hızla arttığı bir dünyada yaşamaktayız. Üretilen bazı bilgilerde uzun ömürlü olmuyor. Beceri alanları çeşitleniyor; bir kısmı beceriler eskiyerek yok olup gidiyor ve hayatta var olmak için yeni bilgi ve becerilerin öğrenilmesi zorunlu olarak karşımıza çıkıyor.

Artık bırakın ilkokul veya lise eğitimini üniversite eğitimi ile bir ömür boyunca ihtiyaçları karşılamak ve sorunları çözmek mümkün değil. Bu nedenle mezuniyet sonrası eğitim programlarının önemi arttı.

Kendini yenileme/geliştirme için bireylere bir görev düşmekte. Bu amaçla bilgiye erişmek oldukça kolay olup süreli ve süresi yayınların birçoğunu internet üzerinde takip etmek veya satın almak mümkün. Tabii hepsinden önemlisi düzenli kendimizi yenilemek için önemli bir vasıta var: Okuma alışkanlığı. Maalesef okuma alışkanlığımız ise yeterli değil!

Bilge İnsan (Bİ) ziyaretine gelen birine soruyor: Ne okuyorsun?

-Ziyaretçi “Üstadım, kitap adını hatırlamıyorum, ama ‘Ali topu at’ diye bir şey vardı.”

Bu cevap için, gençlere uzun yıllar Cin Ali serisinin ilkokul birinci sınıflarda okumayı öğretmek için kullanıldığını hatırlatmak isterim.

Geçen günlerde uzun süredir haberleşmediğim “Bilge İnsanın” aradım. Yukardaki anekdotu hatırlattım. Karşılıklı gülüştük, şunu anlattı:

O defteri kapattık!

Bizim işlere bakan bir yardımcı personel (YP) var. Geçen sabah karşılaştık ve aramızda şu şekilde bir diyalog geçti:

Bİ:-Nasılsınız?

YP:-Hamdolsun, iyiyiz sağlığınıza duacıyız, siz nasılsınız, ne yapıyorsunuz?

Bİ: Bizde sizlere duacıyız, bildiğin gibi yolumuz ilim yolu!

YP: Hocam biz o defteri ilkokuldan sonra kapattık! Yaş 45! O günden bu yana hiç kitap okumadım…

Bİ: Bayağı erken değil mi okumayı, yazmayı bırakmak için?

YP: Unuttum! Ehliyet sınavına gireceğim. Bir trafik kitabı aldım, onu okumaya çalışıyorum…

Ya veriler ne anlatıyor?

Öğrenciler bile okumuyorsa…

Türkiye’nin nüfusu 82 milyon civarında ve 24-25 milyonu ilkokuldan başlayarak üniversiteye kadar eğitime devam eden öğrencimiz var. Yani yaklaşık olarak nüfusun % 25-30’u öğrenci.

Gazetelerin toplam satışları (tirajları) birkaç milyon civarında. En yüksek tiraja sahip gazete bile zar zor günde 200-300 bin satılıyor. İnternetten günlük yazarların okunma sayısı yüzbinler civarında. Okulda, evde, akıllı telefonlarla hemen her yerde internet var. Fakat internette köşe yazarlarının okunma sayısı düşük. Bir ara merak edip köşe yazılarının okunma sayılarını çıkartmıştım:

-10 binden fazla okuyucu alan yazar sayısı 4 adet.

-5-10 bin okuyucusu olan yazar sayısı 9 adet.

-5 bin ile 1 bin arasında okuyucusu olan ise yazarlar ise 30 civarında.

-Geri kalanlar yazarların okuyucu sayısı ise binin altında…

Bir hesaplama yapsanız günlük yazarların okunma sayısı 150 bini bulmuyor…

Bu verilere bakınca interneti hangi amaçla kullanıyoruz dersiniz?

Bu okuma oranlarına bakınca öğrencilerin %15’ine bile denk gelmeyen bir okunma var. Öğrencilerin bile % 10-15’i okusa basılan kitaplar, gazeteler, dergilerin milyonlar satması gerekmez mi?

Galiba “O defteri kapattık!” sözü salgın gibi toplumu sarmış…

Salgın

Salgın belli bir hareketin, davranışın, sözün toplumda yaygınlaşması anlamına gelmektedir. Yukardaki verilere bakılırsa tam bil salgın hali!..

Bilgi toplumunda dünyada millet ve devlet olarak var olmak istiyorsak kendimiz yenilememiz gerekiyor. Bu amaçla en önemli vasıtalardan biri okumak. Ama bu konuda bırakın sıradan insanları öğrencilerin/eğitimcilerin durumu bile içler açısı…

Ha bire kitaplar yazılıyor ama okunuyor mu? Ha bire gazetelerde/dergilerde köşeler yazılıyor yor ama okunuyor mu? Ha bire birileri bir şeyler anlatmaya çalışıyor dinleniyor mu? Toplum/devlet için kurtuluş reçeteleri havada uçuşuyor. Uzatmadan yazılıyor çiziliyor, konuşuluyor ama kim/ler bunlara (uzmanlara) kulak veriyor? Yazılan reçeteleri kim eczaneden alıyor, aldığı ilaçları kullanıyor?

Yoksa bunlar faydası (!) yazılarmı?

Son söz: Reçete yazmakla hasta iyileşmez ilacın kullanılması gerekir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
dr Ejder Azkeser
dr Ejder Azkeser - 3 hafta Önce

Reçete yazmakla hasta iyileşmez ilacın kullanılması gerekir. sözünü aynen yaşadık.

öğr Yılmaz Nane
öğr Yılmaz Nane - 2 hafta Önce

sayın hocam bu ülkede 1 milyon öğretmen var. bunlar okusa sizin yazınıza gerek olur mu. bir yazınızda eğitimci okuma oranını işlemelisiniz

Misafir
Misafir - 2 hafta Önce

Güzel bir yazı maalesef toplum olarak okumuyoruz hocam bizi uyardığın için teşekkür ediyorum

Aydın Uğurlu
Aydın Uğurlu - 2 hafta Önce

Hocam Selamlarımla
Dünyanın en önemli en değerli bilgileri alemlerin Rabbi Allah tarafından gönderilen bilgiler bile insanların ilgisini çekmiyor artık

Saime Arık
Saime Arık - 2 hafta Önce

Sayın hocam çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Şimdiki jenerasyon maalesef ki okumaktan, yazmaktan ve muhakemeden bir hayli uzak. Bu konuda ailelerin ve eğitimcilerin vazifesi büyük. Bahsettiğiniz mevzuda gençlerin ellerinin altında kocaman bir dünya istedikleri her şeye zahmetsiz erişiyorlar. Milli Eğitim ve Emniyetin kolektif çalışarak madde bagimliligi teknoloji bağımlılığı, okuma gibi toplumsal sorunlarla ilgili seminerler vermesi yeni nesil için umut olabilir.Saygılar Sunarim

Akif Bayarçelik
Akif Bayarçelik - 2 hafta Önce

Hocam yüreğinize sağlık kanayan bir yaramıza parmak basmışsınız. Malesef okumayı bir zaman kaybı gibi gören bir anlayış yerleşmiş vaziyette. Bunu bir şekilde aşmamız lazım ama nasıl? İşte o nasılın cevabının anahtarlarıda siz değerli hocalarımızda. Öğrencilerinize hava, su, ekmek gibi kitap okuma alışkanlığını aşılamanız gerekiyor. Kısacası işimiz zor vesselâm. Saygılarımla.

Celal Kuru
Celal Kuru - 2 hafta Önce

Satın alınan gazetelerin çoğunu belediyeler satın alıp bedava dağıtıyorlar. Yazarlar ülkenin sorunlarını gerçekçi biçimde irdelemiyorlar. Ortada gerçek aydın kalmadı. Özgür düşünenler cezaevinde. Vatandaşta aptal değil, niye okusunki. Okuyan, ihtisas yapan, hatta doktorasını bitirenlere
bakmak yeterli. Genç daha ne yapsın? Bilgiye, bilene değer verilmezse olacağı bu.

Celal TANAY
Celal TANAY - 1 hafta Önce

Saygıdeğer hocam Rabbimizin ilk emri "oku" ancak, okunmayacak o kadar çok şey var ki. Bence okuma alışkanlığının kazandırılmasının en güzel yolu, okuyucuyu tatmin edecek okunacak kitapların yazılması ve böylece sürükleci bir yol çizilerek, okuma alışkanlığının kazandırılması gereklidir. Her insanın ilgi alanı farklıdır, öyleyse okullarda öğrencilerin ilgi alanlarının öncelikle tesbit edilmesi çok önemli olsa gerek. Daha sonra insanların ilgi alanlarının, yazarlar vasıtasıyla zenginleştirilmesi gerekmez mi? Mesala bir hafız kur'anı ezberlemeyi zorunlu görüyor ve ezberliyorsa, bir okuyucuda, okuma alışkanlığı kazanabilmesi için ilgi alanında ki konuları okumak zorunda olduğunu bilmeli ve gelißtirmelidir. Saygılarımla..