Sert; Aslında kobilerimiz devletten bir şey istemiyor. Ülkedeki siyasi yapının ya da huzur ortamının bozulmaması bizim için yeterli. Biz alırız sırtımıza çantalarımızı,
gideriz sınır ötesi şehirlere, ülke ülke dolaşırız, satışlarımızı yaparız, ihracatı artırırız, döner geliriz.” dedi
Tümsiad Kahramanmaraş Şubesinin ‘Sanayide Yeni Teşvik Sistemi ve Kahramanmaraş’a sağlanan teşvikler’ konulu seminere katılmak üzere Kahramanmaraş’a gelen Tümsiad Genel Başkanı Hasan Sert, Manşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mesut Tuğrul’un sorularını cevapladı.
Mecliste görüşmesi tamamlanan Anayasa Değişikliğiyle ilgili, paketin gecikmiş bir çalışma olduğunu belirten Sert, sivil bir anayasaya sivil bir demokrasiye ihtiyacın olduğunu belirterek “Bu değişikliğin elbirliğiyle yapılması daha iyi sonuçlar doğurabilirdi, ama olmadı. Bunu bizim söylememiz, iktidar tarafından desteklenen bir kuruluş olduğumuz anlamına gelmez. Bunu eğer MHP, CHP veya başka bir siyasi parti yapmak isteseydi, Tümsiad’dan yine aynı desteği alacaktı.” Dedi.
Yunanistan’da patlayan ekonomik krize de dikkat çeken Genel Başkan Sert şöyle konuştu; “Yunanistan bu sıkıntıdan biraz zor kurtulur. Bu ekonomik sıkıntının bize tesiri olur mu, evet olur. Çünkü bütün Avrupa Yunanistan yüzünden sıkıntıya girecektir. Özellikle Portekiz ve İspanya’nın da büyük sıkıntılar yaşayacağı öngörülüyor. Şimdi bu noktada, global bir dünyada, bütün ülke ekonomilerinin birbiriyle içli dışlı olduğunu görüyoruz. Hangi ülke sıkıntıya girerse girsin, diğer ülkeler, o ülkede yaşanan sıkıntıyı çok küçük anlamda da olsa hissedecektir. Bizim en büyük avantajımız krize karşı çok dinamik şekillenebilmemizdir”
Türkiye ekonomisinin de giderek toparlandığına dikkat çeken Tümsiad Genel Başkanı Hasan Sert, üyelerinin büyük çoğunluğunu oluşturan Kobi’lerin devletten bir beklentilerinin olmadığını sadece ülkede huzur ve istikrarın sağlanmasını istediklerini ifade etti.
Şu anda meclis Anayasa değişiklik paketi üzerinde yoğunlaşmış durumda. Parti kapatma maddesi haricinde diğer maddeler meclis tarafından olumlu değerlendiriliyor. Bunun ekonomiye yansıması nasıl olacak?
Anayasa değişiklik paketiyle, Anayasanın düzenlenmesi ülkemiz için büyük bir adım. Bu gecikmiş bir çalışmaydı. Fakat burada daha çok iktidarın sırtında olan ve iktidarla muhalefetin ayrı ayrı kutuplarda olduğu bir noktaya dönüştü. Tümsiad olarak biz bunu doğru bulmuyoruz. İktidarla muhalefet ve mecliste parti grubu olan bütün partiler bir araya gelip bu sorunu birlikte çözmeleri lazımdı. Ülke olarak, askerilerin yapmış olduğu bir Anayasayla hayatımıza devam etmek zorunda değiliz. Türkiye’de çok şeyler değişti. Sivil bir Anayasaya, sivil bir demokrasiye ihtiyaç var. Bu değişikliğin elbirliğiyle yapılması daha iyi sonuçlar doğurabilirdi, ama olmadı. Bunu bizim söylememiz, iktidar tarafından desteklenen bir kuruluş olduğumuz anlamına gelmez. Bunu eğer MHP, CHP veya başka bir siyasi parti yapmak isteseydi, Tümsiad’tan yine aynı desteği alacaktı. Bu Anayasanın 29 maddesi görüşülmeye alındı, 1 madde oylamadan düştü. Bu da yetmez, keşke 129 maddesini konuşabilseydik ve bugünün şartlarına uygun olarak düzenleyebilseydik. Eğer bahsedilen değişikliğin olmadığını varsayarsak, ülkenin ekonomisinde bir sıkıntı oluşturacağı muhakkak. Çünkü zaten küresel ekonomik krizin etkilerinden yavaş yavaş çıkmaya başlamışız, ekonomik göstergeler pozitif yöne doğru ilerlerken, bu tür ufak tefek kazalar yüzünden ekonominin morali yeniden inişe geçebilir. Anlaşıp uygar bir şekilde bu durumun bir an önce çözülmesi lazım.
Yunanistan’daki devam eden krizin AB ülkelerine sıçrayacağı söyleniyor, Yunanistan krizinden bizim ülkemiz etkilenir mi?
Biz krize girdiğimiz dönemlerde, 2007–2008 yılları arasında, biliyorsunuz bu kriz ekonomik anlamda bilinen 2. büyük buhran olarak nitelendiriliyor, nakde ihtiyacımız olduğu dönemlerde, IMF’ye gittik ve 7-8 Milyar $ bir nakit almak istedik. IMF bizden türlü türlü kriterleri yerine getirmemizi istedi. O zaman sıkıntıya girmiştik, fakat hızlı çözümler üreterek krizden kurtulmak için çok çabaladık. Bizler de sivil toplum örgütleri olarak çok çabaladık. Ekonomik koordinasyon toplantılarında bu krizi nasıl aşacağımıza dair öneriler getirdik. Neticede krizi atlattık. Şu anda gündemde olan ikinci bir sıkıntı var. Yunanistan’ın 110 Milyar € paraya ihtiyacı oluyor, AB hemen toplanıp bir yerlerden bir kaynak bulup bu açığı kapatıyor. IMF bir kısmını karşılıyor, bir kısmını Dünya Bankası karşılıyor, bir kısmını da AB fonları karşılıyor ve neticede bu kaynak Yunanistan’a aktarılıyor. Bunun kabul edilmesi mümkün değil, tabi bu durumda kınamamızı dile getirmemiz lazım. Bir ikincisi, ortada eğer hesapsız bir yardımlaşma olursa, uluslar arası yazarların, ekonomistlerin kullandığı tabiri dile getirmek istiyorum “Zengin amcalar, dayılar, artık şımarık yeğenlerini kurtaramayacaklar”. 110 Milyar €’da verseler, Yunanistan bu sıkıntıdan biraz zor kurtulur. Bu ekonomik sıkıntının bize tesiri olur mu, ‘evet’ olur. Çünkü bütün Avrupa Yunanistan yüzünden sıkıntıya girecektir. Özellikle Portekiz ve İspanya’nın da büyük sıkıntılar yaşayacağı öngörülüyor. Şimdi bu noktada, global bir dünyada, bütün ülke ekonomilerinin birbiriyle içli dışlı olduğunu görüyoruz. Hangi ülke sıkıntıya girerse girsin, diğer ülkeler, o ülkede yaşanan sıkıntıyı çok küçük anlamda da olsa hissedecektir. Bizim en büyük avantajımız krize karşı çok dinamik şekillenebilmemizdir. Türkiye, 1952 yılından bu yana 18 kriz geçirdi ve her defasında ekonomisini daha da güçlendirerek ekonomik krizden kurtuldu, dibe vururken şahlandık ve zirveye çıktık. Devletimizdeki, halkımızdaki, sivil irademizdeki birikim gelebilecek olan krizlere karşı dirayetli bir şekilde durmamızı sağlayacaktır. Büyük bir sıkıntı çekmeyiz ama bir müddet etkilenebileceğimizi düşünüyorum.
Türkiye’nin ekonomik durumu nasıl, krizi atlattı diyebilir miyiz?
Türkiye’nin ekonomisinde büyük bir toparlanma var, iyiye doğru gidiyor. Uluslar arası derecelendirme kurulları bütün ülkeler hakkında raporlar yayınlıyor. Bu kurumlardaki raporlar incelendiğinde, 55 ülkenin kredi notu düşürülürken, 11 ülkenin kredi notu artırılıyor, 2 basamak yükselen tek devlet Türkiye. Bunlar uluslar arası raporlar ve üzerlerinde manipülasyon yapılması olanaksız. Ben Türkiye’nin ekonomik durumunun iyiye doğru gittiği kanaatindeyim. Ama daha iyi olacak ve daha iyiye doğru gidecek. Burada sivil toplum kuruluşları, devlet ve toplum bir araya gelerek, olası bir krizi veya krizleri nasıl aşabiliriz birlikte karar vermeliyiz. Halkın ve devletin bu konuda çok duyarlı olduğuna inanıyorum ve hızlı bir şekilde çözebileceğimizi düşünüyorum.
Üyelerinizin büyük bir kısmını Kobiler oluşturuyor. Kobilerin sıkıntıları neler? Devletten istedikleri desteği alabiliyorlar mı?
Aslında biz dernek olarak da devletten bir şey istemiyoruz. Devletimizin Kosgeb, Hazine Müsteşarlığı ve diğer kurumlar vasıtasıyla vermiş olduğu kredilerden çok, ülkedeki siyasi yapının ya da huzur ortamının bozulmaması bizim için yeterli. Biz alırız sırtımıza çantalarımızı, gideriz sınır ötesi şehirlere, ülke ülke dolaşırız, satışlarımızı yaparız, ihracatı artırırız, döner geliriz. Devletin bize vermiş olduğu krediler, vergi indirimleri gerçekçi bir sübvansiyon olmaz. Biz kendi kendimize ayakta durmayı öğrenmeliyiz. Kendi teknolojimizi yenilemeyi, işletmelerimizi modern hale getirebilmeyi, yönetim sistemlerimizi geliştirebilmeyi, becerebilmeliyiz. Ülkemizdeki huzur ve güven ortamının bozulmamasının sağlanması bizim için her şeyden önemli, gerisini biz başarabiliriz. Türkiye büyük ve güçlü bir pazarın içinde. Etrafımıza baktığımız zaman, İran, Irak, Suudi Arabistan, Suriye, Ürdün, kuzeydeki Gürcistan, Kafkaslar, Türk Cumhuriyetleri, Balkanlar hatta Afrika’nın her tarafı bizden yardım bekliyor. Ciddi bir kaynağın tam ortasındayız. Türkiye’nin jeopolitik konumu öyle kilit bir noktada ki, sadece bu durumu değerlendirerek bile biz krizi çok çabuk atlatırız. Türkiye bugün, doğunun en batısında, batının da en doğusunda olan ülkedir. Dünyanın tam merkezinde konuşlanmış vaziyetteyiz. Bu merkezde çok büyük ticari avantajlarımız var. Bu avantajları lehimize kullanmayı öğrenmeliyiz ve kullanmalıyız. Ama ülkemizde oluşabilecek krizler, performansımızı düşürüyor. 1,5 aydır, bütün parlamento meclisin içine hapsoldu, hiç kimse birbiriyle görüşemiyor, yurtiçi yurtdışı bütün seyahatlerimizi iptal etmek zorunda kaldık. Neden, bakanlar, ekonomistler bu çalışmalardan dolayı 1 saat dahi dışarı çıkamıyor. Bu, ülkenin ekonomisini kilitliyor aslında. Bu tür görüşmeleri rutin hale getirerek, tıkır tıkır görüşüp uzlaşıp bir yerlere varsak, biz de işimize, ticaretimize baksak daha iyi olmaz mı? Gelmek istediğim nokta, huzur ve istikrar ülkemizde sağlansın, gerisini biz getirebilecek dirayette ve güçteyiz. Tümsiad olarak inşallah var gücümüzle çalışırız.”


