“SAMİMİYETİ KAYBEDERSEK, MİLLETE HİÇBİR ŞEY VEREMEYİZ”

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, “ İhlas ve samimiyeti kaybedersek, bizim bu millete verebileceğimiz hiçbir şey olmaz” dedi.

“SAMİMİYETİ KAYBEDERSEK,  MİLLETE HİÇBİR ŞEY VEREMEYİZ”

Bir dizi ziyaretler için Kahramanmaraş’a gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde ‘Din Gönüllüleri Buluşması’ kapsamında din adamlarıyla bir araya geldi. İl Müftüsü Celal Sürgeç’in selamlama konuşmasının ardından kürsüye gelen Başkan Görmez, konuşmasında sıklıkla samimiyet duygusundan bahsetti. İhlas ve samimiyetin kaybedilmemesi gerektiğine vurgu yapan Başkan Görmez, kendini dinine adayan birisi için en tehlikeli durumun sıradanlaşmak olduğunu söyledi. Mutfakta yemek yapmak ile namaz kılmanın aynı duruma dönüşmesinin ibadete zarar vereceğini ifade eden Görmez, ibadetlerin samimiyetle, aşkla, sevgiyle ve muhabbetle yapılması gerektiğini belirtti.

KALBİMİZ GERÇEKTEN MİHRABA HAZIR MI?”
Görmez, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Bir din gönüllüsü işe başlarken muhasebesini yapıp işe yeniden işini yeniden planlarken işe nereden başlamalı diye düşünür. Çok güzel sesler kuran öğrenmekle mi başlaması lazım. Çok iyi hitap etmek, iyi hitabın inceliklerini kullanarak mı başlaması lazım. Çok kitap okuyarak mı? Nasıl başlamak lazım? Doğrusu içinizden hayatını mihraba adamış din gönüllüsünün evladı olarak sizinle aynı yerleri hayatın içinde yapmış, kuran kursu öğretmenliği, imamlık, İlahiyat fakültesinde hocalık, diyanet işleri başkan yardımcılığı yapmış ve şimdide 6 buçuk yıldır bu zor, ağır ama onurlu vazifeyi omuzunda bir kardeşiniz olarak demem o ki kalbimizden başlayalım ve kalbimize dönelim. Kalbimiz bu işe hazır mı? Acaba gerçekten kalbimiz mihraba hazır mı?”

MİHRABIN ABİDİ OLMADAN, MİHRABIN İMAMI OLUNMAZ”
Görmez, “Mimbere çıkarken ruhumuz bedenimizle beraber mi çıkıyor, yoksa sadece bedenimiz mi çıkıyor? Hutbe beyan ederken acaba sadece diyanetin gönderdiği bir kâğıttan kelimelerle mi dökülüyor, yoksa ruh ve mana çıkıyor mu kalpten? Buradan başlamak lazım. Kuran okurken acaba ses, name, makam, musiki mi, yoksa o kuranla birlikte Hz. Ömer’in ifadesiyle “Kuran o gün o an kalbiyle razı olmuş gibi okuyabiliyor musun? Bence biraz işi gücü, bütün genelgeleri, yönetmenlikleri, müftülüğün toplantılarını, diyanetin talimatlarını hepsini bir tarafa bırakıp diyanet camiasının bence kalbinin hesabı çekilsin. Mihrabın abidi olmadan, mihrabın imamı olunmaz. Mimberin alimi olmadan, mimberin kat yerinde olmazsın” şeklinde konuştu.

EN BÜYÜK TEHLİKE SIRADANLAŞMAK”
Müslüman kardeşlerin birbirine zaman zaman bir saat iman edelim demesi gerektiğine vurgu yapan Görmez, her zaman öncelik olarak buradan başlanması gerektiğine dikkat çekti. Görmez, “Biz burayı çözmezsek o zaman yaptığımız hizmetin rabbimizin katında bir değeri olmaz. İhlas ve samimiyeti kaybedersek, bizim bu millete verebileceğimiz hiçbir şey olmaz. Her birimiz Allame-i Cihan olsak her birimiz dünyanın en iyi hatibi olsak, her birimiz dünyanın en büyük hizmet için koşturan insanı da olsak biz ihlas ve samimiyeti elden terk ederek başarılı olamayız. Hep birlikte bunun üzerinde durmalıyız. Özellikle de şu cümleyi asla unutmamalıyız; Mihrabın abidi olduktan sonra Mihramın imamı olabiliriz. Mimberin âlimi olmadan Mimberin hatibi olamayız. Kürsünün nasihi olmadan kürsünün vaizi olamayız. Bunların tamamı kalbimizle ilgilidir. Bizi bekleyen en büyük tehlike dini hayatının rutinleşmesidir. Yani mutfakta yemek yapmak ile namaz kılmanın eşit bir davranışa dönüştüğünü düşünün. Yani bahçe sulamak ile başka bir ibadeti aynı kategoriye koyamayız” ifadelerini kullandı.

İBADETLERİMİZİ AŞKLA, MUHABBETLE YAPMALIYIZ”
Görmez, son olarak sözlerinde şu ifadelere yer verdi: “Peki, Mihrap görevlisi, Kur’an öğretmeni için en büyük tehlike nedir? Vaiz, vaize için imam müftü için en büyük tehlike nedir? Yaptığı işin rutinleşmesidir, sıradanlaşmasıdır. Hayatının tamamını mezarlıklarda imamlık yapmaya adamış olan kardeşlerimiz var. Bu gerçekten zor bir iştir. Bir defa onlarla sohbet ettim. Bir şey sormak istiyorum dedim. Günde onlarca insan defnediyorsunuz, onlarca insanın namazını kılıyorsunuz, kefenliyorsunuz. Bu sizde nasıl bir ruhiye doğuruyor diye sordum. Hepsi ısrarla, “Ölüm o kadar sıradanlaşıyor ki, bu ölümü bize unutturuyor” dediler. Yani her gün konuşan ve vaiz olarak tanımlanan ölümle karşı karşıya olan insan ölüm sıradanlaştı diyor. Bizde bu tehlike ile karşı karşıyayız. Biz Mihrabı sıradan bir mekâna dönüştürürsek, Mimberi sıradan bir mekâna dönüştürürsek, kalbimiz, aşkımız ibadetlerde bize yoldaşlık etmezse biz bu dünyayı da kaybederiz, ahireti de kaybederiz”

ÇOK MUTLUYUZ”
Kahramanmaraş İl Müftüsü Celal Sürgeç, ise şunları kaydetti: “Bugün çok mutluyuz. Biz 97 yıl önce şehrimizde bütün Anadolu’nun bağımsızlık ve istiklal mücadelesinin ilk kıvılcımı bu şehirde çıktı. Dolayısıyla bu şehir kahraman bir şehir ve bu kahraman şehir sizi ağırlamakla çok mutlu ve sevinçli. Ülkemiz 97 yıl önce fiziken işgal edildiğinde bu şehrin uleması durumdan vaziyet çıkardılar ve şehirlerini fiziki işgalden kurtardılar. Kahramanmaraş hareketi bir ulema hareketidir. Hakkı Hoca, Vezir Hoca, Rıdvan Hoca, Sütçü İmam o gün nasıl Ali Sezai Efendi’nin etrafında kenetlendilerse bizde bugün Diyanet camiası olarak hocamızın etrafında kenetlenmeye devam edeceğiz. O gün fiziken ülkemiz işgal edilmişti ama insanımızın zihni hürdü. Daha sonra da fikren işgal başladı ama yine de Kahramanmaraş’ımız 1950’lili yıllarda İmam-Hatip yıllarında kendilerinden beslendiğimiz o 7 güzel insan fikir işgalini ülkeden bertaraf etmeye çalıştılar. Bu anlamda bu şehir gerçekten kahraman. “

Haber: Meliha Şeyda Akçakale

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.