banner117

BAĞCI’DAN VEDA KONUŞMASI “HEM GURURLU HEM DE HÜZÜNLÜYÜM”

Kahramanmaraş eski Baro Başkanı Av. Vahit Bağcı, baro başkanlığı seçiminde aday olmazken, bir veda konuşması yaptı.

BAĞCI’DAN VEDA KONUŞMASI “HEM GURURLU HEM DE HÜZÜNLÜYÜM”

Hafta sonu Kahramanmaraş Barosunda gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul’da Başkanlık için Av. Burak Gül ile Av. Sinan Ölker yarışmıştı. Oldukça güzel bir atmosferde yapılan seçimde ise Av. Burak Gül, oyların çoğunluğunu alarak, Kahramanmaraş Barosunun yeni başkanı olmuştu. 4 yıl boyunca Kahramanmaraş Baro Başkanlığı görevini yürüten Av. Vahit Bağcı, seçimde aday olmamıştı. Bunun üzerine Av. Vahit Bağcı, genel kurulda bir veda konuşması yaptı. Bağcı, “Bir yandan hüzünlüyüm, zira böylesine kutsal bir görevi bırakıyorum. Bir yandan gururluyum, çünkü başkan olduğum ilk günden, görevimin sona ereceği bu son gününe kadar omuzlarıma binen ağır yükü layığınca taşıyabilmek için elimden gelen her şeyi yaptığıma inanıyorum. Biryandan mutluyum, çünkü çok uzun zamandır ihmal etmiş olduğum aileme, bana tevdi ettiğiniz başkanlık görevim dolayısıyla ikinci plana attığım şahsi işlerime ve de kendime artık daha fazla vakit ayırabileceğim. Bir yandan da heyecanlıyım, çünkü hem şahsım hem de baromuz için yeni bir dönem başlıyor” dedi.

BAROMUZ VE MESLEKTAŞLARIMIZIN MENFAATLERİNİ HER ŞEYİN ÜSTÜNDE TUTTUK”
Bağcı, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Geride bıraktığımız dört sene içerisinde neler yaptık, neleri eksik bıraktık?” bununla ilgili açıklamalarda bulunarak kıymetli vaktinizi almak istemiyorum. Dileyen meslektaşlarımız, faaliyet raporlarını inceleyebilirler. Ancak herkes emin olsun ki, bir gün dahi bilerek ya da isteyerek Baromuza ve meslektaşlarımıza zarar verebilecek herhangi bir davranış içerisinde bulunmadık. Her zaman için baromuzun ve meslektaşlarımızın onurunu ve menfaatlerini her şeyin üstünde tuttuk. Yeri geldi kendimizden ödün verdik, yeri geldi ailemizle geçireceğimiz vakitten çaldık. Bundan da hiç pişmanlık duymadık. Baromuza zerre-i miskal kadar faydamız dokunmuşsa, küçük de olsa güzel bir iz bırakabilmişsek ne mutlu bizlere.

ACISIYLA TATLISIYLA DÖRT YILI GERİDE BIRAKTIK”
Acısıyla tatlısıyla dört yılı geride bıraktık. Bu dört yıl ülke tarihinin en zorlu dönemlerinden birisiydi. Elbette bu zorlukların gerek baromuza gerek şahsıma olumsuz etkileri oldu. Hepinizin malumu olan süreçlerden geçiyoruz. Bu süreç nihayete erdiğinde hayatımın her döneminde olduğu gibi, yine başım dik anlım olacaktır. Bundan hiç endişe etmiyorum. Bu vesileyle bu inancımı paylaşan, ilk günden beri desteğini esirgemeyen, bana inanan ve güvenen dostlarıma ve meslektaşlarıma da şükranlarımı sunuyorum. Destek olmasalar dahi en azından köstek olmama gayreti içerisinde olan arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum.

KIRGINLIĞIMI İFADE ETMEDEN GEÇMEK TE İSTEMİYORUM”
Ancak, geçirdiğim bu zorlu süreçte kesinlikle masum ve haklı olmayan çeşitli saiklerle karşımda duran, önüme çıkan engelleri bir bir bertaraf ederken, yok ettiğim her engelden sonra önüme yeni engeller koymayı kendine vazife edinenlere kırgınlığımı ifade etmeden geçmek te istemiyorum. Kimseden Mevlana hoşgörüsü bekliyor değilim, kusurlarımı örtmek için günlük güneşlik dünyalarını karanlık gecelere gark etsinler de istemiyorum. Lakin mensubu oldukları mesleğin gereğini de yerine getirmeleri gerekirdi diye düşünüyorum. Kendilerinden tek beklentim bu olmasına rağmen sırf kişisel ikballeri için zorunlu oldukları tarafsızlık ilkesini bile ihlal ettikleri hepinizin malumudur. Masumiyet karinesini herkesten iyi bilmeleri gerekirken, engizisyon mahkemeleri kurup, bu mahkemelerde Kel Ali olma yarışına girişmelerini de vicdan sahibi her insanın vicdanına havale ediyorum. Ve yine biliniz ki şaşmaz adaletiyle Mahkeme-i Kübra kurulduğunda bugünün mağrurlarının karşısına dikileceğim ve yanlarına kar kalır zannettikleri kötülüklerin hesabını onlardan soracağım. Bundan da hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

BENİM BİRİNCİ GÖREVİM GERÇEĞİ TANIMLAMAK”
Yaşamım boyunca hep pişman olmayacağım şeyleri yapmaya çalıştım ve bunu büyük oranda başardım. Sadece yapmak da yetmiyor, ‘zamanlama’ da çok önemli. Bir şeyi geç olmadan yapmak, yapabilmek… Galiba bu, o işi yapmaktan, o kararı uygulayabilmekten daha da zor. İşte bizler de yeni başlangıçlara yer açabilmek, yeni yolculuklara çıkabilmek, yeni yerler yeni yolcular tanıyabilmek, sadece kendimize değil başkalarına da bu imkânı verebilmek için veda zamanını, hüzünle ve aynı zamanda da sevinçle de yaşayabilme cesaretini gösterebilmeliyiz. Bugün benim için bir veda vakti… Sadece başkanlık görevim süresince değil, mesleğimin ve hayatımın her döneminde kalp kırmaktan, insanları incitmekten kaçındım. Yaşlı genç, erkek kadın, meslekte yeni ya da tecrübeli hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm meslektaşlarımın samimiyetle elini sıktım, sevgiyle kalplerine dokunmaya çalıştım. Ne var ki, her fani gibi benim de hatalarım olmuştur. İstemeden de olsa kalbini kırdığım, incittiğim kim varsa kendilerinden aflarını istirham ediyorum. Yarın, hepimiz için yeni bir gün… Hava şartları ne olursa olsun, yürümeye devam... Yolunuz, yolumuz hep açık olsun. Benim birinci görevim gerçeği tanımlamak, sorunları tespit etmek ve onlara çözüm bulmaktı, son görevim ise teşekkür etmektir. Tam da şu anda son görevimi yapıyorum tüm meslektaşlarımdan ve emektar baro personelimizden haklarını helal etmelerini diliyor, hepinize bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için sonsuz teşekkür ediyorum.”

Haber Merkezi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner145

banner144