Yapısal reform” son zamanlarda siyasetçiler ve ekonomistler tarafından sıkça dile getirilen bir önlem olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Mahfi Eğilmez’in yıllardan bu yana gerek kendisine ait blog sayfasında gerekse de kitaplarında sıkça değindiği yapısal reform, uygulama süreci uzun ama neticesinde kalıcı çözümler içeren bir dizi önlemler anlamına gelmektedir. Bu reformlar sadece ekonomi alanında değil aynı zamanda eğitim, hukuk, spor, tarım gibi daha bir çok alanda ortaya konabilir. Umarım ki, gerekliliğine yürekten inandığım yapısal reformların sadece adını anmak, bu reformları gerçekleştirmek sayılmaz ve bu reformların manasını hafifletmez.

***

Ülkemizin ekonomide inişli çıkışlı ortamdan daha stabil bir ortama geçiş yapmasında yapısal reformlara ihtiyaç vardır. Bugün bu reformlardan biri olan “yurt içi tasarruf” mevzusuna değinelim biraz.

***

Yurtiçindeki yerleşiklerin tasarrufunun arttırılması bir ekonomik döngü açısından oldukça önem arz eder. Tasarruf artarsa bankalar kaynak bulur ve böylece kaynağın maliyeti ucuzlar. Bu ucuz kaynak yatırımcının yatırım yapma iştahını arttırır ve yeni iş sahaları açılır. Tüm bunların neticesinde işsizlik azalır, ücretler artar, tasarruflar daha da yükselir ve bu yine yatırıma dönüşür, büyüme ve refah artar.

***

İsraf konusunda yapılan bir akademik çalışmanın özet verileri ışığında, günümüzde yurt içi tasarruf konusunun önemli bir problem olduğunu şu şekilde gösterebiliriz:

  • Ülkemizde tasarruf yapma oranı yüzde 25 seviyesindedir. Bu oran, ileri ekonomilerde ortalama yüzde 40’tır.

  • Günde 4,9 milyon adet ekmek, hiç tüketilmeden çöpe gidiyor.

  • İnsanların %80’I çamaşır/bulaşık makinesine sahip olmasına rağmen çoğu zaman makinelerini kullanmıyor, suyu aşırı tüketerek israf ediyor.

  • Her 10 kişinin 6’sının dolabında az giydiği, ihtiyaç dışı giysiler var.

  • Geri dönüşüm işaretini toplumun %55’i doğru bilmiyor. Hatta geri dönüşüm kavramını toplumun %30’u hiç duymamış.

  • Günümüz aileleri kendi ihtiyaçları için geçmişte ürün üretirken (zahirelik gıda, giyecek eşyası, tarımsal ürün vs.) artık bir çok mal ve hizmeti dışarıdan almayı tercih ediyorlar.

  • Mal ve hizmet üreten işletmeler, her türlü ürünü hızlı, çabuk ve seri şekilde sunuyor ve bunu da tüketiciye hızlı bir şekilde duyuruyor. Bu durum, maliyetini düşünmeden gerçekten onun bir ihtiyaç olup olmadığını sorgulamadan tüketme çılgınlığına sebep oluyor.

***

Yurtiçi tasarrufların arttırılması, devlet yönetimi tarafından bir takım politikalar ile teşvik edilir. Bununla birlikte, bireyin tasarruf yapmasını engelleyen israf alışkanlığı dizginlenmezse hiç bir politika fayda vermez. Bkz: Zorunlu BES uygulaması…

***

İsraf etmemek için ve dolayısıyla tasarrufa geçebilmek için, ihtiyacımız olmayan şeyleri satın almayalım, kullanmadıklarımızı eleyelim, evimizde, arabamızda ve genel olarak hayatımızda bizi maddi manevi yoran detaylardan kurtulalım, sadeleşelim. Yenisini almak yerine, tamir etmeyi düşünelim ya da ikinci eliyle değiştirmeyi alışkanlık edinelim. Yani özetle aşırılık değil yeterlilik ilkesini benimseyelim. Herkese hayırlı kazançlar dilerim.