Yalçın Yücel'le Şiire dair

Dünya Şiir Günü dolayısıyla gazetemize röportaj veren Kahramanmaraş'ın önemli yazarlarından Yalçın Yücel, şiire dair önemli açıklamalarda bulundu.

Yalçın Yücel'le Şiire dair

Dünya Şiir Gününde Manşet Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Şair ve yazar Yalçın Yücel, şiir gününün önemine değindi. Şiirin kendisi için çok önemli bir yeri olduğunu kaydeden Yücel, "İnsan, düşüncesindeki oluşumları yitirdiği gün, doğa yaratıcılığını bitirdiği gün her şey bitecektir. Doğa güzelliğini çoğaltmaya çalışırken, şair bu güzelliği görmemezlikten gelemez. Çünkü o, diğerlerinden farklı yaratılmıştır. Çevresindeki olanlar, onun içinde hep konuk olurlar. Çoğalan duygular bendine sığmayan sular gibidirler" dedi. İşte Yalçın Yücel ile yaptığımız röportaj:

21 Mart Dünya Şiir Gününün öneminden söz eder misiniz?

İlk kez 21 Mart 1999 yılında Unesco tarafından ilan edilen “Dünya Şiir Günü” o günden beri tüm

Dünya ülkeleri tarafından büyük bir özenle kutlanmaktadır. Amaç, oluşan değişim rüzgarının daima kendini hissettirebilmesidir. Böylece, ulusal, evrensel ve bölgesel şiir hareketleri, kendini sürekli yenileme gücüne de kavuşturacaktır. Şiir yalnızca kutlamalarda kalmamalıdır. İnsanın yaşamına girmeli, onunla zamanı paylaşmalı şiir. Kişinin duygu derinliğine giren dizeler, duygusal öze biraz daha anlam kazandırırlar. Bu anlam, yaşamımızı da yaşanılır kılar büyük ölçüde. Şiirin insan yaşamındaki önemine gelince, bir anda usuma ülkemizin deneme ustası Nurullah Ataç takılıveriyor: Yazar ve şair dostları Ataç hastalanınca, onu ziyarete giderler. Gittiklerinde, yatağın üstünde şiir kitaplarını görürler. Bir şair Ataç’a dönerek sorar: “Üstat, bunca rahatsızlığınızda bile kitap okuyorsunuz. Nedir bunun sebebi?” Ataç, gülümseyerek cevap verir: “Şiirler acılarımı biraz da olsa dindiriyorlar.” Şairler yaşadıkları ortamın ve evrenin içindeki acıları, sevinçleri, güzellikleri ve haksızlıkları dile getirirler kalemlerinde. Yazma konusunda bir takım insanlar, “kendileri için yazıyorlar” görüşünü ortaya koysalar da, bu bir yanılgı olur. Bu görüş doğru olsaydı, Mehmet Akif Ersoy’un “İstiklal Marşı” ödülünü de alması gerekmez miydi? Victor Hugo, belirli bir yere kadar kendi kendisiyle , aşklarıyla, dertleriyle uğraşmış bir zengindir. “Sefiller” i yazdığı zamanda hoşnutsuzluğa, toplumsal alana geçmiştir. Bundan sonrası, yoksulların düşkünlüğünün acısını çeker. Yine, Boileau’un bir sözüne de değinmek istiyorum: “Sanatın aynasında güzelleşmeyen hiçbir canavar yoktur.” Her insanın içinde güzelliğe yönelik bir duygu özü vardır. Yeter ki, o noktaya bir sesleniş, bir dokunuş olsun. Her şiir etkinliğinde, şiir kendini biraz daha yaklaştıracaktır kişiye. Şiiri yanı başımızda duyabildiğimiz sürece, güzel bir şiire dönüşür düşünce.

Şiir, sizin için neyi ifade ediyor?

Evrende etkin iki güç vardır. Biri insan, öbürü doğa. İnsan, düşüncesindeki oluşumları yitirdiği gün, doğa yaratıcılığını bitirdiği gün her şey bitecektir. Doğa güzelliğini çoğaltmaya çalışırken, şair bu güzelliği görmemezlikten gelemez. Çünkü o, diğerlerinden farklı yaratılmıştır. Çevresindeki olanlar, onun içinde hep konuk olurlar. Çoğalan duygular bendine sığmayan sular gibidirler. Taşarlar kalemin ucundan. Şiirleşirler. Yazmadığımda kendimi daralmış sokaklarda hissederim. Duvarlar geldikçe gelirler üzerime. Ancak yazdığımda rahatlarım. Düşünce özünde biriken sözcükler şiirleşince, yaşama doğru yola çıkmak isterler. Okunduklarında, benimsendiklerinde ve kucaklandıklarında daha bir geliştirirler, büyütürler kendilerini. İnsanlarla kaynaşmayan , kalıcı bir dostluk kuramayan şiirlerse yitip giderler bir süre sonra. Yazdığım bir şiir taze, arı, diri olmalı. Yeni bir ses olmalı çevrede. Yeni bir ürperiş, yeni bir öz, yeni bir biçim getirmeli. Aynı zamanda, okuyucusunun sevgilisi olmalı. Bir can yoldaşı olmalı. Anne yüzü gibi tatlı, okşayıcı bir bakışı olmalı. Böyle bir şiir benim için iyi şeyler ifade eder. Yoksa yazmanın bir anlamı da yoktur.

Ne kadar zamandır yazarlık yapıyorsunuz?

On iki yaşından beri yazıyorum. Yani, o günden itibaren yaşamımı anlamlı kılıyorum bir yerde. İlk yazdığım bir öykü olmuştu. Sonra şiirle yakınlaşmam başlar. Ardından denemeler, inceleme yazıları ve eleştiriler…

Kaç kitap ve şiir yazdınız. İsimlerini yazar mısınız?

Şu ana kadar dört şiir kitabım yayınlandı. Altı yüz dolayında şiirim var. Bunların dört yüzü kitaplarımda yer aldılar.

1- Yaşamı Aralamak (2011)

2- İçimde Üşüyor Günlerim (2012)

3- Çocuklar Bir Başka Güzel (2015)

4- Döş Cebim (2015)

2016 Yılında ise bir deneme ve bir öykü kitabım okuyucularıyla buluşacaklar. Karalama dosyalarında sıralarını bekleyen altı yapıtım daha var. Zamanı gelince elbet, zamanı gelince gün yüzüne çıkacaklar hayırlısıyla.

Şiir ve kitap yazmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?

İnsan, bir bahar sabahı ozan oluvermez. Önce, Yaratanın takdiri bu. Bu güzellik varsa, sonrası

vardır. Ozan olacak, yazar olacak kişi elinden geldiğince çok okuyacak. Eski ve yeni ustaların

yapıtlarıyla tanışacak, yenilikleri takip edecek. Demek yerindeyse, her çiçekten bal alacak ozan.

Tıpkı bir arı gibi. Bu konuda düşünür Nermi Uygur bakınız neler söylüyor: “Yazar, tepeden düşen

taş gibi, esmekten başka bir şeyi olmayan rüzgar gibi, düz yolda yuvarlanan tekerlek gibi, akan su,

çöken sis, parlayan güneş gibi olmalı. Ödev diye zorlamayla değil, kendiliğinden; ödül için değil,

gerçek özden geldiği için yazmalı.

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Yalçın Yücel, 01.11.1953 Kahramanmaraş’ta doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini doğduğu kentte yaptı. 1973 Adana Eğitim Enstitüsü matematik bölümünde eğitimini sürdürdü. 1977 Yılında ise

Kahramanmaraş MYO makine bölümünü bitirdi. 1978-1980 Yılları arası Kahramanmaraş ‘ta ki

okullarda öğretmenlik yaptı. 1981-2006 DSİ.XX.Bölge Müdürlüğü’nde taşıt işletme şefi olarak

çalıştı. 2006 Kendi isteği ile aynı kurumdan emekli oldu. 2010-2011 Kahramanmaraş Ekspres

Gazetesi , 2013 Kahramanmaraş Yorum Gazetesi Edebiyat Sanat Eki’nin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Şiir, deneme, öykü, eleştiri, inceleme yazarı olan Yücel Usare ve Güzlek

Dergilerinin de genel yayın yönetmenliğini yapmaktadır. Yücel’in yazı ve şiirlerinin yayınlandığı

dergilerse: Söylem, Alkış, Edebiyat Yaprağı, Ekin Sanat, Sarı Zeybek, Zeytin Dalı, Öğretmen

Dünyası, Avrupa Olay ve Varlık’tır.

BİR BAHAR DAHA

Bulutsuz bir gökyüzünün ardında

Şimdi bir başka güzelliğini kuşanıyor doğa

Sevinç uçurtmaları ellerinde

Düşecek yüreklere yeniden bir dinginlik

Hüzünlerin yağıp yağıp da dinmediği sabahlarda

Bir değişim var, karıncalara şenlik

Bu, hep birlikte ki bir uyanıştır

Yoksulların biçimlediği şarkılarda ünlediği!

Şimdi bahar

Okullar kapanmaya hazırlanacaklar yavaş yavaş

Ziller uzun bir süre çalmayacak artık

Ve dağılacak çocuklar bir bir

Yaşlanmış zamanın üstünde koşarak

Turnalar geçiyor işte, mavi göğü öperek

Sanki çın çın ötüyor uzaklar

Bilmem ki, kaç bahar daha geçecekler buralardan

İçimizin hüzünlerini biraz olsun dağıtarak

İşte baharsı canlanış, benim köylerim

Papatya beyazı kuzular, onca oğlaklar

Bir başkadır, kır yamaçlarında şu geçen her günüm

Açılan her çiçekte bir güzellik, bir koku

Beton yığını şehirler üstüne koşarlar hep birlikte

Bilmem ki daha kaç kez

Kaç kez daha

Duyacak, görecek bu yürek

Şu yalancı dünyanın koynundan.

Yalçın YÜCEL

Haber: Kübra Dilbirliği

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.