TÜRK-İSLAM DÜNYASI NEDEN YÜKSELEMEDİ?

Son aylarda “Eğitim, Bilim ve Yükselme” başlıklı konferans ve ulusal gazetelerde yazıları ile dikkat çeken Prof. Dr. İsmail Güvenç ile Türk-İslam Dünyasının geri kalma sebepleri veya niçin yükselemedi sorusu üzerine konuştuk.

TÜRK-İSLAM DÜNYASI NEDEN YÜKSELEMEDİ?

Eğitimciliği, mütevazi kişiliği, yazar kimliğiyle takdir toplayan ve bugüne kadar yaptığı birbirinden farklı çalışmalarla dikkat çeken Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Güvenç, Türk-İslam dünyasının neden yükselemediği konusunu ele aldı.

İşte Prof. Dr. İsmail Güvenç ile Türk-İslam dünyası ile ilgili yaptığımız röportajın ayrıntıları…

EĞİTİM BİR TOPLUMUN EN ÖNEMLİ KURUMUDUR”
-Sayın Hocam, kalkınma ve gelişmede eğitim niçin önemlidir kısaca söz eder misiniz?
Hiç şüphesiz eğitim kurumları bir toplumun en önemli kurumudur. Bir toplumdaki siyaset, din, ekonomi ve aile gibi kurumlar eğitimin merkezde olduğu bir sistem içerisinde etkileşim içerisindedir… Toplumun sahip olduğu kurumların insan kaynağı da eğitim kurumlarında yetişmektedir. Bu yönüyle yükselme ile eğitim ilişkisi diğer kurumlardan daha önemli bir konumdadır…

TOPLUMUN DEĞİŞİMİ VE DÖNÜŞÜMÜNDE EĞİTİM ÖNEMLİ BİR NOKTADA”
-Kalkınma ve gelişme birçok faktörle ilişkili değil midir?
Şunun farkındayım: Toplumların/devletlerin niçin geri kaldıklarının veya gelişemediklerini açıklamaya çalışan birçok teori vardır. Bu teorilerle Türk-Müslüman ülkelerinin geri kalmışlığını açıklamak mümkündür… Eğitimin toplumun değişme ve dönüşmesinde önemli olduğunu düşünmekteyim. Dolayısı ile “İnsan Sermayesini” diğer faktörlerden daha fazla önemli görmekteyim. Her ülkede eğitim sistemi/kurumları olmakla birlikte bilimsel/teknoloji üretimi yeterince yoktur…

EĞİTİMLİ İNSAN DAHA ÜRETKENDİR”
-Yani önce insan eğitimi diyorsunuz…
Elbette… Toplumların kalkınma ve gelişmesinde bireylerin bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi epeyce taraftar bulan bir düşüncedir… Bu düşünceler toplumsal değişimde “Beşeri Sermaye Teori” olarak adlandırılmaktadır…

Bu teorinin temel varsayımlarını (tezlerini) şu şekilde özetlemek mümkündür

-Eğitimli insan daha üretkendir.

-Daha üretken birey daha fazla kazanır.

-Daha üretken ve daha fazla kazanan bireylerde oluşan toplumlar daha hızlı kalkınır…

GELİŞMİŞLİK DURUMUNUN ÖLÇÜLMESİ GEREKİR”
Türk-İslam dünyasının insan sermayesi kalkınma ve gelişmeyi sağlamak için yeterli midir?
Bu soruya cevap vermek için öncelikle bu ülkelerin gelişmişlik durumunun ne olduğu ortaya konulması gerekir…

TÜRK-MÜSLÜMAN ÜLKELERİ GELİŞMEMİŞ ÜLKELER SINIFINDA”
-Türk-İslam ülkelerinin dünyadaki yerini sormak gerekir!
Dünyada Birleşmiş Milletler (BM) üyesi 193 ülke bulunmaktadır. Devlet benzeri özel bölgeler dikkate alındığında bile yeryüzünde 210 ülkeden/devletten bahis etmek mümkündür. Bu ülkeler arasında gelişmiş ülke (GÜ) sayısı 35 kadardır… Türk-Müslüman ülkeleri arasında GÜ sınıfında bir ülke bulunmamaktadır. Dünyada en az gelişmiş ülke sayısı ise 49’dur… Maalesef Türk-Müslüman ülkeleri bu grup içerisinde yer bulmaktadır…

TÜRK-İSLAM DÜNYASINDA EN İYİ DURUMDA OLAN ÜLKE TÜRKİYE’DİR”
-Peki, Sayın Hocam, Türk-İslam ülkelerinde eğitim kalkınma ve gelişmeyi sağlayabilir mi?
Merhum Necip Fazıl Kısakürek beğenilerek okunan Sakarya Türküsü şiirinde şunu yazmakta: Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük / Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine / Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Şimdi şiirde “Sakaryam” yerine eğitim yazarak tekrar okuyun… Köpükten gövdeye dağlarca yükü mü taşıtmak istiyoruz? Türk-Müslüman ülkelerindeki eğitim sistemi toplumu ekonomik, bilgi/teknolojik, siyaset ve kültür gibi özellikler bakımından dönüşümü sağlamak için gerek nicel ve gerekse nitel olarak yeterli değildir… Gerek üniversite öncesi gerekse üniversite seviyesinde dünya sıralamasında ve teknolojiye katkı anlamında Türk-İslam Dünyasında eğitim kurumları önemli bir başarı ortaya koyamamaktadır. Fedakâr eğitimciler (vicdan ve insaf sahipleri diye de okuyabilirsiniz) çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için ama muasır bir dünyaya doğru dönüşüm/değişim gerçekleşmiyor. Aksak binitle (atla) yüksek dağa çıkılmaz… Ama ümitli olmak gerekirse Türk-İslam Dünyasında birçok yönüyle en iyi durumda olan ülke Türkiye’dir.

ULUSLARARASI ÜNİVERSİTE SIRALAMALARI
-Birazda uluslararası kuruluşların değerlendirmeleri konusuna değine bilir misiniz?
Türkiye’nin insani sermayesini (eğitim) yetişkin yeterlilikleri, lise eğitimi ve üniversitelerin durumuna çerçevesinde incelemek mümkündür. Bu incelemenin uluslararası kuruluşların verileri dikkate alınarak yapılması gerekir. Bunlar: - Yetişkin Yeterliklerinin Uluslararası Değerlendirilmesi Programı (PIAAC)

- Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PİSA)

- Uluslararası üniversite sıralamaları

TÜRKİYE OECD ORTALAMASININ ALTINDA PUANLARA SAHİP”
-Bu kuruluşlarının raporlarında nasıl gözüküyoruz?
Türkiye’nin insan sermayesinin durumunu anlamada “OECD’nin Yetişkin Yeterliklerinin Uluslararası Değerlendirilmesi Programı (PIAAC)” sonuçları önemli bir bilgi verecektir. Bu rapora göre Türkiye OECD ortalamasının altında puanlara sahiptir. İnsan sermayesinin belli yaş aralıklarındaki durumun anlamak için sayısal becerilerde puanlarına baktığımızda; 55-65 yaşında OECD ortalaması 245.9 Türkiye’ninki ise 187.8’dir. Yani 40 yıl önce piyasaya sürülen insan sermayesi sayısal becerilerde bizimkilerden daha yüksektir. 16-24 yaş aralığında ise OECD’ninki ortalama olarak 266.5 Türkiye’nin ki ise 233.7’dir. İki yaş grubu arasında 40 yıl önce 58.1 fark var iken gençlerde 32.8’e düşmüştür. Bu Türkiye açısından sevindiricidir. Fakat 40 yıl önceki puana ulaşılmaması ve ortalama değil de daha gelişmiş ülkelerin varlığını dikkate aldığımızda almamız gereken epeyce yolumuz olduğunu göstermektedir… Bu verilere göre son 40 yılda gelişmiş ülkeler eğitim talebini büyük ölçüde karşılayarak, vatandaşlarının büyük oranda yüksek yeterlilikle mezun olmasını temin etmiştir… Bu Türkiye’nin çok önce başarmış olması gereken bir durumdu…

EĞİTİM PUANLARI
-Üniversite altı eğitimde durum nedir?
PIAAC sonuçlarına göre; İlk/Ortaokul mezunlarında Türkiye 210 puana sahipken OECD ortalaması 231’dir. Lise mezunlarında ise Türkiye 245 puana sahipken OECD ortalaması 264’dür. Üniversite mezunlarında ise Türkiye 258 puana sahipken OECD ortalaması 292’dir. Eğitimin tüm kademelerinde bırakın gelişmiş ülkeleri OECD ortalamasının altında bir yeterlik söz konusudur. Türkiye’de ortaokul-lise eğitimini PİSA ve üniversitelerin durumunu ise üniversite sıralaması ile de anlamak mümkündür. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PİSA) 2015 sonuçlarında Türkiye matematik ve okuma alanında 50. fende ise 54. sıradadır… Bu sıralamaya 65 ülkenin katıldığı ve Türk-İslam Dünyasında en gelişmiş ülke olarak Türkiye’yi kabul ettiğimizde konu daha iyi anlaşılacaktır…

DÜNYADA İLK 500’E 3-5 TÜRK ÜNİVERSİTESİ GİREBİLMEKTE...”
-Ya Üniversiteler!
Dünya’da 20.000 kadar üniversite var… Üniversite sayısı ABD’de 4.500, Türkiye’de ise 210 kadardır… Türkiye yıllara göre değişmekle birlikte Dünyada ilk 500’e 3-5 Türk üniversitesi girebilmekte... Üniversite mezunlarının sadece % 2.7’si 4. ya da 5. düzeyde yeterliğe sahiptir. Bu oran ile Türkiye OECD ülkeleri arasında sondan ikinci sıradadır…

HER ÜLKE BİLİM/TEKNOLOJİ ÜRETEMEMEKTEDİR”
-Üniversiteyi kalkınma ve gelişme için önemli görüyorsunuz?
Bunu açıklayabilirim: Hemen her ülkede bir eğitim sistemi vardır. Ama her ülke bilim/teknoloji üretememektedir. Eğitim sistemi içerisinde bilgi/teknoloji üretimi konusunda üniversiteler veya araştırma enstitüleri önemli kurumlardır… Güçlü üniversitesi olan ülkeler diğer eğitim kademelerinde o kadar iyi olmasalar da bilim ve teknolojide gelişmiş ülkeler arasında yer almaktadır.

ÜLKELERİN ÜRETKENLİK DURUMLARI
-Sayın Hocam bu konu çok önemli biraz ayrıntıya inebilir misiniz?
Bu iddiamızı açıklamak için ABD örneğine bakabiliriz. Bazı Bilgiler şu şekildedir: -ABD PİSA 2002’de 36. sırada iken Çin, Güney Kore ve Finlandiya sırasıyla 1., 5. Ve 12. Sıradadır… -Yapılan bir analizde bilimsel gelişmişlikte ABD 100 olarak alındığında Çin, Güney Kore ve Finlandiya’nınki sırasıyla 19.2, 6.7 ve 1.0 olarak belirlenmiştir… -Dünyada üretilen yayının 2002’de 380 bin adetle % 27,40’ı ABD’de gerçekleştirilmiştir. ABD’de üretilen yayın sayısı 2017 yılında 626 bin âdete yükselmiş ancak oransal olarak % 17,70’e düşmüştür…-ABD’nin milli geliri (48.147), Çin (5.184), Güney Kore (23.749) ve Finlandiya’nınkinden (50.090) daha yüksektir…

TÜRK-İSLAM DÜNYASI 18. YÜZYILDA ÜNİVERSİTE DEVRİMİNİ ISKALAMIŞTIR”
-Temel eğitimi ABD’den daha iyi olan bu ülkeler bilim / teknoloji, ekonomi ve gelişmişlikte ABD kadar neden başarılı değiller?
Çünkü ABD bu ülkelerde olmayan güçlü üniversitelere ve araştırma kurumlarına sahiptir. Ayrıca dünyanın parlak beyinlerini buralara çekebilmektedir. Dünya’da 20.000 kadar üniversite vardır… Üniversite sayısı ABD’de 4.500, Türkiye’de ise 210 kadardır… ABD dünya üniversite sıralamasında ilk yüzde onlarca birinci sınıf üniversiteye sahiptir… Ülkede eğitim ve üniversitenin mevcudiyeti veya sayısında ziyade bilimsel ve teknolojik üretkenliği önemlidir. Türk-İslam dünyasının bilim/teknoloji üretememesi birinci sınıf üniversitelere yeterince sahip olmamasındandır… Türk-İslam Dünyası 18. yüzyılda üniversite devrimini ıskalamıştır…

YÜK VAGONLARINI GÜÇLÜ LOKOMOTİF ÇEKEBİLİR”
-Üniversite devrimi nedir?
17-18 yüzyıla kadar olan bu üniversitelere “Ortaçağ Üniversiteleri veya Birinci Kuşak Üniversiteler” denmektedir… Türk-İslam Dünyasında birinci kuşak üniversiteler konusunda başarılı örneklere rastlamak mümkündür… Burada Türk-İslam Dünyasının yükseldiği için mi birinci kuşak üniversitelerde iyiydi veya birinci kuşak üniversiteler iyi olduğu için mi yükseldi sorusunu sorabiliriz… Bu soruya yazının diğer kısımlarında cevap vermek üzere 18. yy üniversite devrimine dönelim… Birinci Kuşak Üniversiteler 14. Yüzyılda başlayarak bir değişim yaşamaya başlamıştır. Geçiş döneminin başlangıcı olarak belirtilen bu yıllar 18. yy’la kadar sürmüştür… Birinci kuşak üniversiteler 17-18 yüzyılda önemli bir paradigma değişiklik yaşamıştır… Ar-Ge üniversiteye girmiştir. Yüksek lisans ve doktora eğitimi önem kazanmıştır… Bu model üniversite eğitimi kurumsallaşmıştır… Bu üniversite modeline İkinci Kuşak Üniversiteler (Humboldt Üniversite) adı verilmiştir…Bu üniversite modeli 18. yy’dan günümüze batı medeniyetinin yükselmesinde lokomotif işlevi görmüştür… Ortaya koyduğumuz kalkınma ve gelişme öyküsünde ikinci kuşak üniversitelerin yetiştirdiği “İnsan Sermayesi” anahtar konumdadır… Türk-İslam Dünyasında ikinci kuşak üniversiteler arasında başarılı örneklerine rastlamak mümkün olmakta birlikte bu üniversiteler “İnsan Sermayesinin yetiştirilmesi, bilim ve teknoloji üretimi” alanında gelişmiş ülkelerdekiler kadar başarı gösterememişlerdir… Yük vagonlarını güçlü lokomotif çekebilir

Röportaj: Emre Akkış

Güncelleme Tarihi: 30 Kasım 2018, 18:36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner98

banner103