MEHMET BAĞLAR: Bağlar’ın arşivinden İsmail İpek!

Kahramanmaraşlı müzik adamı, araştırmacı ve Bağlama Üstadı Mehmet Bağlar, özel arşivinden çıkarttığı Afşinli Ozan İsmail İpek’in hayatını kaleme alarak, gazetemizle paylaştı.

Mehmet Bağlar, Kahramanmaraş’ın tarihini, kültürünü, değerlerini, insanlarını ve bugüne kadar gelmiş geçmiş sanatçılarını anlatan arşivini sadece Manşet Gazetesi ile paylaştı. Bağlar, Arşivinde 7’den 70’e Maraş ile ilgili bilgiler olduğunu söyleyerek, bu özel arşivini sadece bizimle paylaştı. Kahramanmaraş’ın tarihi dokusunu ve kültürünü ele aldığımız bu özel arşivde, şehrin geçmişten bu güne gelen ozanlarını, bestekârlarını ve sanatçılarını ele alıp bu özel kişilikleri tek tek sayfa sütunlarımıza taşımaya devam ediyoruz.  Her hafta Pazartesi günü gazetemizde siz değerli okuyucularımız için yazılar yazan ve arşivinde ki tarih kokan notları bizimle paylaşan Bağlar, bu hafta Afşinli Ozan İsmail İpek’in hayatını kaleme aldı.

Volkan Müzik Galerisi Yöneticisi, araştırmacı ve bağlama üstadı Mehmet Bağlar ’ın kaleminden Afşinli Ozan İsmail İpek’in hayatı;

İsmail İpek ( BİYOGRAFİ )

Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesine bağlı Örenli Köyü'nde doğdu (1942). Babası, Kamil İpek, çiftçilikle uğraşan, yörede ozanlığıyla tanınan biridir. Kamil Bey, Kürtçe, Arapça, Türkçe ve Farsçayı iyi derecede biliyor. Türkçe Dilbilgisine özellikle önem veriyordu. Filozof gibiydi, çok sevilir ve sayılırdı. Böyle bir babanın evinde yetişen yedi kardeşten biri. Dört çocuğu var. îkisi kız, ikisi erkek. Büyük oğlu Mehmet İpek de halk müziği sanatçısı. Diğer oğlu Mahir İpek ise tiyatro ve sinema ile haşır neşir. Ataları İran'ın Kaşan kentinden, önce Diyarbakır'a, sonra da Doğanşehir, Elbistan, Afşin üçgenine yerleşmişler: Adları Kaşanlı Aşireti. Mahsunî'nin hem çocukluk, hem müzik, turne arkadaşı, hem de karşı köylüsü, daha sonra da hısımı. Karasabanı bırakıp eline sazı aldığı günden bu yana bir daha bırakmamış. Çankaya Belediyesi Kültür Müdürlüğü'nden emekli. Tiyatro ile de ilgilendi. Halk oyuncuları ve Ankara Sanat Tiyatrosu oyuncularıyla birlikte, Tuncer Necmioğlu, Savaş Yurttaş, Umur Burgay, Halil Ergün gibi oyuncularla, "Pir Sultan Abdal" ve "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz" adlı oyunlarda sahneye çıktı. Devlet tiyatrolarında bir buçuk yıl çalıştı. İlkokul mezunu. Ancak İpek'e göre o yılların ilkokul mezunları, şimdilerin üniversite mezunları ile aynı

ayardaydı neredeyse. Yeğen Hüseyin İpek ile oğlu Mehmet İpek, ozanlık geleneğini aile içinde sürdürmeye adaylar. Altı ay süren kış günlerini köy ortamında saz çalarak geçirdi. Taa o yıllarda büyükler; "Bu çocukta bir iş var" dediler. Sonra 1960'lı yıllarda Mahsunî ile tanıştı. Esin Merali ile Davut Sulari'nin okullarına gelişini unutamıyor. Hayranlık da burada başlıyor.

İsmail İpek bir ozanlar ailesi çiçeklerinden sadece biri adeta. Emekçi teyze oğlu, Âşık Meçhulî, Perişan Güzel, Perişan Derviş, Perişan Ali, Devrimi... amcazadeler. Bilenler Perişan Güzel deyince; "Eşinden Ayrılan Yaralı Ördek" türküsünü hemen anımsarlar. İsmail İpek ilk kırkbeşlik plağını henüz 24 yaşındayken yaptı. Sonraki yıllarda kırkbeşliklerin sayısı

seksene, kasetlerin sayısı ise on dokuza çıktı. O yıllarda henüz Unkapanı yoktu. Sirkeci'de Doğu Bank İş Hanı vardı. Plak firmaları oradaydı. Nesimi Çimen, Âşık İhsani, Muhlis Akarsu, Müslüm Sümbül, Muharrem Akkaya, Mustafa Sayılır, Gülabi, İsmail

' Nar ile orada tanıştı. "Ozanı hapsedebilir, eza-cefa'ya maruz bırakabilirler ama asla susturamazlar, o doğruyu söylemeye, Mustafa Kemal'in öğütlediği gibi gerçeklerden yana olmaya mecburdur." diye düşünüyor. Böyle düşündüğü için çile çekmiş olsa da pişman değil.

"Kelaynak kuşları gibi tükenmek üzereyiz, medya magazine boğulmuş" dese de "çok güzel saz çalan gençlerimiz var" demekten kendini alamıyor. İsmail İpek'e göre; yazmanın yeri, saati yoktur. Gün olur, günler olur, hiçbir şey yazmamış olursun. Gün olur peşi sıra, peçeteye bile dökülür. Gönlüne doğmaya, içinin kaynamasına bağlı bir şey. Bunca emeğe ve birikime karşın henüz bunları bir kitapta toplamış değil. Ancak otuz kadar şiiri çeşitli antolojilerde yer almış. Sayılamayacak kadar ödül aldı. Yurtiçi-yurtdışı konserlere katıldı. Antalya Film Festivali, Kaşanlılar Vakfı, Açıkalın İlkokulu, TBMM, Develi Belediyesi, Nasrettin Hoca Şenliği, Âşık Veysel Kültür Derneği, Kültür Bakanlığı gibi kurum ve komitelerden ödüller aldı. Hacıbektaş, Hüseyin Gazi, Diyarbakır başta olmak üzere birçok festivale katıldı.

İki mahlası var: "Dost İpek", ve "Memocan." Bağlamanın dışında cura ve kaval çalışıyor.

Birçok şiir ve bestesi Musa Eroğlu, Gülşen Altun, Gönül Erdoğan, Dilberay, Gülsen Bütün, Nilüfer Akbal, Mehmet İpek, Grup Telden Dile ve daha nicele-rince okundu. Doğaçlama şiirler de söyleyen İpek'le ilgili olarak en çok program düzenleyen medya kuruluşu TRT

radyo ve televizyonları...

GEL GÖNÜL CAHİLİN YANINA VARMA
Gel gönül cahilin yanına varma
O bilmez halinden şaşırır seni
Türlü türlü hülya içinde durma
Hayal deryasından taşırır seni...

Bakma uzaklara gel gör yakını
Avcı isen boşa atma okunu
 Namert metahından tutma yükünü
 Anlamaz tuzağa düşürür seni.

Dost İpek söylerim bitmez ah u zar
Kendini bilmezden hep gelir zarar
Yalvarırsan bari kâmile yalvar
Ondan zarar gelmez pişirir seni.

YÂRİ ÖZLERİM
Yine efkârlandım yâri özlerim
 Gönül kalk gidelim o yara doğru
 Göremezsem kışa döner yazlarım
Gönül kalk gidelim o yara doğru

Yârin cemalini görmek isterim
 Eşiğine yüzüm sürmek isterim
Varıp divanına durmak isterim
Gönül kalk gidelim o yara doğru

Dertli İpek hayalimde yaşarım
 Sevdan ile dolup dolup taşarım
Aşkın ile yüce dağlar aşarım
 Gönül kalk gidelim o yara doğru

HEY ARKADAŞ KİMLİĞİMİ SORARSAN
Hey arkadaş kimliğimi sorarsan
Ömür çilesini çekeniyim ben
 Gidip başka yerde beni ararsan
 Kalbinden kibiri sökeniyim ben..
Giremedim gönüllerin köşküne
 Canım kurban olsun özü pişkine
 Gece gündüz gerçeklerin aşkına
 Ağlayıp gözyaşı dökeniyim ben..
Kamil olan belli olur sözünden
Leke olmaz yürüdüğü izinden
 Aradım İpek'i buldum özünden
Hakikat şehrinin dükkanıyım ben..

YİNE EFKAR BASTI DERTLİ GÖNLÜMÜ
 Yine efkar bastı dertli gönlümü
Neredesin dudu dillim gel ha gel
 Felek bir ok vurdu deldi sinemi
 Neredesin dudu dillim gel ha gel..
 Düştüm karanlığa kaldım ışıksız
Billahi sevdiğim olamam sensiz
 Ne gündüzüm gece ne günüm gündüz
Neredesin tatlı dillim gel ha gel..
 Dost İpek'in sensiz geçmiyor günü
Yoluna koymuşum bu tatlı canı
 Sürdüğümüz devran nerede hani
Neredesin tatlı dillim gel ha gel..

SEVDİĞİM ( GAYRI GÖNLÜME )
Gayrı görünme gözüme (Le le sevdiğim)
 Ben seni kalbimden sildim (Le le sultanım)
 Kulak ver dinle sözümü
 Ben seni kalbimden sildim

Le le sevdiğim
Le le sultanım
 Le le nazlı yar

İpek hep sana inandı (Le le sevdiğim)
O sahte sözlere kandı (Le le sultanım)
 Ancak bu kadar dayandı
Ben seni kalbimden sildim

Le le sevdiğim
 Le le sultanım
Le le nazlı yar

SAKIN CAHİLİN YANINA ( DEMEDİM Mİ)?
Sakın cahilin yanına
Varma gönül demedim mi
 Müşkül olsa da halını
Sorma gönül demedim mi..
 Bulamaz dost arasını
 Eksik alır darasını
Kabuklaşan yarasını
 Sarma gönül demedim mi
Aç gezer o tokçasına
 Muhammet'in hakçasına
 Namussuzun bahçasına
Girme gönül demedim mi..
İpek'i düşürdün aşka
Görmeseydim seni keşke
 Kendi kusurundan başka
Görme gönül demedim mi..

Haber: Emre Akkış