banner117

KİPAŞ VE TİCARET BORSASI, ‘BEYAZ ALTIN’A EL ATTI!

Tekstil kenti Kahramanmaraş’ta, tekstilin ham maddesi olan pamuğun ekiminde yaşanan problemlerin çözümü, hasat yönetimi ve kalite kayıplarının azaltılması amacıyla Kipaş Holding ve Ticaret Borsası işbirliğinde sektör temsilcilerinin katılımıyla önemli bir toplantı düzenlendi.

KİPAŞ VE TİCARET BORSASI, ‘BEYAZ ALTIN’A EL ATTI!

Türk Tekstilinin ihtiyaç duyduğu 1 milyon 500 bin ton pamuğun yarısı Türkiye’de üretilirken, yarısı ise ithal yollar ile geliyor. Tekstilciler özellikle ABD ağırlıklı, Meksika, Hindistan, Pakistan ve diğer ülkelerin pamuklarını almak suretiyle tekstil ürünleri üretiyor. Türkiye çiftçisine hükümetin son zamanlarda verdiği teşvik ile pamuk üretimi Kahramanmaraş, Hatay, Adana, Osmaniye illerinde artarken, bu alanda yaşanan sorunlara dikkat çekmek ve çözüm üretmek amacıyla Kipaş Holding ve Ticaret Borsası işbirliğinde sektör temsilcilerinin katılımıyla önemli bir toplantı düzenlendi. Pamuğun geleceğinin ve pamuk hasatında yapılan yanlışların konuşulduğu program Kipaş Holding Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya pamuk çiftçileri, çırçırcılar ve sanayiciler yoğun ilgi gösterirken, Kipaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hanefi Öksüz, Kahramanmaraş Ticaret Borsasısı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Duran Balsuyu, Caso Tohumculuk ve Pamuk Yolu’ndan Bülent Tunçgöğüs ve Progen Tohumculuk’dan Prof. Dr. Cafer Mart deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Pamukta hasat yönetimi ve kalite kayıplarının nasıl azaltılacağının anlatıldığı toplantıda, pamuk ekiminde yaşanan problemlerin çözümleri konuşuldu. 

“HERKES BİRBİRİNDEN KOPUK, HERKES BAĞIMSIZ”
Toplantının açılış konuşmasını yapan ev sahibi Kipaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hanefi Öksüz, geçmişle bugünü kıyaslayarak, çiftçilerin, çırçırcıların ve sanayicilerin birbirinden kopuk olmasından yakındı. Öksüz, “Biz şimdi Kahramanmaraş’ın en yaşlı çiftçilerinden biri olduk, çocukken de babamla birlikte ovada, yazıda çok dolaştım. Adeta tarlada büyüdük. Çiftçilerimiz eskiden istişare ederlerdi, onların zamanları da daha bol du tabi ki. Öyle bir ortamda yaşıyoruz ki herkes birbirinden kopuk, herkes kendi başına. Bakın burada pamuğu üreten çiftçi arkadaşlarımız var, onu sanayinin emrine hazırlayan çırçırcı arkadaşlarımız var, kullanan sanayici arkadaşlarımız var. Birbirimizin sıkıntılarından, dertlerinden, yaşadığımız sorunlardan hiçbirimizin haberi yok. Onun için bir pamuk ailesi toplantısı düzenlemek istedik. Bu toplantıyı çok önemsiyorum ve sık sık bu tür toplantılar yapmamız gerektiğine inanıyorum. Kendi binamızda sizleri ağırlamaktan da çok büyük zevk alıyorum. Ben yaşadığımız sorunları burada konuşmamız gerektiğine inanıyorum” dedi. 

“ÇOK DEĞERLİ AMA BİZ DEĞERSİZ HALE GETİRİYORUZ”
Kahramanmaraş’ta ve Türkiye’de üretilen pamuğun çok değerli olduğunu fakat üretim aşamasında yapılan yanlışlarla değersiz hale getirildiğine dikkat çeken Öksüz, “Aslında pamuğumuz çok değerli ama maalesef ufak tefek şeylerle bu pamuğumuzu çok değersiz hale getiriyoruz. Halen Türk sanayicisi Amerikan pamuğunu almak zorunda kalıyor. Halbuki Amerikan pamuğundan biz daha iyiyiz, yıllarca radyolarda anons yapıldığı halde bir konteminasyon sorununu aşamadık. Bu kadar değerli bir ürünü değersiz hale getiriyoruz. Bunu aslında ben inceledim, nereden geliyor diye düşündüm. Pratik bir tecrübemi paylaşmak istiyorum, gübreler sentetik çuvallarda, bizler bunları çuvallarla toprağa dolduruyoruz, yarnak başlarına atıyoruz. Tarlada dolaşırken bunları pulluk parçalıyor, kültüvatörde daha da üstüne çıkartıyor, pamuk toplama makinası da bunu emiyor, bunlar bizim milyonlarca metrekare kumaşımızı bozuyor. Gidiyoruz Amerikan pamuğu almak zorunda kalıyoruz. Ben ne yapıyorum, pamuk toplama makinası tarlaya girmeden sakaları çağırıyorum, ‘nereye bu çuvallardan koydunuzsa gidin yarın içindeki toprağı dökün, onları yakın’ diyorum. Çok basit bir tecrübemi sizinle paylaşıyorum, benim ürettiğim pamukta konteminasyon sorunu Amerikan pamuğundan daha iyi. Yaptığım hiçbir şey yok, sadece bir tedbir. Konteminasyonun pamuk fiyatına zararı Amarikan pamuğuna göre çok fazladır. Çiftçi konteminasyona dikkat etse, ürününü daha pahalı satabilecek” ifadelerini kullandı. 

“DİKKAT EDERSE ÇİFTÇİMİZ CEBİNE DAHA FAZLA PARA GİRECEKTİR”Çifçtilerin yapacağı düzenlemelerle daha iyi kazanç sağlayacağına dikkat çeken Öksüz, sözlerini şu şekilde sürdürdü, “Biz birbirimize inanmıyoruz. Bende aynı sıradan geçtim. Eskiden burada Marteks vardı. Bir çiftçi olarak kızardım. Biz çiftçi olarak pamuk dedik mi hepsi aynı biliriz. Ama asla öyle değil. Biz ne zamanki iplik fabrikası kurduk o zaman pamuğu öğrendik. O zaman dedim ki pamuğun hepsi bir değilmiş. Ne zamanki dokuma fabrikasını kurduk. İpliğin kalitesini de burada öğrendim. Çünkü iplik satarız, müşteri şikayet eder. Ne zamanki boyayı kurduk ham bezin değerini anladık. Sanayici de bugün Türk pamuğuna bu nedenlerle iyi para veremiyor. Bu küçük şeylere dikkat edersek çiftçimizin de cebine daha iyi para girecektir.”

“PAMUK EKMEME FİKRİNİ GÖZDEN GEÇİRİN”
Çiftçilerin gelecek sene pamuk ekmeyeceklerine dair düşüncelerine karşı çıkan Kahramanmaraş Ticaret Borsasısı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Duran Balsuyu ise, “Öncelikle Hanefi Öksüz’e böyle bir toplantıyı düzenlediği için teşekkür ediyorum. Çiftçi arkadaşlarımız kontemizasyondan bahsediyor ama seneye biz pamuk ekmeyeceğiz gibi düşüncelere sahip olanların varlığını biliyorum. Fiyatların düşük olduğu malum ama bu bir dünya emtiası, mutlaka fiyatlarda inmeler ve kalkmalar olacaktır. Bu sene kazanmadım, gelecek senede kazanmam diye bir şey yok. Çiftçi kardeşlerimizden öncelikle seneye pamuk ekmememe fikirlerini gözden geçirmelerini rica ediyorum. Seneye de böyle sorun olacak diye bir durum söz konusu değil. Tabiatıyla, STK’lar, Ulusal Pamuk Konseyi’nin devletin verdiği primin artırılması için gayretlerine devam ettiğini biliyorum. Bu prim İnşallah, 2019 yılı mahsulu için 80 kuruş olarak kalmayacağından, yükseleceğinden ümitliyim. İnşallah bu ümidimiz boşa çıkmaz” şeklinde konuştu.

“YANLIŞ UYGULAMALARLA MİLLİ SERVETİMİZE YAZIK EDİYORUZ”
Yanlış uygulamalarla milli servet olarak gördüğü pamuğa zarar verdiklerini dile getiren Balsuyu. “Çiftçiler olarak bu kadar masraf ediyoruz, ekiyoruz, gübreliyoruz, ilaçlıyoruz, meydana getiriyoruz. Toplamadan önce özellikle sucularımızın gübre çuvalına toprak doldurup, bağlığa yaptıkları yerleri gözden geçirip, onları toplayıp yakması önemli. Geçen yıl ben toplattım, adam toplamış hepsini pamuğun içine atmış, buna çok dikkat etmemiz gerekiyor. İçinde toprak olan gübre çuvalını pamuğun içine atarak daha büyük zarar veriyor, bunlara çok dikkat edilmesi gerekiyor. Çırçırcı kardeşlerimiz lütfen rutubete dikkat edelim, pamuğu heder etmeyelim. Bu çok stratejik bir ürün, ülkemizde olmazsa döviz ödeyerek yurt dışından alıyoruz. Ülkemizin bu kadar lükse tahammülü yok, kendimiz üretsek, kendimiz yetiştirsek, kendimiz iplik yapıp, kendimiz kumaş yapsak sonrasında da kendimiz ihracat yaparsak İnşallah ülkemizin döviz zafiyeti olmaz, daha çabuk kalkınırız. Bizler yanlış uygulamalarla milli servetimize yazık ediyoruz. Bu konuda üniversitemizin de biraz daha faal olmasını, eğitim nasıl yapılır konusunda bilgiler vermeniz gerektiğine inanıyorum. Biz bunu vatan aşkıyla, memleket sevdasıyla, Allah rızasıyla yaparsak vatandaşlık görevimizi iyi bir şekilde yerine getirmiş oluruz” dedi.

“ÇİFTÇİ ÇOK BÜYÜK ZARARLARA UĞRUYOR BURADA”
Caso Tohumculuk ve Pamuk Yolu’ndan Bülent Tunçgöğüs ise pamuk ve hasat yönetiminin nasıl olması gerektiğini anlattı. Tunçgöğüs, “Bu bölgede bu coğrafyada ilk makineli hasatın deneyimlerini gördük. Her şey istenildiği gibi yapılmaya çalışıldı. Tarlanın boyu bin metre, 300’den fazla hendekler vardı, onların neredeyse tamamı çalışanlara düzelttirildi. Onları makinenin doğru yürüyebilmesi için düzelttirdik. Biz o günlerden bu günlere geldik. Bundan öncesi de var. Elle toplanan pamuklar var, o dönemler yürükler acısıydı. Bizim bu coğrafyanın sosyal bir nedeni var. İnsanlar borcunu pamuk olarak ödüyor, onun için tarlanın temizliği gibi şartlar pek önemli değildi. Herkes parasına bakıyor. Alan da ne aldığına bakmıyor. Dolayısıyla  tarladan ne çıktıysa çırçıra, çırçırdan ne çıktıysa iplikçiye gidiyor. Her dönemde, her aşamada maliyetler artarak büyüyor. Hanefi Bey ve başkanımız bahsettti, çiftçi çok büyük zararlara uğruyor burada. Dolayısıyla pamuk bu süreçten buralara geldi, biz de bunlara biraz katkı sunmak amacıyla pamuk ve hasat yönetiminini nasıl olması gerektiğini anlatacağız” ifadelerini kullandı.
Tunçgöğüs’ün ardından kürsüye gelen Progen Tohumculuk’dan Prof. Dr. Cafer Mart da, pamuğun tarladan toplanma süreciyle ilgili önemli bilgiler verdi. 

 
(Haber: Ahmet Güneçıkan)
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER