banner117

Üç kardeş\'in birer oğlu şehit

Üç kardeş\'in birer oğlu şehit

Acı, keder, özlem, gözyaşı ve daha nice kahreden duygu.. Şehit ailelerinin özlemini, yürek acılarını ve ufuktaki yaşam arzuları ile törenlerin ardından çekildikleri evlerindeki hallerini Manşet Gazetesi araştırdı. 3 kardeşin şehit olan birer oğlunun hikayesi tüylerinizi diken diken edecek..

 

Resulullah (S.A.V) ashabına şöyle dedi: “Uhud’da şehit olan kardeşleriniz var ya! Allah, onların ruhlarını yeşil kuşların içine koydu. Bunlar cennetin nehirlerine giden, cennet meyvelerinden yiyen ve arşın gölgesine asılmış altından kandillere girip istirahat eden kuşlardır. Şehitler böylece güzel güzel yiyip içip dinlenince şöyle dediler: ‘Kardeşlerimize bizden kim haber götürecek ve bildirecek ki bizler cennette dirileriz, rızıklanıyoruz? Bu haber gitmeli ki onlar cennete karşı isteksiz olmasınlar ve harpte korkak davranmasınlar!’ Allah Teâlâ onlara cevaben: “Sizin haberinizi ben duyuracağım” buyurdu ve şu ayeti indirdi:

“Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın, bilakis onlar diridirler. Allah’ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar. Arkalarından kendilerine ulaşmayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.” (Al-i İmran, 169-170)

Son günlerde tüm Türkiye’de olduğu gibi Kahramanmaraş’ta çok üzüldü. Yaşanan acı olaylar boğazımızı düğümlüyor, yüreğimizi yakıyor, sesimizi soluğumuzu kesiyor, feryatlara boğuyor. Ateş sadece düştüğü yeri değil hepimizin yüreğini de yakıyor.

Her gün onlarca şehit haberi…

Yastayız…

Üzülüyoruz, kızıyoruz, sinirleniyoruz, yumruğumuzu sıkıyoruz, ciğerlerimiz yanıyor, dinmiyor ateşimiz…

Türkiye belki de 90’lı yıllarda bile yaşamadığı bu saldırıları, birkaç ay içinde yaşadı. 31 yıllık terörle mücadele tarihimizin hiçbir noktasında bu kadar çok şehit vermemiştik. Gencecik ana kuzuları, körpecik evlatlar, belki de birkaç ay sonra ailesine kavuşacaklardı. Kim bilir nişan ve düğün için gün sayıyorlardı. Belki de son nefeslerini verirken sevdiklerinin ismini zikrederek şehit oldular.

Bu vatan şehadet arzulayan ceddin şehadet kanları ile alındı göğsünde iman dolu bu millet bu vatan için her şeyini feda eder. Vatan sevgisi imandandır. İman oldukça haine fırsat vermeyecek. Zulüm, işkence, katliam, hainlik varsa elbette buna dur diyecek Allah erleri de vardır. Kimisi gazi olup geri döndü, kimisi mücadeleye devam ediyor, kimisi de arzuladığı şahadete kavuştu.

Vatan uğruna canını feda eden şehitlerimizden üç tanesi de Türkoğlu’na bağlı Beyoğlu Beldesi’nde.

Üçünün de mezarı yan yana.

Üçü de amcaoğulları.

Belki de “Türkiye’de tek.”

Allah o babanın duasını kabul etti.

Üç kardeşin birer oğlu şehit.

 

Kahramanmaraş’taki şehit ailelerinin çektikleri tüm eziyetleri, yürek acılarını ve ufuktaki yaşam arzusunu Manşet Gazetesi okuyucuları için araştırdı. Eşleri, kardeşleri, babaları, çocukları, şehit olan ailelerin şehadet haberinden sonra tekrar hayata tutunmaya çalışmaları, şehit haberinden sonraki hayat hikâyelerini okuyucuları için sütunlara taşıyan Manşet Gazetesi bu röportajları ile toplumda geniş yankı buldu.

Orçan ve Doğan ailesi, oğullarının şehit haberini aldığı andan itibaren yaşadıklarını Haber Müdürümüz Mücahit Dalkara’ya anlattı. İşte şehit aileleriyle gerçekleştirdiğimiz röportajın ayrıntıları;

\"\"

ŞEHİT: PİYADE UZM. ÇAVUŞ ABUZER DOĞAN

ANNESİ: NURİYE ORÇAN

EŞİ: AYŞEGÜL DOĞAN

KIZI: ELİF NUR DOĞAN

KARDEŞİ: MURAT ORÇAN

 

Oğlunuz ne zaman şehit oldu?

Oğlum 2009’un 5’nci ayının 28’inde şehit oldu.

Uzman olmadan önce ne iş yapıyordu?

Anne: Oğlum sivil hayatta fabrikada çalışıyordu. Bir arada fırında çalıştı. Daha sonra uzman olmak istedi ve uzmanlık için çalışmalara başladı. Çalışmalarının sonucunda 23 yaşında uzman çavuş oldu.

Şehit haberini nasıl aldınız?

Anne: Şehit haberini aldığım zaman için yandı kavruldu. Sadece ben değil tüm aileyle birlikte içimize ateş düştü. Sabah televizyona baktığım zaman Hakkari Çukurca’da 6 şehit olduğunu öğrendim. Haberi duyduğum an Allah’ım kimlerin evine ateş düştü de kimlerin kapıları kapandı, kimin yavrularının boynu bükük kaldı dedim. Biz her şeyden habersizce günümüze devam ederken, akşama doğru dışarıya bir baktım her yere bayraklar asılmış herkes toplanmış ve durumu sadece biz duymamışız. Gelinin yanına geldim ve sordum kızım burada ne oluyor bu insanlar neden toplanmış dedim. Oda ben bir şey bilmiyorum anne dedi. Onunda hiç bir şeyden haberi yoktu. Akşam saat 7 olduğunda herkes bize gelmeye başladı. Allah’ım bu saatte bunlar neden bize geliyorlar dedim. O an içimden gelen bir duyguyla yüreğim yandı. Dışarı çıktım. Dışarıya çıktığım zaman askerler, ambulans, doktorlar, komutanlar gelmiş. Onlarla karşılaşınca kendimden geçtim ve o an anladım oğlumun şehit olduğunu. Bir feryatla kendimden geçmişim. Çok zor anlar yaşadım günler geceler geçmek bilmedi içimde bir yara vardı ve kanaması hiç durmuyordu. Çok kötü bir andı Allah’ım o acıyı bir daha yaşatmasın.

“MEZARINA GİTTİĞİMDE SANKİ GÖZÜMÜN İÇİNE BAKIYOR”

Oğlunuzun mezarını ne sıklıkla ziyaret edersiniz?

Anne: Oğlumun mezarını çok sık ziyaret ederim. Oğlum benim kalbimde hala yaşıyor. Mezar taşında da fotoğrafı var oraya gittiğim her zaman benim gözümün içine bakıyor. Sanki hiç ölmemiş gibi her an yanımdaymış gibi oluyorum. Çok zor anlar yaşıyorum.

Terörle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Anne: Bu terörü çıkaranları Allah kahretsin. Her şehit haberi duyduğum zaman o anı tekrar yaşıyoruz. Ve her şehit haberi duyduğum zaman onlara lanet okuyorum. Allah belalarını versin. Bizim evlatlarımızı gözlerimizin önünde bitirdiler. Allah kendilerini de kurtlara kuşlara yem etsin. Toprakta yatırmasın. Devletimiz artık uyansın, görsün bu anaların yüreklerini. Hiç bitmiyor, hiç tükenmiyor. Sürekli devam ediyor. Allah’ım sabır versin. Eşyalarını vermek içimden gelmiyor, gelirde giyer diye halen ümitlenmiyorum. 3 ayda bir izne geliyordu. 3 ay geçtikçe izne gelecek sanıyorum. Gelecek diye bekliyorum.

“KAYINBABAMIN DUASI KABUL OLDU”

Türkiye’de tek olan 3 kardeşin birer oğlu şehit bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Anne: Kayınbabam her zaman dua ederdi Allah’ım bana şehitlik vermedin oğullarıma istedim onlara da vermedin bari torunlarıma ver diye her zaman dua ederdi. Duasına çok gülmüştüm her zaman ama gerçek oldu. Önce en büyük oğlunun oğlu şehit oldu. Aradan 12 yıl geçti diğer oğlunun oğlu şehit oldu. 5 yıl geçtikten sonrada benim oğlum şehit oldu. Bunun nedenini bilmiyoruz. Kayınbabamın duaları da kabul olmuş olabilir rabbimde böyle emretmiş olabilir. Şehitlerin 3’üde amcaoğlu büyükten küçüğe doğru şehit oldular.

ŞEHİDİN EŞİ: AYŞEGÜL DOĞAN

Terör artık son bulacaksa bulsun bir sürü askerimiz ve polisimiz hayatını kaybetti. İnsanların canı yanıyor yakmasınlar. Her gün haberleri izlemekten korkar olduk. Aynı acıyı tekrar tekrar yaşamaktan bıktık. Televizyonu açıp ta haberleri izleyemez hale geldik. Çünkü her izlediğimiz şehit haberinde aynı olaylar tekrar gözümüzün önünde canlanıyor ve aynı acıyı tekrar tekrar yaşıyoruz. Kızımı onlardan uzak yaşatmaya gayret ediyorum. 3 yıl boyunca kızımı babasının mezarına götüremedim. Bilinçaltına ne yerleştiyse babasının mezarına da gitmek istemedi. Komutanlar, kızıma babasının şehit olduğu zaman cansız bedenini görmesini istemedi. Babasının yüzünü morg ta görmesin ve babasını eski haliyle hatırlasın dediler. Kızım babasının son halini bile göremedi. Kızım ilk zamanlar babama karnemi götüreceğim babalar günü hediyesi götüreceğim diye ağladı. Defalarca babasının mezarına giderek karnesini götürdü. Babalar gününde babasına hediyeler alıp götürdü. Sonunda tüm bunlara karşılık babasının hiçbir tepki vermediğini görünce günden güne mezarlıktan soğudu. Bu defa da ben babamın mezarına gitmeyeceğim dedi. Halada çok sıklıkla babasının mezarına gitmek istemiyor. Her şeye imreniyor. Akşam olduğu zaman babaları eve gelen arkadaşlarına imreniyor. Okulda veli toplantılarına babaları giden arkadaşlarına imreniyor. Çocuğum tüm babalara imreniyor. Biz yetimlerimizi bu şekilde büyütüyoruz. Yeter artık bu terör dursun, bitsin, son bulsun.

KIZIMIN DOĞUM GÜNÜNDE BABASININ ŞEHADET HABERİNİ ALDIM

Eşim şehit olduğunda ben 8 yıllık evliydim. Eşimin şehadet haberini aldığım gün kızımın doğum günüydü. Kızımın doğum gününü kutlamak için aradı ve aradan 6 saat geçti şehadet haberi geldi.

HER ŞEHİT HABERİNDE AYNI ACIYI TEKRAR YAŞIYORUM

Şehit haberi duyduğum zaman aynı acıları tekrar yaşıyoruz. Şehit ailelerinin duyduğu acıyı biliyoruz ve bizde onlarla birlikte tekrar yaşıyoruz. Yaşadığımız olaylar tekrar gözümüzün önünden geçiyor. Haberleri izleyemiyoruz korkuyoruz. Her defasında aynı duyguları yaşıyoruz. Acımız tazeleniyor acaba bu defa kimin boynu büküldü, kimin kaç tane evladı yetim kaldı diye düşünüyoruz.

DEVLET BİZE DAHA FAZLA SAHİP ÇIKSIN

Devlet bize daha çok sahip çıkmalı bizi daha sık ziyaret etmeleri gerekir. Sağ olsunlar gittiğimiz hiçbir yerde geri çevrilmiyoruz, yardımcı olmaya çalışıyorlar ama evlatlarımıza daha çok imkânlar verebilirler. Ben artık kendim için hiç bir şey istemiyorum. Benim çocuğum babasız büyüdü ve babasız büyümeye de devam edecek. En azından kızıma güzel bir eğitim verilmesini istiyorum. Bundan sonraki hayatını güzel yaşamasını istiyorum. Şehit ailelerinin okul, iş haklarını genişletsinler.

Eşiniz şehit oldu diye gururlusunuz bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Şehit eşi: “Eşim her şeye layık bir insandı. Çok yardımseverdi. Arkadaş çevresinde çok sevilen birisiydi. Manisa’daki komşularımız şehit olduğunu duyduğunda, ‘Buradan giderken sanki bizim içimize doğmuştu şehit olacağı’ dediler. Yere düşen bir hayvanı yerden kaldıracak kadar merhametliydi. Dağda ailesiyle görüşemeyip haber alamayan askerleri ailesi ile görüştürürmüş. Şehit olduktan sonra yatağına aylarca kimseyi yatırmamışlar.

DAHA FAZLA CANIMIZ YANMASIN

Asker ve polise vur emri, teröristlere idam cezası istiyorum. Bu kadar kaybımız yeter, daha fazla annelerin ve eşlerin canı yanmasın. Gece rahat uyuyup sabah rahatça kalkıp meclise çıkabiliyorlarsa bu bizim eşlerimiz sayesinde yüzden vur emrinin verilmesi lazım. Daha fazla can yanmamalı. Kendilerinin evlatlarından birisi gitseydi aynı şey olacak mıydı?”    

ŞEHİDİN KIZI: ELİF NUR DOĞAN

“Devletin uyanmasından başka hiçbir şey istemiyorum. Babasız büyüdüm ve başkalarının da babasız büyümesini istemiyorum.”

ŞEHİDİN KARDEŞİ : MURAT ORÇAN

“Ben o zamanlarda askerdeydim. Yüzbaşım ‘kardeşin şehit olmuş’ dedi. Böyle bir şeyin olmayacağını düşündüm ve imkansız dedim. Hemen hazırlanmamı söylediler. Babam İstanbul’daydı onu aradım. Geldiğimde herkes dağılmış. İkindin defnini gerçekleştirdik. O an insan kendimden geçtim.”

\"\"

ŞEHİT: PİYADE ER İSMAİL ORÇAN

BABASI: HÜSEYİN ORÇAN

Şehit olduğunda haberi nasıl verildi ve ilk duyduğunuz da ne hissettiniz?

Baba: “Oğlum şehit olduğunda 20 yaşındaydı. Futbolu çok severdi. Gece-gündüz maç izlerdi.

30 liralık bir taksitim vardı. Haber geldi taksitini yatır diye. Cuma günüydü amcamın çocuğunun yanına gittim. Ordayken bir taksi geldi başkan seni istiyor dediler. Büyük amcamın evine götürdüler. Eve geldiğimiz de baktım ki askerin kimi dışarıda kimi yukarı da kimi ise içerde. Komutanlar sandalye de oturuyorlar. Sessiz bir şekilde otururken komutan ‘oğlun şehit oldu’ dedi. O an öğrenince düşüyormuşum tutmuşlar. İçeri götürmüşler 24 saat uyanmamışım. Uyandığımda geri düşmüşüm ve diğer sabaha kadar yine hareketsiz bir şekilde yatmışım hiç uyanmamışım. Uyandığımda çok kalabalıktı. Ağlayamıyordum sessizce kalakalmıştım. Durup dururken sürekli yere yıkılırmışım. 48 saatte bir bardak çay içtiğimi biliyorum. 3 ay sonra gözümden yaş boşandı. Gece gündüz gözümden yaşlar aktı. Define katıldım ve oğlumun üzerini açtığımda atlet vardı. Kafası çok parçalanmıştı. Gözünün üzerine pamuk sarmışlar. Onu gördüğümü hatırlıyorum sonra yine bayılmışım. Doktora götürmüşler. Sürekli bayıldığımı ve hiç kendime gelmediğimi söylediler.”

 

Şehit olduktan sonra asker arkadaşları ve aileleri ziyaretinize geldi mi?

Baba: “Daha önce hiç tanımadığım ve görmediğim insanlar taziyeye geldi. Asker arkadaşları, aileleri geldi. Komutanlarda sağ olsun bizi yalnız bırakmadılar. Şehit olduktan bir süre sonra 5 araba geldiler. Komutanlar ve askerlerle oturduk. Hakiminden savcısına kadar ziyarete geldiler. Hala da gelmeye devam ediyorlar.”

OĞLUM HİÇ AKLIMDAN ÇIKMIYOR

Şehidimizin eksikliğini nasıl hissediyorsunuz?

Baba: “Yokluğunu olmayışını hissediyoruz. Oğlum içimden hiç çıkmıyor. Soğuk kanlılığımı korumaya çalışıyorum ama içimdeki acı dinmek bilmiyor.”

Oğlunuz şehit olmasaydı askerden geldiğinde ne yapacaktı?

Baba: “Futbolcu olurdu. Kaleciliği severdi. Emmimin (amca) kızıyla konuşmuşlar. Kendi aralarında birbirlerine söz vermişlerdi. Bizde sadece söz yüzüğü ile küpe takmıştık. Ama oğlum şehit oldu. Oğlum hala kalbimde yaşıyor. Her zaman yanına giderim mezarını sıklıkla ziyaret ederim.”        

Sözlüsü şehit olduktan sonra ne yaptı?

Baba: “Sözlüsü 13 yıl bekledi. 13 yıl sonra evlendi. Babası daha ne bekliyorsun dedi ve evlendi. Birbirini çok seviyorlardı. Kızın babası ondan ayrıl seni öldürürüm diyormuş. Kızda ‘Öldürürse ikimizi öldürsün beraber ölelim’ diyerek babasına oğlum için karşı gelmişti.”

Şehit haberleri geldiğinde oğlunuz aklınıza geliyor mu?

Baba: “Her şehit haberi duyduğumuzda kendi evladım yeniden şehit olmuş gibi gözlerimden yaş akıyor.”

Gündemdeki terör olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Baba: “Bu konuda elimizden hiçbir şey gelmiyor. Tek çare savaşmak. Vur emrinin verilmesi gerekir ama vermiyor.”


ŞEHİT: PİYADE ER RAMAZAN ORÇAN

BABA: ÖMER ORÇAN

ANNE: EŞE ORÇAN

Şehit haberi size nasıl duyuldu ve haberi öğrendiğiniz de ne hissettiniz?

Baba: “Çobanlık yapıyordum. Askere giderken hayvanları sattırmadı. Hayvanları o gün eve getirmiştim. Ayakkabı ayağımı sıkıyordu onu çıkarırken kâhya geldi, ‘her zaman uyanık olmalıyız’ dedi. Yayla zamanı gelmişti ve yaylaya gidecektik. Kâhya ‘uyanık olmalıyız’ deyip duruyor ve başka hiçbir şey demiyor. En sonunda laf dolaştırmaya başlayınca aklıma geldi. Oğlum şehit oldu diye düşündüm. En sonunda ‘başınız sağ olsun’ dedi. Küçük oğlum bayıldı. Mayın varmış. Ayağı mayına gelmiş ve orada patlamış. Arkadaşları, ‘biz geçtik bir şey olmadı, o geçince patladı’ dediler. Hafta da ayda mezarını ziyaret ediyorum. Mezarına çiçek diktim. Sulamazsam kuruyor.”

“GELECEK DİYE ÜMİT EDİYORUM”

Aradan yıllar geçmesine rağmen bu durumu kabullenebildiniz mi?

Baba: “Gelecek diye hala ümit ediyorum. Gelir mi görür müyüz diye düşünüyorum.”

Gündemdeki terör olayları hakkında ne düşünüyorsunuz? şehit haberi gördüğünüz de oğlunuz aklınıza geliyor mu?

Baba: “Her gün yanıp tutuşuyoruz. Aklımdan hiç çıkmıyor.”

Şehit haberini aldığınız da ne yaptınız?

Anne: “Haberi ilk aldığımda bir kere bağırdım. Benim bağırmama kızım yanıma geldi. O anda oda öğrendi. Kızıma sarıldım yalan söylüyorlar dedim. Bilmedik ne olduğunu. Acım hiç geçmiyor. Rabbim dur desin de analar ağlamasın. Bana her zaman 9’uncu ayın ilk haftası evdeyim derdi. 9’uncu ayı iple çekiyorum bugün yarın gelecek diye. 10 yıl oldu gelmedi ve ben hala umutlanıyorum. Acaba gelir miydi? Nereye gidersem birlikte giderdik. Şehit haberi bana çok ağır geldi. Oğlumun askerden gelmesine 3 ayı vardı. Kızıma telefon açtırıp sordurdum, aklında biri varsa tatlısını diyelim diye. Kızıma ‘buraların tadı yok’ demiş.

Şehit haberi duyduğunuzda oğlunuz aklınıza geliyor mu?

Anne: “Oğlumun şehit anını yeni yaşıyormuş gibi hissediyorum. Televizyonu hiç açmam. 10 yıl oldu televizyonun düğmesine basıp da hiç açmadım. Aklımdan hiç çıkmıyor. Uyursam unuturum. Rüyalarıma ara sıra gelir.”

Oğlunuz rüyanıza girdimi?

Anne: “Anne ağlama dedi. Ben iyiyim benim için gözyaşı dökme dedi. Uzaktan veya arkasından bir askerle görürüm.”
Röportaj: Mücahit Dalkara

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER