Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümünde, helikopterin düşme nedenini ortaya çıkaracak cihazları söken ve “kaybettik” dedikleri için o zamanın savcıları tarafından serbest bırakılan kaza kırım ekibinden 2 kişi, şimdi 15 Temmuz darbe girişimindeki en tehlikeli isimler olarak tutuklandılar. Öte yandan, Oda-TV,
17 Ağustos 2011 tarihli “Fetullah Gülen, Yazıcıoğlu hakkında ne demek istedi” başlıklı haberinde, Gülen’in konuşmasındaki Yazıcıoğlu ayrıntısını şöyle gündeme getirmişti: Aldansanız bile kimseyi aldatmayın. Çünkü aldatma günahtır. Aldanırsanız böyle kurban gidersinizdiyen Gülen, savcı soruşturmasındaki o askerlere şaşırtıcı şekilde sahip çıkmış ve şunları söylemişti: “Asker vazifesini yapmadı dediler, ben yaptığına kâniyim yani”. Milliyet’ten Mert İnan’ın haberine göre; Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası Cemaatin darbe girişiminden sonra yeni bir boyut kazandı. Takipsizlik kararı verilen dosyanın yeniden açılması için başvuran Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Selami Ekici, “Helikopteri düşürenler ile cihazları sökenler, aynı örgüte mensuptur.
Kaybedilen cihazlar, düşen helikopterin beyin aksamı olup, delil karartmak için sökülüp yok edildiler. Üstelik Yazıcıoğlu'nun helikopteri düşünce, aramaya giden Özel Kuvvetlere ait Skorsky de garip şekilde düştü” dedi. Malatya 2.Kara Havacılık Alayı'ndan Aydın Özsıcak ve Davut Uçum'un aralarında olduğu bir kaza kırım heyeti görevlendirilmişti. Özsıcak, kaza-kırıma uğrayan Skorsky'yi incelemek yerine, Yazıcıoğlu'nun helikopterindeki Argus-5000 ve Skymap-3 cihazlarını sökmüştü. Cihazlar helikopterin düşme nedenini ortaya çıkaracak en önemli ekipmanlardı. Maalesef cihazlar kaybedildi denilerek, deliller karartıldı. En vahimi, o zaman serbest bırakılan Aydın Özsıcak ve Davut Uçum, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast düzenlemeye giden hain FETÖ üyeleri arasında yer aldılar. Bu durum, Yazıcıoğlu'nun FETÖ tarafından öldürüldüğü ihtimalini güçlendirdi.
O tarihlerde, bu kişilerin ve kaza-kırım ekibinin, ‘örtbas raporları’ karşılığında ev, araba, olağanüstü tayin ve terfilerle ödüllendirildikleri ortaya çıktı. Son olarak, dosyanın üçüncü şüphelisi, FETÖ'cü Emniyet Müdürü Dursun Özmen'in tutuklanması, 'suikast' şüphelerini daha da artırdı. Takipsizlik kararı verilerek kapatılan dava dosyası, 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişiminin ardından yeniden açıldı.
Devletin içindeki FETÖ yapılanması için “ÇETE” kelimesini ilk defa kullanan, merhum Yazıcıoğlu idi. Milli imkanlarımızdan ve Devletimizin mekanizmalarından yararlanarak kendi emelleri doğrultusunda çalışan Gülen yapılanmasına her zaman karşı olduğu bilinen Yazıcıoğlu, endişeyle izlediği bu yapıya her zaman uzak durmuştur. Rahmetli Turgut Özal’ın vefatından önce, Gülen’in Özal’a geniş tabanlı yeni bir parti kurmayı telkin ettiği, bu amaçla görüşülen kişiler arasında bulunan Yazıcıoğlu’nun böyle bir girişime karşı çıktığı şeklinde bilgiler ve yorumlar mevcuttur. Gülen’e ve misyonuna güvenmeyen Yazıcıoğlu ile Gülen arasında bir sempati oluşturulması talebine, Özal’ın kayıtsız kalmadığı, yeni partiye Yazıcıoğlu’nu da alarak bu talebi gerçekleştirmeyi planladığı, ama Gülen’in farklı ülkeler ve istihbarat servisleri ile ilişki içinde olduğunu beyan eden Yazıcıoğlu’nun mesafesini koruduğu, Özal da aynı bilgilere sahip olmakla birlikte, Gülen’in yabancılar yerine, kendileri tarafından kullanılabileceğini önerdiği, fakat Yazıcıoğlu’nun reddettiği ifade edilmektedir. Yazıcıoğlu’nun içinde olduğu bu süreç ve vakıf olduğu ayrıntılı bilgiler, Fetullah Gülen’in uluslararası bir proje olduğunu yakın çevresine beyan etmesi, BBP bünyesine sızmak isteyen Gülen cemaati mensuplarını tespit ederek engellemesi, Yazıcıoğlu’nu FETÖ’nün kesin hedefi haline getirmiştir.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun cenazesi ölümünden 6 gün sonra 31 Mart 2009 tarihinde Kocatepe Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından defnedildi. TBMM'deki törende Yazıcıoğlu'nun Türk bayrağına sarılı naaşının üzeri çiçeklerle süslendi. Cenaze törenine basın mensupları dâhil yaklaşık 700.000 kişi katıldı. Vasiyeti üzerine cenazesi, Bakanlar Kurulu kararıyla, İstiklal Marşımızın yazıldığı ve Ankara’da Mehmet Âkif Ersoy müzesi olarak kullanılan Taceddin Dergahının bahçesine defnedildi. Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümünün ardından memleketi Sivas'ta birçok parka ve caddeye ismi verildi. Amasya'da ve Ankara Çamlıdere ilçesinde birer caddenin ismi Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi olarak değiştirildi. Anadolu'nun birçok yerinde park, cadde ve vakıflara ismi verilerek kendisine duyulan sevgi ve saygı ölümsüzleştirildi.
Merhum Yazıcıoğlu, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da çok takdir ettiği bir siyasetçiydi. Rabbim rahmet eylesin, mekanın cennet olsun, nur içinde yat “Muhsin Başkan”, kanın yerde kalmayacak ve sana kıyan, katiller, hainler, adalet önünde mutlaka hesap vereceklerdir.
 
Dr. Yıldırım Ramazanoğlu