banner88

‘AFRİN’E GİRMEK MECBURİYETİNDE KALDIK’

Saadet Partisi Kahramanmaraş İl Başkanlığı 6. Olağan Kongresi’nde konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, dış politikada hedefin Türkiye’nin bölünmesi olduğunu belirterek, “Amerika’nın kuyruğuna takıldıkları için bugün biz Afrin’e girmek mecburiyetinde kaldık. Kim oluşturuyor bu terör yapılanmasını, doğrudan doğruya Amerika. Islarla söylüyorum bu bir Türk-Kürt problemi değil, bu oyuna gelmemeliyiz” ifadelerini kullandı.

‘AFRİN’E GİRMEK MECBURİYETİNDE KALDIK’

Saadet Partisi Kahramanmaraş İl Başkanlığı 6. Olağan Kongresi, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun katılımıyla yapıldı. Tek liste ile gidilen kongrede Saadet Partisi’nin yeni Kahramanmaraş İl Başkanı Erkan Pınarbaşı oldu.Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde düzenlenen Saadet Partisi Kahramanmaraş İl Başkanlığı 6. Olağan Kongresi’ne katılım oldukça yoğun oldu. Kongreye, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Saadet Partisi eski Genel Başkanı Mustafa Kamalak ve Saadet Partisi eski Kahramanmaraş İl Başkanı Mustafa Tüten’in yanı sıra çok sayıda partili katıldı. Kongre divan kurulunun seçilmesiyle başlandı. Divan seçiminin ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı okundu. Genel kurula yönetim ve denetim kurulu raporlarının okunması, gelir-gider bilançosunun ele alınması ve tahmini bütçe ile yeni dönem çalışma programının görüşülmesiyle devam eden kongrede, raporların oy birliği ile kabul edilmesinin ardından konuşmalara geçildi. İlk olarak kürsüye Saadet Partisi’nin eski Kahramanmaraş İl Başkanı Mustafa Tüten geldi. Tüten’in konuşmasının ardından ise Saadet Partisi eski Genel Başkanı Mustafa Kamalak bir selamlama konuşması yaptı.

ADİL BİR DÜNYAYI MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER KURACAK”

Mustafa Kamalak’ın konuşmasının ardından kürsüye gelen Saadet Partisi Kahramanmaraş İl Başkanı Erkan Pınarbaşı, her zaman kaba kuvveti değil, hakkı ve adaleti üstün tutan bir zihniyetle çalışacaklarını söyledi. Pınarbaşı, “Kongremizin Kahramanmaraş’ımıza, Türkiye’mize, İslam alemine ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum. İnşallah bu kongremiz yeni bir dünyanın kurulmasına vesile olur. Milli görüşçüler olarak biz insanlığa yeni bir dünya hediye edeceğiz. Savaşların olmadığı, insanların aç kalmadığı, barış içinde yaşadığı adil bir dünyayı ancak ve ancak bizler kuracağız. Milli görüşçüler kuracaktır Allah’ın izniyle. Çünkü biz kaba kuvveti değil, hakkı ve adaleti üstün tutan bir zihniyete sahip olduğumuz için yeni bir dünyayı biz kuracağız diyoruz. Çünkü biz sevgi ve kardeşliğin teminatıyız dediğimizden dolayı yeni bir dünyayı biz kuracağız diyoruz. Çünkü biz sultan Alparslan’ız, çünkü biz sultan Fatih’iz, çünkü biz Yavuz Sultan Selim Han’ız, çünkü biz cennet mekan Abdulhamit Han’ız, çünkü biz Necmettin Erbakan’ız. Bundan dolayı gayemiz önce ülkemizdeki 80 milyon vatandaşın, sonrada yeryüzündeki 7 milyar insanın hepsinin saadeti için çalışacağımızdan dolayı yeni bir dünya İnşallah bu bir avuç topluluğa nasip olacaktır” dedi.

TÜM DÜNYA ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise konuşmasına Türkiye’nin ve dünyanın zor bir dönemden geçtiğini belirterek başladı. Saadet Partisi olarak her zaman çözüm yolları sunduklarını dile getiren Karamollaoğlu, “Zor bir dönemden geçiyoruz, öyle zor bir dönem ki insanlar genelde hangi zorlukla karşı karşıya olduklarını görüyor ancak gerçeği benimseyip doğruları söylemekten ne yazık ki genelde imtina ediyor. Ülkemiz çok zor bir dönemden geçiyor, İslam alemi de zor bir dönemden geçiyor. Hatta bütün dünyanın zor bir dönemden geçtiğini söylesek yanlış yapmış olmayız. Ancak bu zorlukların üstesinden nasıl geleceğiz, problemlerimizi nasıl çözeceğiz, hangi problemlerle karşı karşıyayız, bir siyasi parti olarak bunları belirtmeye, çözüm yollarını üretmeye, milletimizin desteğini istemeye mecburuz. Zor bir dönem dedik, bu zorluğu zor bir dönem diyerek geçiştirmek istemiyorum. İşimiz kolay değil, insanın en zor üstesinden geldiği iş aklını kullanmak, düşünmek bazısına yük gibi geliyor. Bir problemimiz var doğrusun diyorlar, bu problem şundan dolayı meydana geldi, doğrusun diyorlar. Peki nasıl çözeriz diyoruz, bilmem diyorlar. Ya bak şu doğru değil mi diye teklifimizi söylüyoruz doğrusun diyorlar. Hadi karar ver diyoruz veremem diyorlar. Öyle bir manzara ile karşı karşıyayız ki insanlar düşünmekten imtina ediyor. Bir referanduma giderken bile, referandum esnasında milletimize bir konuyu arz ettik, dedik ki, biz prensip itibarıyla başkanlık sistemine karşı değiliz, ilk defa hemen hareket etmeye baksak, prensip olarak biz düşünmeden evet deriz böyle bir teklife. Ama teklifi okuyup ta düşündüğümüz zaman bizim evet dememiz mümkün değil, biz hayır deriz. Aklımız olduğu için aklımızı kullanmakla mükellefiz. Aklı olmayanın dini, inancı olmaz. Ve ondan dolayı da mesul tutulmaz. Bugün içinde bulunduğumuz şartların oluşmasında bizim tercihlerimiz etkili oluyor. Bu düzen nasıl değişecek, bu yanlışlıklar nasıl düzeltilecek, içinde yaşadığımız problemlerin üstesinden nasıl geleceğiz. Elbette oturup düşünerek, karar verirsek yol ararsak bu problemleri çözeriz. Şunu unutmayın, tarihimizle övünüyoruz sürekli olarak, e mübarek o övündüğün tarihte başarı gösteren insanların hangi yollara başvurduklarına bir bak, onun izinden en azından gitmeye çalış. Sen de bazı yollara başvur. Övünmek başarının şartı değildir tam tersi insanı yanlış yollara da götürür” ifadelerini kullandı.

İKTİDAR ARTIK PROBLEMLERİ ÇÖZEMİYOR”

İktidar partisine eleştirilerde bulunan Karamollaoğlu, iktidar partisinin ülke problemlerini artık çözmekte zorlandığını iddia ederek, “Bugün üzülerek ifade ediyorum, iktidarda bulunan arkadaşlar, bunlar bizim kardeşlerimiz, biz beraber yıllarca birlikte çalıştık. Ve kendilerine her zaman aynı telkinde bulunduk. Bizden koparken sanki yeni bir şey keşfetmişler gibi ortak akıl diye bir mefhum ortaya çıkardılar. İstişare deseler o zaten bizim geleneğimizde var. Biz düşünmeden, istişare etmeden hiçbir konuda karar vermeyiz. Onlar ortak akıl ile dün düşünülmeden kararlar alınıyordu, biz şimdi düşünerek birlikte karar vereceğiz. Ortak akla sahip çıkacağız dediler, şimdi ne oldu? Ortaklık bitti bir akla kaldık. Bir kişi karar veriyor itiraz eden hemen eleniyor, trenden iniyorsa bir daha binmesine izin verilmiyor. Ülke böyle düzelmez ki, problemler böyle çözülmez ki. Allame-i cihan olsan gene fayda vermez. Bugün maalesef geçmişte beraber çalıştığımız arkadaşlarımız bizden koparken ne söylerlerse söylesinler. Onlar dediler ki biz milli görüşten koptuk, çıkardık milli görüş gömleğini, ne için söylüyorlar bunu, kendilerine destek verecek olan bir kısım mihrakların desteğini almak için. O zaman sordular, milli görüş gömleğini çıkardık ne demek? O zaman dediler biz, Avrupa Birliği’nden yanayız, İslam birliğinden yana değiliz artık. Biz Amerika’yı ve İsrail’i stratejik müttefik olarak kabul ediyoruz. Bunlarsız bir iş yapmak dünyada mümkün değil. Ekonomik model olarak da faizci kapitalist sistemi benimsedik dedi. Ayrılırken söyledikleri buydu, bugünkü tatbikatları da aynen devam ediyor. Ancak duvara tosladılar. Ülkenin problemlerini çözecek artık mecalleri kalmadı. Bunun için de problemlerimizi çözemiyorlar” şeklinde konuştu.

EN BÜYÜK SORUNUMUZ KUTUPLAŞMAK”

Türkiye’nin en büyük probleminin kutuplaşma olduğuna dikkat çeken Karamollaoğlu, AK Parti’nin Türkiye’yi kutuplaştırdığına söyledi. Karamollaoğlu konuşmasına şu şekilde devam etti; “Bundan dolayı ortak aklı değil, aklı bütünüyle kenara itmenin yollarını arıyorlar. En büyük problemimiz ne? En büyük problemimiz kutuplaşmadır, çünkü kutuplaşma, kamplaşma insanları düşünmekten alıkoyar. Düşünerek değil, hissi olarak tepki gösterir ve karar verirler. O zaman da yanlışı benimseyebilirler. Şuanda bugünkü hükümette iş başında bulunanların sarıldıkları en önemli metot ülkemizi düşünmekten alıkoymak, kutuplaştırmak ve kamplaştırmaktır. En büyük derdimiz. Bunu siz kendi çevrinizde de yaşıyorsunuz. İktidarı destekleyenlere sorun, tek tek meseleleri ele aldığınız zaman size bir cevap veremiyor. Ama yine de arkasında ya falanca gelirse, endişeliyiz diyorlar. Biz herkesi düşünmeye davet ediyoruz. Yanlışımız varsa ikaz edin, yoksa sizde vebalde kalırsınız. Biz sizin ikazlarınızı hareket gibi görmeyiz. İn şu trenden bir daha binemezsin buraya demeyiz. Bizimle taban tabana zıt fikirler taşıyanları da kucaklarız biz. Neden çünkü onların varsa yanlışlarını düzeltmek bizim üzerimize bir vazifedir. Bu sebepten dolayı da geldiğimiz noktada sorunları çözemiyoruz.”

SOKAKLARA DİNAMİT DÖŞENECEK SEN BUNU GÖRMEYECEKSİN”

Konuşmasında sürekli iktidara yüklenen Karamollaoğlu, terör sorununun da henüz çözülemediğini belirterek, 15 Temmuz’daki darbe girişimini milletin ayağa kalkarak önlediğine vurgu yaptı. Karamollaoğlu, “İşte terör, çözemiyor arkadaşlar. Barış süreci diye girdiler, sokakların altlarının dinamitlerle döşenmesine göz yumdular veya görmediler. Bir hükümet için ikisi de büyük gaflettir, hatadır. Sokaklar dinamitlerle döşenecek, bir devlet bunu görmeyecek vay canına ya sen niye hükümet oldun, niye devletsin. Nasıl bir devlet bu ya, devlet böyle idare edilir mi? Birileri sokakların altını dinamitle dolduruyorsa bunu durduk yere yapmıyor. Arkasından hata etmişiz ve barış süreci bitti. Arkadaşlarımız hakikaten kendilerini mağdur gösterebilmek için her yola başvuruyorlar. Ama bir yola başvurmuyorlar, düşünmüyorlar, düşündürtmüyorlar. Bugün kendilerine göre başımızın en büyük derdi oldu, 15 Temmuz’da bir darbe girişimi, deneme meydana geldi. Allah razı olsun milletimiz ayağa kalktı, gerçekleşmesini önledi. Şimdi her yerde önce paralel yapı, sonra FETÖ dediler şimdi bu ekibin her yerde mensuplarını arıyorlar. Tamam da bir kişi bir yere girerken, bundan beş altı sene önce sen değil miydin ki onların referansı olmazsa hiçbir yerde işe giremezsin diye. Devletin desteğini alamazsın diye düşündük. Kim diyordu, kendileri diyordu. Siz bunları 10 yıl bağrınızda besleyeceksiniz, devleti onlara teslim edeceksiniz. Sonra da onlara selam verenlerin hepsini cezalandırmaya kalkacaksınız. Böyle bir mantıkla ülke yönetilmez. Yine bunun tasnifini kendileri yapıyorlar. Bunları anladık ki altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanettir diye. Ya bu tasnif hakikaten doğru bir tasnif, ama be mübarek bu işi planlayan 100 bin insan olmaz, 50 bin de olmaz, 5 bin de olmaz. Bunu planlayanlar küçük bir kadrodur 300-500 yada bin kişi. Daha fazlası olmaz, geriye kalanlar ticaretle uğraşıyorlarsa belki ama alt taraftaki masum insanları bugün süründürmeye kalkarsan bunun hesabını veremezsin” dedi.

AFRİN’E GİRMEK ZORUNDA KALDIK”

Türkiye’nin dış politikasına da değinen Karamollaoğlu, dış politikadaki hedefin Türkiye’nin bölünmesi olduğunu belirtti. Türki Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’de terör örgütlerine karşı başlattığı ‘Zeytin Dalı Harekatı’na değinen Karamollaoğlu, “Dış politikada şunu unutmayın, dış politikadaki hedef Türkiye’nin bölünmesidir. İran’ın bölünmesidir, başlangıçta Irak ve Suriye’nin bölünmesiydi, o gerçekleşti. Kan gölüne döndü. Şimdi sıra Türkiye’de. Afrin’e girdik, neden Afrin’e girdik? Başta Amerika’nın kuyruğuna takıldıkları için bugün biz Afrin’e girmek mecburiyetinde kaldık. Eğer başlangıçta sözümüzü dinlemiş olsalardı böyle bir teşebbüse girmeyeceklerdi. Sınırımızda böyle bir terör yapılanması olmayacaktı. Kim oluşturuyor bu terör yapılanmasını, doğrudan doğruya Amerika. Islarla söylüyorum arkadaş bu bir Türk-Kürt problemi değil. Türk kardeşlerimize de, Kürt kardeşlerimize de sesleniyorum bu oyuna gelmemeliyiz. Bu oyun bizim için yapılan, kurulan bir oyun değil. Bizi birbirimizle kapıştırıp İsrail’in burada hakimiyetini kurması için planlanan bir oyun. Büyük İsrail devletini kurma oyunu. Erbakan hocam bize bunu 50 yıldır anlattı ve bu Siyonizm’i anlamadan dünyada ne olduğunu anlamak mümkün değil. Amerika dünyanın neresinde olursa olsun bilin ki o işte bir bit yeniği var. Çünkü kendi ve İsrail’in menfaatleri dışında gözleri başka hiçbir şey görmez bunların” ifadelerini kullandı.

(Haber: Ahmet GÜNEÇIKAN)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.