banner117

Kahramanmaraş’ta ‘Doğa’ rüzgarı esecek

Yenilikçi yaklaşımları ve teknolojiye yatırımlarıyla eğitimde kalitesinden sıkça söz ettiren Doğa Koleji, eğitim kalitesini Kahramanmaraş’a da taşıyarak öğrencilerle buluşturmaya hazırlanıyor.

Kahramanmaraş’ta ‘Doğa’ rüzgarı esecek

Eğitim sektörünün standartlarını belirleyen kurumların başında gelen Doğa Koleji, her geçen gün yükselen başarı grafiğiyle tüm Türkiye’de dikkatleri üzerine çekiyor. Başarılı girişimleriyle Eğitim kalitesini Türkiye’nin her yerine götüren Doğa Koleji, artık Kahramanmaraş’ta da faaliyet gösterecek. 2018-2019 eğitim öğretim yılında açılması beklenen Doğa Koleji, kampüsü ile birlikte Kahramanmaraş’ın eğitimine damga vurmayı amaçlıyor.11 bin metrekare kapalı, 7 bin 500 metrekare açık alana ve 56 dersliğe sahip olacak kampüste, anaokulu, ilkokul, ortaokul, ve lise eğitimleri verilecek. Doğa Koleji Kampüsü, geniş sosyal alanları, kapalı-açık spor salonları, yüzme havuzu, kafeterya, görsel sanatlar, müzik, kodlama ve robotik atölyelerinin yanı sıra konferans, drama, dans salonları ile birçok alanda içeriği kendinden barındıracak. Kolejde ayrıca buz pateni pisti ile binicilik ve okçuluk alanları da Doğa Koleji seviyesini kente yansıtacak. Modern eğitim tekniklerini kullanarak, ufku geniş, katılımcı, özgüveni sağlam, aydın ve yaratıcı düşünebilen bireyler yetiştirmeyi amaçlayan Doğa Koleji, Kahramanmaraş’ın eğitimdeki başarı grafiğini yukarılara çıkaracak. Kolejin tanıtım toplantısı, Doğa Koleji Lisanslı Okullar Direktörü Serkan Karabulut ve Kahramanmaraş Doğa Koleji kurucusu Dr. Halil Gürsoy’un katılımıyla yapıldı.

GEÇ GELDİK AMA İYİ BİR KAMPÜSLE GELDİK”

Doğa Koleji’nin tanıtım toplantısına katılan Doğa Koleji Lisanslı Okullar Direktörü Serkan Karabulut, yaptığı açılış konuşmasında Kahramanmaraş’ta olmaktan mutluluk duyduklarını belirtti. Kahramanmaraş’a biraz gecikmeli geldiklerini dile getiren Karabulut, “Kahramanmaraşlı öğrencilerle buluşmak için Doğa Koleji’ni buraya getiriyoruz. Bunu için son derece heyecanlıyız, mutluyuz. İlçe Milli Eğitim müdürümüz merkezde 450 bin üzerinde nüfus, 100 binin üzerinde öğrenci olduğunu ve özel okulların bu işi çok iyi yaptığına inandığını, desteklediklerini söyledi. Bende açıkçası bundan çok mutlu oldum. Gerçekten bu işi biraz daha süt noktalara getirmek hepimizin temel hedefi. Eğitim konusu toplumumuzun her kesimini ilgilendiren bir meseledir. Biz buna farklı bir anlayış getirebiliyorsak ve bunu bir şekilde hissettirebiliyorsak ne mutlu bize. Çünkü aslına bakarsanız aynı müfredatı uyguluyoruz. İşin kalıcı olması noktasında farklılaştırdığımız bir takım noktalar var. Doğa Koleji 2002 yılında kuruldu. Şuan Türkiye genelinde 110 kampüsüyle öğrencilerine hizmet vermeye ve topluma katkı sağlamaya çalışıyor. Kahramanmaraş’a biraz gecikmeli geldik, bunun için de çok iyi bir kampüsle gelmek istedik. İyi bir noktada kurulan, herkese hitap edebileceğini düşündüğümüz bir alanda olmak istedik. Yeni bir kampüsle gelmek istedik, dolayısıyla iyi bir iş ortağıyla, iyi bir yatırımcıyla buluşmak istedik burada. Bu noktada da ince eleyip sık dokuduk açık konuşmak gerekirse. Çok fazla talep geldi, hem öğrencilerden hem de velilerden gerçekten ne için Kahramanmaraş’ta yoksunuz, bekliyoruz buraya gibi bir beklenti içerisinde doktor Halil Gürsoy ile tanıştık. Kendisin bizi en çok etkileyen noktası, çocuklarımızın doğumundan itibaren onların gelişimine katkı sağlıyor. Birlikte iyi de bir partner olacağımızı düşündük ve böyle bir yatırıma karar verdik. Güçlü bir yatırım yapıyoruz burada, yaklaşık 11 bin metrekare kapalı alanı olan 56 derslikten kurulan, 7 bin 500 metrekare açık alanı olan içerisinde Fen Teknoloji laboratuvarları, kapalı-açık spor salonu gibi büyük geniş bir kampüs yaratıyoruz burada. Dolasıyla burada tüm öğrencilere hitap edebilecek alanları sağlamış olacağız” dedi.

MUTLU ÇOCUK ÖĞRENİR, YETİŞKİN OLDUĞUNDA DA ÜRETİR”

Doğa Koleji’nin eğitim modeli hakkında bilgiler veren Karabulut, “Doğa Koleji’nin eğitim modelinde anaokulundan liseye kadar burada öğrencilerimizin eğitimlerine katkı sağlamaya çalışacağız. Anaokulunda aslında bizim büyük resme baktığımızda öncelikle biz akademik başarıya odaklanıyoruz. Yabancı dil, teknoloji bizim için son derece önemli. Robotik ve kodlama derslerimiz var bununla ilgili. Bir taraftan da tabi okulumuzun olmazsa olmazı bizim üç s diye ifade ettiğimiz, sanat, spor ve sosyal etkinlikler. Temelde bu konseptin içerisine oturttuğumuz bir modelimiz var. Anaokulunda aslında çocukların öğrenme gibi bir talepleri yok baktığınızda genelde. Öğrenme talebini biz oluşturuyoruz toplum olarak. Onlar oyun oynamak istiyorlar, dolayısıyla anaokulunda oyun temelli öğrenme modeliyle derslerimizi işliyoruz. Öğretmenlerimiz onlarla oyun oynarken onlar gibi birer çocuk oluyorlar orada. Çok önemsediğimiz bir durum. Çocuklarımızın merak duygusunu kaybetmemelerini arzuluyoruz ve bunun üzerine kurduğumuz bir sistem var. Burada tabi mutlu çocuklar öğrenir, yetişkin olduğunda da üretir diyoruz. Mutluluklarını kaybetmemeleri için onlara gerekli ortamı hazırlıyoruz. Aslında herkesin bildiği gibi literatüre baktığımızda öğrenme kendi kendine olan bir süreçtir. Burada okulun, öğretmenin etkisi öğrenme sürecinde yüzde 30’u oluşturur. Yüzde 30 büyük bir fark yaratır, çünkü bir ölçme değerlendirme ve sıralama sistemiyle giden bir model var. Dolayısıyla o noktada çocukların öğrenmelerinin kalıcı olmasını sağlıyoruz” şeklinde konuştu.

t-MBA PROJESİNİ ÇEŞİTLİ ÜLKELERE İHRAÇ EDİYORUZ”

Lisede uyguladıkları t-MBA isimli projeyi çeşitli ülkelere ihraç ettiklerini dile getiren Karabulut, “Çocukların öğrendikleri şeyleri deneyimleyebilmesi gerekiyor ki unutmasınlar, gerçekten hafızalarında kalıcı bir yer elde etsin. Ortaokula geldiğimizde ise öğrenciyi biraz daha merkeze alıyoruz ve yeteneklerini keşfetmelerini sağlıyoruz, onlarla daha özel ilgileniyoruz. Hangi alana ilgi duyuyorlar, hangi alanda kendilerini geliştirmeyi hedefliyorlar bunlara bakıyoruz, bunlarla müfredatımızı tamamlayan derslerimiz var. Örneğin matematik dersini akıl oyunları dersiyle entegre ediyoruz. Türkçe dersini yaratıcı yazarlık dersiyle entegre ediyoruz. Bu gibi dersler aynı zamanda ilkokulda da var. Eğitimlerimizi farklılaştırılmış bir modelle yapmaya çalışıyoruz. Tabi çocuklarımız bir taraftan matematik dersini öğrenirken, bir taraftan da hayata hazırlanmaları gerekiyor, dolayısıyla bir burada onlara vermiş olduğumuz çeşitli derslerle biraz daha hayata hazırlıyoruz. Günün sonunda aslında sosyal özgüveni yüksek, değerlerine bağlı, uluslararası vizyon sahibi bir nesil yetişsin istiyoruz. Üretenlerin ve dünyaya yön verenlerin içinde olsun bizim çocuklarımız istiyoruz. Bu anlamda liseye geldiğimizde de lisede de yine müfredatımızın yanında t-MBA gibi dünyaya da bunu çok iyi anlattığımız hatta bu konuyu ihraç ettiğimiz çeşitli ülkelere esin kaynağı olmuş bir modeldir. Bildiğimiz işletmecilik derslerini, t-MBA ismiyle gençlere yönelik hazırlamış olduğumuz ismiyle bu dersleri lisemizde müfredatı destekleyen bir şekilde vermeye çalışıyoruz. Burada çocuklarımız girişimciliği, pazarlamayı, ekonomiyi, finansı ve araştırmayı öğreniyorlar. Öğrencilerin üniversiteye gittiğinde de bu alanlara odaklanabilsin, kendisini daha iyi ifade edebilsin, ne istediğini bilen bir gençlik olsun istiyoruz. Son derece başarılı işler çıkıyor. Bu konuyla ilgili her sene düzenlediğimiz bir zirvemiz var” ifadelerini kullandı.

EĞİTİM KALİTEMİZİ TÜRKİYE’NİN HER YERİNE GÖTÜRÜYORUZ”

Doğa Koleji bünyesinde çalışan 8 bin öğretmenin farklı bir misyon ve vizyonla hareket ettiğini ifade eden Karabulut, konuşmasına şu şekilde devam etti; “Nasıl daha iyi bir iş yapabiliriz diye düşünün 8 bin öğretmen her gün bu misyon ve vizyonla ilerliyorlar. Her gün çocuklarınıza bu konuyu daha iyi nasıl anlatabilirizi tartışıyorlar, düşünüyorlar. Genel merkezimizde 80’e yakın bölüm başkanlarımız var, onların da alt zümreleri var. Çok ciddi bir araştırma ve geliştirme çalışmaları yapıyoruz. Bunu da yansıtmaya çalışıyoruz tabi, birçok yerde yaygınlığı da en çok tercih nedenlerinden bir tanesi oluyor. Özellikle memurlarımız çok tercih edebiliyorlar, bugün Kahramanmaraş’ta bir Doğa Koleji varsa, bir bakıyorsunuz Van’da da var, Batman’da da var. Dolayısıyla her yerde aynı modelle ilerliyoruz. Bugün Ataşehir’de matematik dersi, fen dersi nasıl işleniyorsa, Van’da da aynı şekilde aynı konularla, aynı materyallerle işleniyor. Türkiye’nin her yerinde tüm modellerimiz, tüm sınav sistemlerimiz her şeyimiz aynıdır, yemek listelerimiz bile dahil. Bugün Ankara’da hangi yemek çıkıyorsa, Sivas’ta da aynı yemek menüsüyle karşılaşırsınız. Zaten büyük marka olmanın getirdiği en önemli özellikte budur. Çocuğunuz gerçekten aynı konulara, aynı kaliteye her yerde ulaşabiliyor. Bunun için Büyükşehir’lere gitmesine gerek kalmıyor, küçük ilçelerden bile talepler geliyor onları da değerlendiriyoruz. Türkiye’nin her yerine eğitim kalitemizi götürmeyi arzuluyoruz.”

KULLANAN DEĞİL ÜRETEN BEYİNLER YETİŞTİRİYORUZ”

Doğa koleji olarak yabancı dile ayrı bir önem verdiklerini de belirten Karabulut, “Önemli konulardan bir tanesi de yabancı dil. Küreselleşen, rekabetin yoğun olduğu dünyada yabancı dilin önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bilgiyi depolamaktan çok, bilgiye ulaşmak ve bilgiyi kullanmak çok önemli hal almış durumda. Yoksa bilgiyi artık depolamaya gerek kalmıyor. Bunun için de etkin kaynaklarla ilerlemek gerekiyor. Yabancı kaynaklar da bunun en önemli temelini oluşturuyor. Dünya ile entegre olabilmemiz için dünyayı yönetenlerin içerisinde olmamız için bunu siyasi olarak değil üreten olarak söylüyorum, yabancı dil çok önemli. Bu yüzden yabancı dile ayrı bir ağırlık veriyoruz. Sanırım zincir okullar tarafından yabancı dili bizim gibi uzun saatler mesai harcayan başka bir kurum yok diye düşünüyorum. Anaokulunda yarım gün İngilizce, ilkokulda 14 saat İngilizce, beşinci sınıflarda 22 saat yabancı dil veriyoruz. 8. Sınıfta biraz düşüyor bu biraz daha akademik tarafta sınavlar girdiği için diğer tarafta fazla mesai geçirmemiz gerekiyor. 9, 10, 11’de aynı şekilde, 12’de yine sınavlara daha fazla odaklanıyoruz. Yabancı dile çok önem veriyoruz. Olmazsa olmazlarımızdan bir tanesi de teknoloji, teknolojiyi de sadece kullanan değil üreten bir beyinler yetiştirmek istiyoruz” açıklamalarında bulundu.

KAHRAMANMARAŞ’TA ÖZEL OKUL EKSİKLİĞİ VARDI”

Doğa Koleji Lisanslı Okullar Direktörü Serkan Karabulut’un konuşmasının ardından sözü Kahramanmaraş Doğa Koleji kurucusu Halil Gürsoy, Kahramanmaraş’ta özel okul noktasında eksikliğin olduğunu fark ettiğini belirterek, “Öncelikle bu fikir nereden çıktı? Doğa Koleji Kahramanmaraş’a nasıl geldi? Çocuk doktoru olduğumdan dolayı, çocukların ilk doğduğu andan itibaren 18 yaşındaki sürece kadar zaten her şeyiyle biz hekimler olarak ilgileniyoruz. Üniversite yıllarında ben şunun farkına varmıştım. Robert Koleji mezunu bir arkadaşım vardı. Üniversitede biz taşeronda gitmişiz. Orada gittiğimiz dönemde bizim özgüven noktasında o dönem itibariyle yetersizlik vardı. Her türlü her şeyi rahatlıkla o ampirin içerisinde rahatlıkla konuşabiliyor, üst düzey bir İngilizce biliyordu. O dönem Kolej bitiren bir kişiye hayranlık duymaya başlamıştım. Sonrasında Kahramanmaraş’ın içerisinde bulunduğumuz yerde baktığımızda, diğer illerle kıyasladığımız zaman Kahramanmaraş’ta, özel okul noktasında yetersizlik ve eksiklik olduğunu hissettim. Kurumsal kimlikteki okullar yeni yeni gelmeye başladı. Bu okullara buraya bir vizyon katmaya başladı. Kahramanmaraş’ta da bu noktada en iyisi hangisi olur diye Doğa Koleji’ni düşündük. Bu vesile ile Kahramanmaraş’a Doğa Koleji’ni getirmiş olduk. 1276 öğrenicin 56 dersliğin olduğu, içerisinde yüzme havuzu, binicilik kursu, buz pisti gibi sosyal faaliyetlerin içerisinde bulunduğu bir okul. Mayıs sonu itibariyle tamamıyla bitmiş olacak, planımız bu yönde” ifadelerini kullandı.

(Haber: Ahmet GÜNEÇIKAN)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER