Efsane,  Farsça (efsane) kökenli bir kelimedir.  Gerçeğe dayanmayan, asılsız söz, hikâye vb anlamındadır. Şehir efsanesi gerçek olmadığı hâlde kulaktan kulağa yayılan ve yeni eklemelerle herkes tarafından anlatılan olaydır.

Şu sıralar korona virüsünü de fırsat bilenler şunu ye şunu iç/ye diyerek konuşup duruyorlar. Bunlara bakınca insanların müfrit (ekstrem, ultra) şehir efsaneleri ile karşı karşıya olduğunu söylemek mümkün.

Gıda…

Gıda (İng. food) bireyin sağlıklı bir yaşam sürdürmesi amacıyla vücudun gelişimi, büyümesi ve onarımı için gerekli olan besin ögelerini içeren, yenilen ve içilen tarımsal ürünlerden hazırlanmış, işlenmiş, kısmen işlenmiş veya işlenmemiş her türlü ürün olarak açıklanmaktadır.

İnsanın yaşamını sürdürmesi için düzenli olarak gıdaları almak fizyolojik bir zorunluluktur. Bu ihtiyacı karşılamak için alınan gıdalar ile ilgili tartışmalar arasında işlenmiş olması ve mevsim dışında olması en yaygın olanlarıdır.

Bir gıda ne kadar az işlenmişse o kadar fazla tercih edilmelidir. Ancak işlemenin basit yöntemlerinin (ayıklama, dereceleme, ambalajlama vd.) faydalı olduğu unutulmamalıdır.

Mevsimi dışında üretilen meyve-sebzeler ile ilgili tartışmalar da vardır. Bu tartışmalarda bu ürünlerin sağlıklı olmadığı iddiası sıklıkla dile getirilir. Bunu desteklemek amacıyla tat ve aromanın yaz aylarındakinden farklı olması gösterilir. Gelin birlikte bu konuya yakından bakalım:

Sera ürünleri

Sera ürünlerinin pazar payının her geçen gün artması bazı tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu tartışmaların çoğunluğu (a) perakende fiyatlarının yüksek olması ve (b) insan sağlığına olan etkileri ile ilgilidir. Sera ürünlerinin üretilmesi için kullanılan girdi maliyeti daha yüksektir. Bu nedenle perakende fiyatlarının yüksek olması kaçınılmazdır.

İnsan sağlığına olan etkileri ile ilgili iddiaları cevaplamak için bu ürünleri ve doğalarını bilmek gerekir. Örtüaltı sebze üretiminin % 54’ünü domates, %16’nı hıyar, %10’nunu karpuz,  %9’unu biber, %4,3’ünü patlıcan, %2,5’ini kavun ve %2’ini sakız kabağı oluşturmaktadır. Bu verilere göre sera üretiminin % 98’ni 7 sebze türü oluşturmaktadır. Bu sebzeler yazlık sebzeler olarak tanınmaktadır. Doğaları gereği yazın sıcak mevsimlerde yetiştirilmeleri gerekir.

Bazı tüketiciler ve uzmanlar (!) sera sebzelerinin tüketiminin sağlık üzerine riski olduğu düşüncesindedir. Bu düşünceyi taşıyanlar “gelişme ve kalite sorunlarını (renk açıklığı gibi)” hormon/tarımsal ilaç kullanımı ile izah etmeye çalışmaktalar. Bu iddialar tam bir şehir efsanesi…

Neden renksiz ve tatsız?

Bir defa sera sebzelerinin yeterli güneş ışığı, sıcaklık vs. eksikliğinden üretilmeye çalışıldığı dikkatten kaçırılmaktadır. Şöyle ki domates meyvelerinin yaz aylarında ki gibi aromalı ve kırmızı renkte meyveleri olması için günde 6 saat yoğun güneş ışığına maruz kalması gerekir. Bu şartlar olmadığında rengi daha açık, asitliği yüksek domates meyveleri oluşmaktadır.

Sera ürünlerin erken hasat edilmesi de kalite düşüklüğünün bir başka nedenidir.

Tüketicilerin mevsimindeki kalitede ürünleri sera ürünlerinden bekleyerek değerlendirme yapmaları doğru değildir. Yine geçmişte sera üretiminde yoğun girdi kullanımına bağlı hormon/ilaç kalıntısı sorununun günümüzde her üründe var olduğunu düşünmeleri de önyargılı bir yaklaşımdır. Tüketicilerin ürün kalitesi ve güvenliği konusunda hassas olmaları; ürünler ile ilgili laboratuvar sonuçlarını dikkate almaları gerekir…

En az işlenmiş ve mevsiminde meyve-sebze tüketimi en sağlıklı tüketici davranışı olabilir.

Son söz: Her duyduğuna inanma her önerileni yeme.