Üretmeden işsizliği çözmek mümkün mü?

2019 yılının değerlendirmesini ve 2020 yılından beklentilerini anlatan Yeditepe Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu Müdürü ve Ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy, “Üretimde uzaklaşan, ekonomik sorunları sadece parasal konularla çözmeye çalışan bir ekonomik politikadan hemen vazgeçilerek bir üretim seferberliği başlatmak en azından 2020’deki canlanma etkilerini açığa çıkaracaktır” dedi.

Üretmeden işsizliği çözmek mümkün mü?

Gerek akademik kariyeri, gerek çalıştığı kurumsal üniversiteler gerekse de ekonomiye kattığı değerle yerelde memleketi Kahramanmaraş, genelde ise Türkiye için önemli bir değer olan ve bugüne kadar yaptığı birbirinden başarılı çalışmalarla dikkat çeken Kahramanmaraşlı Ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy, analizleriyle gündemden düşmüyor. Bu kez ise 2019 yılının değerlendirmesini ve 2020 yılından beklentilerini analizlerle anlatan Ulusoy, istatistiki bilgiler ve yapısal olgularla Türkiye ekonomisini ilmek ilmek işleyerek, sorunları ve çözümleri dile getirdi.

“GEÇMİŞ YILLARIN SORUNLARINI HALA YAŞIYORUZ”

Değerlendirmelerini, ‘Geçmişin ve geleceğin kısa bir analizi’ olarak özetleyen Ulusoy, geçmiş yıllardan kalan sorunların halen çözülmediğini belirterek, “2019 yılını geride bıraktığımız şu günlerde geçen yıldan kalan sorunları hala yaşıyoruz. Genel olarak, ülkenin geleceğini belirleyen ve sermaye birikimini temsil eden yatırımlardaki iki haneli azalış 2020’de iyimser bakmamamızı engelliyor. Henüz açıklanmayan ekonomik büyüme verilerinden beklenen iyimser tahmin ise oranın sıfıra yakın olacağı yönde. Ulusal gelirdeki büyümeyi etkileyen en önemli bir faktörlerin en başında gelen tüketim harcamaları 2019’da yine büyümeyi sıfıra yaklaştıran bir rolü oynadı. Milli gelirin %60’ını oluşturan tüketim harcamalarındaki bu düşüşün nedeni ise reel gelirlerdeki azalma olarak karşımız çıktı” dedi.

“EKONOMİMİZDEKİ EN KORKUTUCU SENARYOYU OLUŞTURUYOR”

İşsizlik oranlarının Türkiye’nin en korkutucu senaryosunu oluşturduğunu dile getiren Ulusoy, “Geçen yıl içinde harcamaları en çok etkileyen faktör istihdamdaki azalış ve işsizlik sayısı ve oranındaki artış oldu. Aslında, sadece geçen yıla özgü olmayan, 1980’lerden bu yana ortalama %8 civarında kalan ama 2002 yılından bu yana hep iki hanede kalan ve gittikçe yükselen işsizlik oranı ekonomi de yapışkan bir özelliğe sahip oldu. 2010’ların civarında %9’lar hariç hep iki haneli halde bekleyen ve sürekli de yukarı çıkan bu işsizlik oranı belki de ekonomimizde yatırımlarla beraber en korkutucu senaryoyu oluşturuyor. Resmi verilere göre dar anlamda %14, geniş anlamda %20 olan işsizlik oranı gençlerde %25’leri aşmış ve orada kalıcı bir konum oluşturmuştur” ifadelerini kullandı.

“EKONOMİK KRİZ TEHLİKELERİNİ İŞARET EDİYOR”

Bütçe açığına dikkat çeken Ulusoy, “Bütçe açığının bir seferlik gelirlerg ile kapatılmaya çalışılması, cari açığın sadece ekonomik kriz zamanlarında azalan bir seyir göstermesi diğer tehlikeleri işaret ediyor bize. Öyle ki, 1980’lerden 202’ye kadar neredeyse sıfır %0.5 olan cari açık, 2002’den bu yana ortalama GSYH’nın %4.5’i oranında açık vermiştir. 2002 yılından bu yana belki de en tehlikeli eğilim dış borçlanma ve onun Gayrisafi Milli Hasıla (GSYH) içindeki payında olmuştur. En son yaşadığımız en derin 2001 krizinde bile %47’ler civarında bir orana sahip olan dış borç oranı içinde bulunduğumuz günlerde %60’ları aşmış ve ileride doğacak ekonomik riskleri en yukarı taşıyan bir seviyeye, 446 milyar ABD dolarına ulaşmıştır” şeklinde konuştu. 

ÜRETİM SEFERBERLİĞİ BAŞLATILMALI”

Ekonomik sorunları çözmenin temelinde üretimin olduğunu ifade eden Ulusoy, sözlerine şu şekilde son verdi, “Hem dış şokların olasılığını artıran hem de özel sektör dış borç oranını tehlikeli sınırlara çıkaran bu süreçte alınan ekonomik kararlarda hala bir değişim olmamış, aksine yeniden ve iki katı maliyetle dış borçlanma eğilimi devam etmektedir. Enflasyonu %12’lere çekmek için kullanılan araçlardan biri olan döviz kuruna yapılan baskı ise ileride oluşacak şoklara karşı en zayıf tarafımızı oluşturmaktadır. Ekonomi de bilinen ve en çok tecrübe edilen konulardan biri olan “enflasyon, döviz ve faiz” konularında sadece birinin kontrolünü sağlama lüksünüz varken, hepsini de baskılama politikası resmi biraz gri hale getirmektedir. Özetle, üretimde uzaklaşan, ekonomik sorunları sadece parasal konularla çözmeye çalışan bir ekonomik politikadan hemen vazgeçilerek bir “üretim seferberliği” başlatmak en azından 2020’deki canlanma etkilerini açığa çıkaracaktır. Bilinmesi gereken üretmeden bir yere varılmayacağıdır.”

(Haber: Sefa Deveboynu)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner145

banner144