Karsatar, ‘Madenci Kasabası’nı anlattı!

Kahramanmaraş’ta doğmasının ardından yüksek lisans yapmak amacıyla Amerika’ya giden ve burada 2003 yılından bu yana kentimizi temsil eden Halil İbrahim Karsatar’ın, İngiltere’de başlayan ve tüm dünyayı saran Sanayi Devrimi’ni sosyo ekonomik ve sosyo-psikolojik açıdan ele aldığı Madenci Kasabası büyük ilgi görüyor. Karsatar, Madenci Kasabası isimli kitabını gazetemize anlattı.

Karsatar, ‘Madenci Kasabası’nı anlattı!

Aslen Kahramanmaraş’ta doğan, İlkokul, ortaokul ve liseyi Kahramanmaraş’ta tamamlamasının ardından Isparta Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olan Halil İbrahim Karsatar, yüksek lisans hayaliyle 2003 yılında Amerika’ya gitti. Eğitim hayatını başarıyla sürdürmesine karşılık geçim zorlukları sebebiyle çalışmaya başlayan Karsatar, üniversitede eğitim gördüğü dönemlerde kaleme aldığı küçük bir hikayeyi genişletmeye karar verdi. İngiltere’nin Galler Bölgesi’ndeki küçük bir balıkçı kasabası olan Galce’yi konu alan Karsatar, Avrupa’nın bitmek tükenmek bilmeyen güç savaşlarının ortasında yer alan bu kasabadaki yaşananları roman haline getirdi. Karsatar’ın Madenci Kasabası, İngiltere’de başlayan ve tüm dünyayı saran Sanayi Devrimi’nin sosyo-okonomik ve sosyo-psikolojik açıdan anlatıldığı bir roman olarak dikkatleri üzerine çekiyor. Halil İbrahim Karsatar, Madenci Kasabası adlı kitabını gazetemize anlattı.

İşte Karsatar’ın ağzından Madenci Kasabası;

“2003 YILINDAN BU GÜNE KAHRAMANMARAŞLI OLARAK AMERİKA’DA YAŞIYORUM”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Sizi Kahramanmaraş’tan Amerika’ya taşıyan sebep neydi?

Halil İbrahim Karsatar: Kahramanmaraş’ta doğdum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Kahramanmaraş’ta bitirdim. Isparta Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldum. İlahiyat Fakültesi’ni bitirdikten hemen sonra yurt dışına, Amerika’ya çıktım. Amacım orada yüksek lisans yapmaktı, ilk sene okula gittim, kolejde İngilizce dersleri aldım ama çoğu insan gibi maddi durumların iyi olmaması nedeniyle çalışmaya başladım. 2003 yılından bu güne bir Kahramanmaraşlı olarak Amerika’da yaşıyorum.

“HİKAYELERİMİN BİR KISMI ULUSAL GAZETEDE YAYIMLANDI”

Madenci Kasabası romanından önce yayımladığınız bir kitap var mı?

Halil İbrahim Karsatar: Madenci Kasabası’ndan önce roman olarak kitap yazmadım. Amatör makalelerim, küçük hikayelerim oldu, Isparta’da yerel gazetelerde ve dergilerde yayınlandı. Hikayelerimin bir kısmı ulusal bir gazetenin aile ve kültür bölümünde bir yılı aşkın süre yayınlandı. Onlar küçük hikayelerdi, daha çok toplumsal, çocuksu, çevreyle ve insanla alakalıydı.

“MADENCİ KASABASI ASLINDA BEN TÜRKİYE’DE İKEN BAŞLADI”

Madenci Kasabası adlı kitabınıza başlama öykünüz nasıl oldu?

Halil İbrahim Karsatar: Madenci Kasabası aslında ben Türkiye’de iken başlayan bir hikayeydi, Jack diye bir kahramanla başlayan üniversite yıllarında arka sıralarda karaladığım bir hikayeydi. Sonda Amerika’da defterlerimi karıştırırken hikâyeyi tekrar gördüm, bu Jack’in bir şeyler yapması lazım dedim. Konuyu bulmak yaklaşık 6 ayımı aldı, 60-70 sayfa yazıp da sildiğimi biliyorum. Sonrasında Jack yabancı isimli bir kahraman Türkiye’de bir iş yapamaz diye düşündüm. Araştırma yaparken İngiltere tarihine gözüm takıldı ve İngiltere’nin Galler Bölgesi’nde küçük bir kasabada başlayan sosyo ekonomik, sosyo politik ve sanayi devriminin sancılarını anlatan bir hikayeye başlamış oldum.

“VERASET SAVAŞLARINI ANLATMAYA ÇALIŞTIM”

Kitabınız da konu olan kaç kahraman var, neleri anlatıyor?

Halil İbrahim Karsatar: Kitabın içerisinde aslında 13 tane kahraman var, göze takılan iki kahraman var. Bir tanesi Jack, pejmürdeliği temsil eden içe dönük bir kahraman. Diğer Charles ise burjuvayı ve parayı temsil eden kahramanımız. Onların yanında yardımcı kahramanlar var, kraliçe ile ilgili hikayeler var, Lordlar Kamarasını ile dükleri, kralları konu alan hikayeler var. Avrupa Tarihi’nde 1686 ile 1715 yıllarını ve Veraset Savaşlarını anlatmaya çalıştığım bir kitap oldu Madenci Kasabası.

“...AŞK VE SEVGİ KONUSUNDA BECERİKSİZ OLDUKLARINI GÖRÜNÜYOR”

Kitabınızı ana hatlarıyla anlatabilir misiniz, neleri konu aldınız?

Halil İbrahim Karsatar: Charles kendi yaşadığı dönemde İngiltere’de maden ocakları krallığını kuran bir insan olmasına rağmen, çok sevdiği Elizabeth isimli birisi var. Kitapta birçok aşk hikayesi var ama ben kitapta duygusallıkla tarihi karıştırmamak için tek bir aşk hikayesini yansıttım. Ama para hırsının verdiği aç gözlülükle Charles çok zengin olmasına rağmen, genç bir yaşta sağlığını kaybediyor ve aşkını hiçbir zaman doğru dürüst itiraf edemiyor. O zamanlarda daha maddiyata, paraya, makama önem veren insanların aşk ve sevgi konusunda başkalarına beceriksiz olduklarını da gösteriyor. Ron diye bir kahramanımız var, madenci kasabasında işçi olarak başlayıp daha sonra madenci ocaklarında en yüksek seviye olan müdürlüğe kadar ulaşan birisi. İşçiler arasında işçi hakları dolayısıyla ilk defa İngiltere’de maden ocakları protestolarını da başlatıyor. Andru isimli birisinden etkileniyor, Galce’ye gelen bir çocuk Ron’la konuşuyor, ‘İşçilerin de hakları olması lazım, biz hayvan değiliz’ derken Ron’u etkiliyor. Ron da bu düşünceleri etrafındaki insanlarla paylaşıyor ve daha sonra maden ocaklarında büyük bir isyan başlıyor. MR. Pan dedikleri Andru bir şekilde öldürülüyor, kimse onun nasıl ve ne şekilde öldürüldüğünü bilmiyor. Orayı da kitabımda kapalı tuttum, cinayeti açmamak için.

“HİKAYE SANKİ BİTMEMİŞ GİBİ”

Okurlarınızın kitabın bitiş şekli noktasında tamamlanmadığını belirterek, devamının geleceğini düşünüyorlar. Madenci Kasabası seri olarak devam edecek mi?

Halil İbrahim Karsatar: Madenci Kasabası kitabının bitiş şekli okurların geri dönüşümünden edindiğime göre hikaye sanki bitmemiş gibi. En son da Charles beyin kanamasından ölüyor, çok sevdiği Elizabeth daha önce dük Marc Henry ile evliyken yaşlı bir adam olan Henry ölüyor ve daha sonra İskoçya kralının oğlu ile Elizabeth evleniyor. Tüm varlığını da bir vakıf aracılığıyla Elizabeth’e bağışlıyor. Aslında kitabın devamı oradan gelebilir, aslında okurken şuna dikkat etmeye çalıştım. Gençliğimiz son dönemde daha çok görselliğe, okuduğunda insanın zihninde o karakterlerin bir film gibi olmasına dikkat ediyor.

“TÜRKÇE KAYNAK BULAMADIM BU KİTABI YAZARKEN”

Çalıştığınız kaynakların çoğunluğunun yabancı olduğunu söylemiştiniz, bu size nasıl zorluklar yaşattı?

Halil İbrahim Karsatar: Okurlarımızdan bitmemiş bu kitap diye çok fazla söyleyen oldu, devamını bekleyenler oldu. Galiba ileride fırsatım olursa 1715 yılından başlayıp hikayeyi bir 10 ya da 20 yıl daha devam ettirmeyi çok isterim. Aslında İngiltere’de değil de Amerika sayfası açılacak, 1715’den 1780’e kadar Amerika’nın bağımsızlığının ilanına kadar güzel bir hikaye olabilir. İnsanlara tarih çok ilginç geldi, o beni de şaşırttı aslında. İngiltere tarihi ile alakalı Türkçe kaynak bulamadım bu kitabı yazarken. Kaynakların yüzde 99.9’u İngiliz kaynaklarından. Veraset Savaşları bizim tarihimizde geçiyor ama bir paragraflık. Bu kitabı tamamen bitirmem bir buçuk yıl sürdü diyebilirim. Bir buçuk yıl içerisinde hemen hemen her gün bir şeyler yazmasam da düşünmüşümdür. Bazen 20-30 sayfa yazıp da tarihte yeni bir şeyler öğrendiğimde silip yeniden tarihe uygunluk açısından yenilediğim bölümler oldu.

“BEN BİLE OKURKEN BAZI YERLERİ HOŞUMA GİDİYOR”

Kitabınızı okumak isteyen okurlarınıza bir mesajınız var mı?

Halil İbrahim Karsatar: Bu kitapla ben bir iddiada bulunmuyorum, amatör bir roman olduğunu düşünüyorum. Biraz belki bencillik olabilir ama ben bile okurken bazı yerleri hoşuma gidiyor. Okumalarını tavsiye ederim, bir defa tarihi bir bilgi kafamdan uydurduğum bir şey değil. O günün tarihi, yaşanılan koşulların ve kahramanların hikayelerinin bugün de devam ettiğini görebiliriz. Zaman değişse de insan davranışları ve ihtiyaçları değişmiyor. Okumalarını isterim, umarım okurlarımız beğenirler.

“TERÖR OLAYLARININ ARKASINDA HİKAYELERİ İŞLEMEYE ÇALIŞTIM”

Yeni bir roman çalışmanızın olduğunu da öğrendik, yeni çalışmanız hakkında neler söylemek istersiniz?

Halil İbrahim Karsatar: Bir Doğu Masalı isimli yeni bir roman çalışmam var, Türkiye’de geçer bir hikaye. 1990’lı yıllarla 2000’li yıllar arasında Güneydoğu’da devam eden terör olaylarıyla alakalı bir roman. Kahramanlarımız değişik bölgelerden vatan mücadelesi için oraya gidiyorlar, terörle mücadele ediyorlar. Olayın politik ve siyasi yönünden ziyade bitmeyen bir Mezopotamya hikayesini anlatmaya çalıştım. Bu topraklarda yaşamanın bir bedeli olduğunu, birlik ve beraberlik içerisinde yaşamadığımız zaman ise bu toprakları yeşertmek için maalesef kanlarımızı vermek zorunda olduğumuzu anlatmaya çalıştım. Biz her şeyi başkalarına yükleyebiliriz, başka güçler gelir, onların oyunları olabilir ama kendi içimizde barışmadığımız sürece bu topraklara huzurun gelmeyeceğini anlatmaya çalıştım. Kahramanlar her şeye rağmen bilerek canlarını vatan için feda ediyorlar, güzel bir aşk hikayesi var. Çavuş Hasan ile köy güzeli Ahraz arasında geçen bir hikaye de var. Hiç konuşmayan, görmeyen. Terör olaylarının arkasında hikayeleri işlemeye çalıştım, insanlar sadece çarpışıp ölmüyorlar, arkalarında çok büyük yaşanmışlıklar var.

(Haber: Ahmet Güneçıkan)

Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2019, 16:57
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner103