banner117

Ülkü Ocakları Çakıroğlu’nu andı!

Ege Üniversitesi’nde çıkan bıçaklı kavgada yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun adı, Kahramanmaraş MHP İl Başkanlığı ve Ülkü Ocakları İl Başkanlığı’nın bulunduğu sokağa verilmişti. Çakıroğlu’nun adının yazdığı tabela binlerce kişinin katılımıyla yerine asıldı.

Ülkü Ocakları Çakıroğlu’nu andı!

Dulkadiroğlu Belediyesi’nin Şubat Ayı Meclis Toplantısı’nda Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Dulkadiroğlu İlçe Başkanı Mustafa Akpınar’ın önerisiyle gündeme alınan karara göre oy çokluğuyla Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun isminin verilmesi kararlaştırılmıştı. Alınan kararın ardından ise geçtiğimiz gün Ülkü Ocakları Kahramanmaraş İl Başkanlığı’nın organize ettiği Fırat Yılmaz Çakıroğlu anma programı çerçevesinde sokağın adının bulunduğu tabela kaldırılarak yerine “Fırat Yılmaz Çakıroğlu Sokağı” yazan yeni tabela asıldı. Böylelikle Kahramanmaraş MHP İl Başkanlığı ve Ülkü Ocakları İl Başkanlığı’nın bulunduğu sokağa Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun adı verilerek Çakıroğlu’nun adı Kahramanmaraş’ta da ölümsüzleştirilmiş oldu. Tabela asım töreninin ardından ise toplanan binlerce Ülkü Ocakları mensubu sloganlar eşliğinde yürüyerek Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’ne geldi. Ülkü Ocakları Kahramanmaraş İl Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Üç Hilal Uğruna: Anadan, Babadan, Yardan Geçenlerin Hikayesi’ adlı program kapsamında dualar edilerek, Fırat Yılmaz Çakıroğlu anıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda ayrıca Ülkü Ocakları Kahramanmaraş İl Başkanlığınca hazırlanan slayt ve tiyatro gösteri sunuldu. Program sonunda Ülkü Ocakları Kahramanmaraş İl Başkanı Hüseyin Kayış tarafından sokağın adının değiştirilmesinde büyük emeği olan MHP Dulkadiroğlu İlçe Başkanı Mustafa Akpınar’a plaket takdim edildi.

İLK DEĞİL VE SON ŞEHİDİMİZ DE OLMAYACAK”

Programın açılış konuşmasını Ülkü Ocakları Kahramanmaraş İl Başkanı Hüseyin Kayış yaptı. Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun Ülkücü Hareket’in verdiği ilk ve son şehit olmayacağını dile getiren Kayış, “20 Şubat 2015 akşamı İzmir Ege Üniversitesinde gerçekleşen olaylar akabinde camiamız yasa bürünmüş, Ülkücü Hareket şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na döktüğü göz yaşlarını dualarıyla süslemiştir. Gencecik vatan evladı hayallerini ve sevenlerini geride bırakarak milyonların kalbinde bayraklaşmıştır. Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu ilk değildir, son da olmayacaktır. Kan ve göz yaşıyla yoğrulmuş, şan ve şerefle dolu mazimizde bir bakan, bir belediye başkanı, 12 il başkanı, 45 ilçe başkanı ve 4 bine yakın mensubumuzu vatana kurban verdik. 12 Eylül 1980 tarihinde dünya siyasi tarihinin en büyük yargılamalarından birisi olarak kabul edilen MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davasına muhatap olduk. Yalan ve iftira ile 9 yiğidimiz idam edildi. Cennet mekan başbuğumuz Alparslan Türkeş ve binlerce mensubumuz tutuklanarak cezaevine konuldu. Yılmadık, yıkılmadık, azim ve kararlıkla ölmez bu hareket ölmez bu dava diyerek yeniden bismillah dedik. 50 yıl şehadet yol arkadaşımız oldu. İsyan etmedik, şükrettik. Mücadelemizden asla vazgeçmedik. Ve bugün binlerce sonsuz şükürler olsun ki tüm zorluklara rağmen ülkücü harekat yüce bir dağ gibi dimdik ayakta kalmış, bir ölmüş bin dirilmiştir. Bilindiği üzere şehitlik herkese nasip olmayacak yücelikte bir makamdır. Bu makama yükselen kardeşlerimizin şefaatine erişmek, hepimizin en büyük temennisidir. Mazisi kahramanlıklarla dolu olan halkımızın ha ekmeğini yemişim, ha uğruna bir kurşun diyen Ruhi Kılınçkıran’ı, Mustafa Pehlivanoğlu’su, Fırat Yılmaz Çakıroğlu’su asla bitmeyecektir. Onlar şanlı tarihimizin, şanlı mazimizin yüz akı, hayatımızın şeref payesi ölümsüz kahramanlardır. Bizler bugün onların hayatından haz alıyor, gerçekleştirmiş olduğumuz mücadeleyi onlardan borç olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

CANDAN VE SERDEN GEÇMEYİ GÖZA ALAN MUCİZE”

Ülkücülüğün bir davanın yaşatılmasında candan ve serden vazgeçmeyi göze alan insanlık mucizesi olduğunu belirten Kayış, “Merhum Atsız’ın, Bozkurtların ölümünde anlattığı Kurt Kaya’nın ellerini çözmesi, Onbaşı Karabudak’ın oklanışı, yüzbaşı Sancar’ın son gülüşü onlarla somutlaşmıştır. Onlar bizim için her biri Kürşat olmuş, vurulmuş ama düşmemiş, ölmüş fakat yenilmemiştir. Bugün bizler de onlar gibi Doğu Türkistan’ın acısını içimizde bir kor gibi muhafaza ediyor. Türkistan steplerinde sürünen Türklerin derdiyle dertleniyor. Batı Trakya ile yatıyor, Güney Azerbaycan’la kalkıyor, Kırım’dan Türkmeneli’ne 82 Kerkük, 83 Musul diye haykırıyoruz. Tanrı Dağı’nı gözlüyor, Isık Gölü’nü düşlüyor kendimizi görüyoruz. Ve diyoruz ki bedenimiz ne olursa olsun, ülkücü olarak yaşamanın haysiyetine talibiz. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Bilge liderimiz Devlet Bahçeli’nin tariflediği gibi, ülkücüler bir davanın yaşaması ve yaşatılması için candan ve serden vazgeçmeyi göze alan insanlık mucizeleridir. Ülkücü, Doğu Türkistan’daki zalime direnen gök bayraktır, ülkücü Filistin sokaklarındaki mazlumların sesidir. Ülkücü, Karabağ’daki haksızlığa, Hocalı’daki katliamın, Kerbela’daki vicdansızlığın alacaklısıdır. İşte bu yüzden ülkücü zulme sessiz kalmaz, zalime susmaz, zorbaya teslim olmaz” dedi.

ÜLKÜCÜ OLMAK ZOR BİR İŞTİR”

Hüseyin Kayış’ın konuşmasının ardından kürsüye Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İl Başkanı Ertuğrul Doğan geldi. Ülkücü olmanın zor bir iş olduğunu belirten Doğan, ülkücülüğün herkesin kaldırabileceği bir yük olmadığını söyledi. Doğan, “Ülkücü olmak zor iştir. Her insanın, her kimsenin kaldırabileceği bir yük değildir. Ülkücülüğü özüyle, sözüyle ancak Türk olan kaldırabilir. Ama geçmişte baktığımızda hepsi birer fidan hepsi birer anasının kuzusuydu. Davaları tekti, aşkları tekti. Bu da Allah ve vatan aşkıydı. Hiçbiri genç mal uğruna değil, kişisel çıkarları uğruna değil, hepsi vatanı ve bayrağı uğruna tek tek toprağa düştüler. Bu kardeşlerimiz, ağabeylerimizin hiçbiri zengin çocukları değildir. Hepsi Anadolu’nun bağrından çıkmış Anadolu çocuklarıydı. Annelerinin onlara işlediği elleriyle ördüğü kazaklar analarının önüne kanlı ve delik deşik olarak geldi. Ama o analarımız yine de ‘Vatan sağ olsun’ dediler. Gözyaşlarını içlerine akıttılar. Hiçbir zamanda bu vatanın arkasından evlat vermeyi hiçbir zaman zülüm saymadılar. Ama bugün baktığımızda ülkemiz yine eski düzendeki gibi bir kurtuluş mücadelesi vermek zorundadır” açıklamalarında bulundu.

KIZIL ELMA BUGÜN AFRİN, YARIN BOSNA’DIR”

Türkiye’nin şuanda beka sorunu yaşadığını belirten Doğan, Afrin’de Türk ordusunun ne işi var diyenlere sert çıktı. Doğan, “Ülkemiz şu anda yine bir beka sorunu ile karşı karşıyadır. Ama ülkemiz ne zaman bir sıkıntıya girse siz bozkurtlar yine meydanlarda can vermeye hazırsınız ve her zamanda hazır olacağız. Ne yazık ki Fırat Çakıroğlu kardeşimizi şehit edenlerle bugün bazıları aynı kayığa binmiş, okyanus ötesine kürek çekmektedirler ve utanmadan arlanmadan da şehidimizin mezarı başında Kur’an okumaktadırlar. Sizler daha düne kadar Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanlığı’nın çay ocağının önünde medet beklerken genel başkanımızın, bilge liderimizin elini öpmek için birbirinizi ezerken hani ülkücüydünüz? Şimdi neredeler? Bu salonda 2015 seçiminde namus ve şeref sözü verenler şimdi kalkmışlar, utanmadan bilge liderimizin yaptığı siyaseti eleştiriyorlar. Ama ben onlara sesleniyorum; yanlış kapıya gelmiştiniz. Burada ülkücüler makam için ülkücü olmuyor. Vatan için oluyor. Siz makamı gidin okyanusta arayın. Ama gün geldiğinde bu ülkücüler herkese de hesabını sormasını bilecek ve herkese de hesap sorulacak. Bu davadan hiç kimsenin alacağı yoktur. Bu davanın hiç kimseye borcu da yoktur. Yalnız sadece Fırat Çakıroğlu’na, Erkenez kardeşlere bizim yeri geldiğinde şehadet borcumuz vardır. Bunu da herkes böyle bilsin. Şu anda Türk düşmanları sınırlarımızdan bizleri yok etmek için ellerinden geleni her şeyi yapıyorlar. Bazıları çıkmış Afrin’de Türk ordusunun ne işi var diyorlar. O kuş beyinlilere buradan sesleniyorum; Türk milletini Çanakkale’de ne işi varsa, Sarıkamış’ta ne işi varsa, Yemen’de, Galiçya’da ne işi varsa Afrin’de de o işi var. Biz ülkücülerin ve Türk milliyetçilerinin artık birlik ve beraberlik içerisinde olması lazım. Bütün Türk yurtları sizleri bekler. Ülkücünün kızıl elması tek bir nokta değildir. Bugün Afrin’dir, yarın Bosna’dır. Bunu herkes böyle bilsin” şeklinde konuştu.

ŞEHİTLERİMİZİN ADINI YAŞATACAĞIZ”

Hüseyin Kayış’ın plaket takdiminin ardından açıklamalarda bulunan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Dulkadiroğlu İlçe Başkanı Mustafa Akpınar, “Milliyetçi Hareket Partisi Dulkadiroğlu İlçe Teşkilatı olarak Ege Üniversitesi’nde tarih okuyup, tarih yazan rahmetli ülkücü şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu minnet duygusuyla yad ediyorum. Süreç içerisinde benle beraber olan başka ikinci başkanım Koray Korkmaz ve yöneticilerim adına bu plaketi aldım. Buradan hepinize şunun sözünü veriyorum. Kahramanmaraş’ta şehit olan ülkücü şehitlerimizin başta Erkenez kardeşler ve diğer şehitlerimizin adının yaşatılması için elimden geleni yapıp onların da isimlerinin farklı yerlerde olmasını sağlayacağım” ifadelerini kullandı.

(Haber: Ahmet GÜNEÇIKAN)

Güncelleme Tarihi: 20 Şubat 2019, 15:03
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER