banner117

KAHRAMANMARAŞ’TA MUTLULUK, ŞEHİR KÜLTÜRÜ VE 46 ALTIN ANAHTAR!

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Güvenç, Kahramanmaraş'ın mutlu olan birey oranının yüzde 68,2 olduğunu belirterek, bu sayının Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu söyledi.

KAHRAMANMARAŞ’TA MUTLULUK, ŞEHİR KÜLTÜRÜ VE 46 ALTIN ANAHTAR!

Yazdığı köşe yazıları ile gündem olan ve akademik anlamda iyi bir donanıma sahip Prof. Dr. İsmail Güvenç, yine önemli bir konuya değindi. Eğitimciliği, mütevazi kişiliği, yazar kimliğiyle takdir toplayan ve bugüne kadar yaptığı birbirinden farklı çalışmalarla dikkat çeken Güvenç, yazı dizisinin üçüncü kısmını paylaşarak, şehirlerdeki mutluluk-mutsuzluk oranını ele aldı.

İşte Güvenç'in mutluluk-mutsuzluk ile ilgili yazısı...

Soru: Sayın Hocam Mutluluk nedir?
TDK Büyük Sözlük’teMutluluk, “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu” olarak tarif edilmektedir. Psikologlar ise mutluluğu üç bileşenden oluşan duygusal durum olarak açıklamaktadır: Olumlu duyguların hissedilmesi, hayattan memnun olmak ve olumsuz duygular yaşamamak…

Soru: Ülkemizde ve yaşadığımız şehir Kahramanmaraş’ta bu “Sevinç (kıvanç)” durumuna ulaşmış veya ulaşamamış kaç kişi vardır?
Bu sorunun cevabını “Yaşam Memnuniyet Anketi” sonuçlarına bakarak bir ölçüde anlamamız mümkündür.  TÜİK tarafında yıllık olarak düzenli olarak yayımlanmakta.  Öncelikle ülkemize bakalım… Ülkemizde mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı önceki yıla göre arttı. Mutluluk oranı 2015 yılında %56,6 iken 2016 yılında %61,3 oldu… Bu tarif ve istatistikler dikkate alındığında halkımızın özlemlerine (isteklerine) kavuşma oranında bir artış olmuştur. Bu sevindirici bir durumdur. Ankete konu edilen bilgilerin “Yaşam Memnuniyet Anketi” başlığı altında derlenmesi ve psikologların mutluluk açıklamalarında “hayattan memnun” olmanın bulunmasına dikkat çekmek isterim. Halkımız tüm yaşam zorluklarına rağmen istatistiklere göre mutlu olabilmeyi başarmaktadır… İstatistiklere inanmayanlara söyleyecek sözümüz yoktur.

Soru: Kahramanmaraş’ta mutluluk?
Kahramanmaraş’ta “Sevinç (kıvanç) durumuna ulaşmış” yani mutlu olan birey oranı %68,2 olarak belirlenmiş. Bu oran Türkiye ortalamasının üstündedir. “Ortada olan veya ne mutlu ne de mutsuz olan” birey sayısı %23,3; mutsuz olan birey sayısı ise %8,6’dır… Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) 2016 yılında Kahramanmaraş nüfusunu 1.112.634 olarak belirlenmiştir. Kahramanmaraş’ta %8,6 mutsuz veya “sevinç (kıvanç) durumuna ulaşamamış” birey olduğuna göre ilimizde 95.686 mutsuz kişinin yaşadığını kolayca hesaplayabiliriz… Birde ne mutlu ne mutsuz olanlara var. Bunlarında yarısı mutsuz olsa… Hesabı siz yapın!

Soru: Mutluluk kaynağı olan değerler nelerdir?
Kahramanmaraş’ta “Mutluluk Kaynağı Olan Değerler”;sağlık (%72,2), sevgi (%12,5), başarı (%6,7), iş (%6,0)), para (2,6) ve diğer faktörler (0,1) olarak belirlenmiştir… Kahramanmaraş’ta “Mutluluk Kaynağı Olan Değerler” arasında Türkiye ortalamasından yüksek olan iki değer dikkati çekiyor: Sağlık ve İş. Sağlık; Kahramanmaraş’ta mutluluk üzerine Türkiye ortalamasından daha önemlidir.

Soru: Hocam Para, Türkiye ortalamasında daha azmı mutlu ediyor Kahramanmaraşlıyı? Paraya Türkiye ortalamasından daha az değer veriyoruz diyebilir miyiz?
Bu soruya cevap vermek zor. “iş” öyle değil! Kahramanmaraşlıya “iş” daha fazla mutluluk veriyor. İşte para ile ilgili…

Soru: Mutluluk kaynağı olan kişiler kimler?
 Kahramanmaraş’ta “Mutluluk Kaynağı Olan Kişiler” şu şekilde belirlenmiş: Aile (%74,2), çocuk (14,7), eş (3,8), torun (2,5), anne/baba (1,9), kendisi (1,0), diğerleri (2,1)… Kahramanmaraş’ta “Mutluluk Kaynağı Olan Kişiler” arasında aile ve çocuk Türkiye ortalamasından daha yüksek olarak belirlenmiştir… Torun çocuktan daha değerli diyenleri bu sonuçlar doğrulamıyor… Hani torun evlattan daha değerli idi(!) İlgincime giden “kendine” mutluluk vermenin ilimizde çok düşük çıkması… “Kendiyle barışık” olmak önemsenmelidir… Bu insanlar neden mutluluğu dışarıda aramakta? Bu konuda son söz olarak; komşusu mutsuz iken kendi mutlu olan bizden değildir derim.

Soru: Sayın Hocam sohbetimizin ikinci bölümünde şehir kültürü konusuna değinmek istiyorum. Sokaklarımızda ne görüyorsunuz?
Genel anlamda olumlu şeyler görüyorum. Ama yadırgadığım gözlemlerimde var. Şöyle ki, Pazar günü akşam ezanı zamanı… Yolda başında bir grup taksi durdu, insanlar indi. Bir düğün konvoyu… Davullar çalınmaya başlandı… Bu adamlar bir süreliğine trafik akışını da durdurdular. Apartmanlardakiinsanlar ne oluyor diye balkonlara, pencerelere çıktılar…  Oturduğumdan bölgede böyle şeyler çok sık olmakta. Ama bu kez geçici misafirler (!) işi bayağı uzattılar. Sonunda polis geldi… Bu insanların makul ölçülerde eğlenme hakkı olabilir… Ancak evinde huzur içinde oturmak isteyen, hastası olan vs. hiç düşünülmez mi? Bir başka örnek! Sabahları evin yakınındaki parka doğru yürüyorum. Her gün bir kadın parkın temizliğini yapıyor. Yerler çekirdek kabukları ile dolu. Temizlik yapan kadıncağız bir diğerine anlatıyor: “İleride çöp kutusu var, ama yerlere atıyorlar. Burasının temizliğini ve bakımını yapmak kolay değil.”

Soru: Sayın Hocam uzun yıllar farklı şehirlerde yaşadığınız için rahatlıkla karşılaştırma yapabilirsiniz!
Evet, bu topraklarda doğup büyümüş, 35 yıl farklı şehirlerde görev yapmış biriyim… Son 3 yıldan beri daimi olarak memleketimde yaşamakta, görev yapmaktayım… Buraya taşınınca hemşerilerimiz arasında “Tekerek Yolu” olarak bilinen üniversiteye giden yol güzergâhındabir apartman dairesi aldım. Burası birçok kişiye göre şehrin en gelişmiş (!)bölgesi durumunda. Bu anlattıklarımda bu yerde oluyor… İlk geldiğim günlerde apartmanda kamuda yönetici olarak görev yapan bir arkadaş ile tanıştım… Geçen günlerde apartmanın önünde karşılaştım. Ayaküstü sohbet ederken şunları söyledi: “Geçen gün birine ‘günaydın nasılsınız?” dedim.  Bana teşekkür bile etmeden “Burada mı oturuyorsunuz diye sordu…”

Sözlerini şöyle sürdürdü: “Apartmana girip çıkarken çocuk bile olsa arkadan bir gelen varsa nezaket gereği girişkapısını çarpmasın diye tutuyorum… Ama bir kısmı teşekkür bile etmeden geçip gidiyor… Kendiler önde ise kapının kanadını yüzüme çarpar gibi bırakıyorlar….” Dostumu dikkatle dinledim. Şaşırdım dersem yalan olur…  Bende bazılarını tanıyamıyorum, bazı yapılanları anla(ya)mıyorum…

Soru: ne önerirsiniz sayın Hocam?
Bir şehrin mukimleri birbirine selam vermeden, birbirini rahatsız ederek (trafikte, komşulukta,) haklarına riayet etmeden (ticarette)o şehirde ortak yaşayabilir mi?...Birbirimize saygın duymadan,  nasıl o şehirli olmak ‘ortak bir payda’veya ‘ortak bir kimlik’ olabilir? Aralarında selamı yaygınlaştırmadan, birbirine teşekkür etmeden, yanlışından dolayı özür dilemeyi öğrenmeden,  trafikte ve komşulukta haklara riayet etmeden, doğasına zarar vermeden vb. davranışları benimseyip yapmadan ortak bir şehir kültürü meydana getirmek mümkün mü?  Bir şehrin kültürünü öğrenmeden, geliştirmeden, özellikle tarihi sokaklarında gezmeden, mazisine sahip çıkmadan, doğal güzelliklerini korumadan, güzelliklerini fark etmeden vs.vs. o şehirli olunabilir mi? Elbette bu sorular daha fazla sıralanabilir…

Soru: Pekâlâ, nasıl o şehirli olunur?
Bu sorunun oldukça uzun bir cevabı vardır. Öncelikle şunu söyleyebiliriz: “Bir şehirli olmanın asgari şartları belirlenip, ortak bir şehir kültürü,  aidiyet duygusu geliştirilmelidir.” Bu yaşayanların huzur ve mutluluğunu artıracak, şehrin olumlu yönde gelişmesine katkı sağlayacaktır… Yazar Beşir Ayvazoğlu bir yazısında şunları söylemekte: İçinde yaşadıkları şehri tanımayanlar, kendilerini onun bir parçagibi hissetmeyenler sevmezler o şehri. O yüzden gerektiği zaman koruyup sahip çıkmazlar.” Geçmiş yıllarda İstanbul için yukarıda bahsettiğim hususlar bir sorun olarak görülerek bir çalışma yürütülmüştür: “İstanbullu, dolayısıyla şehirli olma şuurunu geliştirmek için ‘Kentim İstanbul’ isimli bir projeyi hayata geçirilmiş. Bu projesi çerçevesinde, “Kentli Yaşam Kılavuzu” hazırlanmış ve bazı kurallar belirlenmiştir.” Böyle bir çalışma güzel şehrimiz Kahramanmaraş için neden yapılmasın?

Soru: Sayın Hocam 2017 yılında gündeme getirdiğiniz “46 Altın Anahtar” öneriniz vardı!
Bu amaçla, bulunduğumuz şehirde yaşamanın ne anlama geldiğini belirlemek için “Şehrim Kahramanmaraş” projesi başlatılmalı ve “46 Altın Anahtar” belirlenmelidir… Bunu 2017 yılında yaptım. Tekrar sizi aracılığınızla bu çağrıyı yeniliyorum. Kahramanmaraş’ta yaşamaya başlayınca, karınca misali, her yıl için 46 fidan dikmek için kendime bir hedef koydum. Ancak tek başıma değil hep birden daha güzel ve yaşanabilir şehirler (Kahramanmaraş) kurabiliriz.

Haber: Emre Akkış

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner145

banner144